"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/2477 E., 2022/2330 K.
SUÇ : Cebir veya tehdit kullanmak suretiyle intihara yönlendirme
HÜKÜM : İstinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi kararı
İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İTİRAZA KONU KARAR : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 12.09.2024 tarihli ve 2022/8757 Esas, 2024/5489 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.10.2024 tarihli ve KD-2022/112541 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308/1. maddesi uyarınca yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, sanık ...'ın ölen ...'e karşı cebir veya tehdit kullanmak suretiyle intihara yönlendirme suçundan beraatine karar verilmesi gerektiğinden bahisle temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması ilâmının kaldırılmasına ve hükmün bozulmasına karar verilmesi talebine ilişkindir.
II. GEREKÇE
Ölen ... ile sanık ...'ın 2020 yılı başlarında sosyal medya aracılığı ile tanışıp görüşmeye başladıkları, bir süre duygusal ve cinsel birliktelik yaşadıkları ancak sanık ile ilişkisinden rahatsız olan ölenin bu ilişkiyi sonlandırmaya çalıştığı, sanığın ise ilişkiyi sona erdirmeyi kabul etmeyip, öleni darp ettiği, sürekli takip ettiği, başkalarıyla görüşmesine izin vermeyerek baskı altına aldığı, tehdit ettiği ve şantaj yoluyla üzerinde tahakküm kurduğu, ölenin sanığın kendisine yönelik baskı ve tahakkümünden her türlü çabasına ve yaptığı başvurularına rağmen kurtulamadığı, yaşadığı bu durumdan kurtulmak amacıyla intihar etmeyi kendisine bir kurtuluş yolu olarak gördüğü, bu yönde birden fazla kez intihar girişiminde bulunduğu, son olarak sanığın ölene "git kendini öldür, yoksa ben seni öldüreceğim" şeklinde tehdidi ile birlikte fiziksel ve ruhsal şiddet sebebiyle yaşadığı baskılara dayanamayan ölenin 30.09.2021 günü gece saatlerinde ikamet ettiği evin yanında bulunan binanın 6. katına çıkıp, 6. kat merdiven boşluğu penceresinden atlayarak yaşamına son verdiği ve tanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'ın beyanları, ölenin 14.05.2020 ve 29.09.2021 tarihli ifadeleri ve 15.05.2020 tarihli dilekçesi, 29.09.2021 tarihinde tanık ...'ya göndermiş olduğu ses kaydı, 30.09.2021 tarihinde tanık ...'a whatsapp üzerinden göndermiş olduğu sesli mesaj, sanık tarafından sahte instagram hesaplarıyla ölene hitaben yazılan sesli ve yazılı mesajlar, 29.09.2021 tarihinde teyzesi ... ile yazışmaları, olay gecesi ölenin ikametinde ölümünden sanığın sorumlu olduğuna dair bıraktığı not ile ölenin not defterinde ele geçen yazılar ve tüm dosya kapsamı uyarınca sanığın ölene karşı cebir veya tehdit kullanmak suretiyle intihara yönlendirme suçunu işlediği sübut bulduğundan, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
III. KARAR
1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy çokluğuyla REDDİNE,
2. 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarıncaYargıtay 1. Ceza Dairesinin, 12.09.2024 tarihli ve 2022/8757 Esas, 2024/5489 Karar sayılı temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması kararı ile
ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.02.2025 tarihinde karar verildi.
K A R Ş I O Y
Cebir veya tehdit kullanmak suretiyle intihara yönlendirme suçundan sanık ... hakkında bu suçtan verilen mahkumiyet ve istinaf incelemesi üzerine verilen istinaf isteminin düzeltilerek esastan reddi kararlarının temyiz incelemesi kapsamında Dairemizce verilen temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanmasına ilişkin karara karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan itirazın farklı gerekçeyle kabulü düşüncesinde olmam nedeniyle sayın çoğunluğun itirazın reddine ilişkin görüşüne katılmıyorum.
Şöyle ki;
Sanığın mahkumiyetine karar verilen 5237 sayılı TCK'nin 84/4. maddesinin ikinci cümlesindeki cebir veya tehdit kullanmak suretiyle intihara mecbur etme suçunda esas olan husus mağdura karşı gerçekleştirilen yoğunlaşmış cebir veya tehdit fiilleri sonucunda intihar edene başkaca bir çıkış yolu bırakılmaması ve intihar edenin hayatına son vermeyi mecburi olarak görmesidir. Bu bağlamda failin gerçekleştireceği cebir veya tehdidin sıradan bir cebir veya tehdit değil mağdurun intihar etmesine neden olacak ağırlıkta, ciddi ve karşı koyamayacağı nitelikte olması, mağdurun kendini tümüyle çaresiz ve savunmasız hissederek hayatına son vermiş olması gerekmektedir. Mağdura yönelen cebir veya tehdidin onu intihara mecbur edip etmediği somut olayın özelliklerine göre yapılacak değerlendirme sonucunda mahkemece takdir edilecek, fail tarafından mağdura yöneltilen cebir veya tehdit mağduru başka surette hareket etme kabiliyetinden ve buna olan inancından yoksun bırakıyor ise mağdurun intihara mecbur bırakıldığının kabulü gerekecektir.
Aynı maddenin birinci fıkrasında ise intihara yönlendirme başlığı altında fıkrada belirtilen "azmettirme", "teşvik etme", "intihar kararını kuvvetlendirme", "başkasının intiharına herhangi bir şekilde yardım etme" seçimlik hareketleriyle işlenebilen intihara yardım suçu düzenlenmiştir. Bu kapsamda "intihara azmettirme" fail tarafından henüz intihar düşüncesi olmayan kişide intihar düşüncesinin oluşturulup bu kararın verdirilmesidir. "İntihara teşvik" intihar konusunda niyet ve düşüncesi olup henüz karar vermemiş kişinin intihara yöneltilmesidir. "İntihar kararını kuvvetlendirmek" intihar konusunda mağdurun daha önce verdiği kararı güçlendirip takviye etmek adına sergilenen söz ve davranışlardır. "İntihara yardım" ise mağdurun intiharını kolaylaştırmaya dönük hareketlerde bulunmak ve özellikle bu noktada gerekli imkan veya araçları sağlamak, tavsiye ve telkinlerde bulunmaktır. İntihara yönlendirme suçunda failin kastı büyük önem taşımaktadır. Failde mağduru intihara yönlendirme kastının bulunmaması halinde bu suç oluşmayacaktır. Bu maddenin birinci fıkrasındaki seçimlik hareketlerin gerçekleştirilmesi sonucunda ölüm olayı meydana gelmişse aynı maddenin ikinci fıkrası, intihar teşebbüs aşamasında kalmışsa maddenin ilk fıkrası uygulama alanı bulacaktır.
İncelenen dosya kapsamına göre,
30.09.2021 tarihinde gece saatlerinde ikamet ettiği evin yanında bulunan binanın 6. katının merdiven boşluğu penceresinden atlamak suretiyle intihar ederek ölen ...'ün sanık ... ile tanışmaları ve birlikteliklerinden itibaren çalkantılı ve sorunlu bir ilişkilerinin olduğu, duygusal ve cinsel ilişki yaşayan tarafların sık sık tartıştıkları, hatta bu olayın hemen öncesinde 29.09.2021 tarihinde sanıktan ayrılma yönündeki iradesini ortaya koyan maktul ...'ün sanığın kendisine ait fotoğraf ve videolarının olduğunu, kendisine karşı gelmesi halinde bunları ailesine ve çevresindekilere göstereceğini belirtmek suretiyle tehditte bulunduğundan bahisle sanık hakkında karakola müracaatının bulunduğu, aynı gün gece saatlerinde alkollü şekilde gittiği sanığın bekar evinde tartıştığı sanığa kendisinden ayrılmak istediğini söylemesi üzerine sanığın maktulü darp ettiğini, alkolün etkisiyle sızan maktulün sabah saatlerinde kendine geldiğinde konuyu tekrar açması üzerine sanığın maktule hitaben "git kendini öldür, yoksa ben seni öldüreceğim" şeklinde sözler söylemesi üzerine sanıktan şikayetçi olduğu ve maktuldeki darp-cebir izinin de adli raporla tespit edildiği,
Maktulün ölümünden sonra yaşadığı evde yapılan incelemede ayakkabılık üzerinde ruj kalemiyle yazılıp bırakıldığı anlaşılan notta "ölümümün tek sebebi ...'dır. ... bir tecavüzcü" ibarelerine rastlandığı ve bu notun maktule ait olduğunun değerlendirildiği,
Ölenin daha önce de başka intihar girişimlerinin olduğu, bu kapsamda henüz sanıkla tanışmadan önce 06.09.2019 tarihinde intihara kalkışma öyküsünün bulunduğu ve sonrasında da 14.05.2020 tarihinde yine bir inşaattan atlamak suretiyle intihara teşebbüs etmek istediği sırada kolluk görevlilerince ikna edilerek vazgeçirildiği, dosya içeriğindeki bulgu ve tespitler ışığında maktulün sanıkla yaşadığı ilişkiye bağlı olarak psikolojik sorunlar yaşadığı ve bunların üstesinden gelmekte zorlandığı, sanığın kendisine yönelik olarak zorla cinsel istismarda bulunduğuna ilişkin iddiasının ise daha sonra ilişkilerinin rızaya dayalı olduğunu belirtmesi nedeniyle takipsizlik kararıyla sonuçlandığı anlaşılmıştır.
Tüm bu hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, evli olan sanığın maktulle yaşadığı gayriresmi ilişkideki sorunlar ve aralarındaki ilişkinin sanığın tehdit, hakaret ve şantaj içeren eylemleriyle evrildiği boyut içinde maktulün iyice bozulan psikolojik durumu ve ayrılma konusundaki isteğini ifade ettiği sanığın bu konudaki olumsuz tutum ve davranışlarının da katkısıyla esasen intihara eğilimli yapıdaki maktulün yaşadığı ruhsal travmanın derinleştiği, son alarak da olayın hemen öncesinde sanığın maktule hitaben sarf ettiği, "git kendini öldür, yoksa ben seni öldüreceğim" şeklindeki tehdit sözlerinin yarattığı endişe ve güvensizlik duygusu içinde maktulün intihar kararını alarak bıraktığı notta ölümünden sorumlu olan kişi olarak sanığı işaret ettiği, benzer bir olaya ilişkin olarak verilen Dairemizin 2014/3770 Esas, 2015/4273 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere sanığın kendisini aldatan eşi maktule telefon görüşmesi esnasında söylediği, "seni gelirsem silahla vuracağım, ben gelmeden kendini vur, bu işi bana bırakma" biçimindeki sözlerin intihara yönlendirme suçunu oluşturacağına dair içtihadı da nazara alındığında sanığın maktule yönelik yukarıda belirtilen sözlerinin esasen psikolojik durumu iyi olmayan ve intihara eğilimli olan maktulün intihar konusundaki kararını kuvvetlendirmekten ibaret olduğu ve bunun etkisiyle gerçekleştiği anlaşılan intiharın TCK'nin 84/2. maddesindeki suçu oluşturacağı, öte yandan sayın çoğunluğun kabul ettiğinin aksine sanığın maktule intihar etmekten başka çare bırakmadığına ve bunu sağlayacak derecede yoğun şekilde cebir veya tehdit kullandığına ilişkin somut ve kesin kanıt bulunmadığından TCK'nin 84/4. maddesindeki suçun işlendiğinin kabul edilemeyeceği, eylemin bu haliyle aynı maddenin birinci fıkrasındaki seçimlik hareketlerin işlenmesi suretiyle TCK'nin 84/2. maddesindeki suçu oluşturacağı gözetilerek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının farklı gerekçeyle kabulüne karar verilmesi görüşüyle sayın çoğunluğun aksi yönündeki kabul ve görüşüne katılmıyorum.