"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : GAZİANTEP BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL - TAZMİNAT
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin kararın, davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan inceleme sonucunda; istinaf başvurusunun kabulüyle HMK’nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, gerekçesi değiştirilmek suretiyle davanın reddine dair yeniden verilen karar, süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosyadaki belgeler incelenerek gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar, Gaziantep 2. Asliye Hukuk Mahkemesi kararı ile 114 ada, 15 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının mirasbırakanları ... ... adına tesciline karar verildiğini ancak davalılardan ...’ın Mahkeme kararına aykırı olarak, taşınmazı dayısı ... ...’a onun ortak mirasçıları olan davalı ...’a ...’inde diğer davalı ...’ye temlik ettiğini yapılan temliklerin muvazaalı olduğunu ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini olmadığı takdirde bedelinin tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
II. CEVAP
Davalı ..., davacılar ile diğer mirasçıların gayrimenkulün tapusunu ...'a verdiklerini beyan etmeleri üzerine ...’e devrettiğini,
Davalı ..., taşınmazı ...'dan parası karşılığında satın aldığını, satın aldıktan sonra ... isimli şahsa 530.000 TL. karşılığında sattığını, ...'yi daha önceden tanımadığını,
Davalı ..., ...'ı ve ailesini tanımadığını, iyi niyetli olarak taşınmazı iktisap ettiğini,
Davalı ..., dava konusu taşınmazın kendisi adına hiçbir zaman tescil görmediğini, açılan davanın kendisi ile bir ilgisinin bulunmadığını, belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Gaziantep 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20/02/2018 tarihli ve 2016/372 E., 2018/156 K. sayılı kararıyla; son malik davalı ...'nin kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından tapu iptali ve tescil talebinin reddine, davalı ...’in dava konusu taşınmazı satış suretiyle temlik etmiş olması nedeniyle davacıların miras payları oranında tazminatın davalı ...’ten tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2.İstinaf Nedenleri
Davacılar vekili, davalı ... ...’ın dava konusu taşınmazı tapuda tedbir şerhi olmamasından faydalanarak kötü niyetle davalı ...’e devrettiğini, Bilal’in tüm mirasçıların talebi üzerine devir işlemi yaptığı yönündeki savunmanın Mahkemece kabulünün hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, davalı ...’nin kötü niyetli olduğunun ispatlandığını, dava konusu taşınmazı satın aldığını beyan ettiği halde ödemeyi ispat edemediğini, davalı ... ile danışıklı şekilde taşınmazı devraldığını ileri sürerek, davalılar ... yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi istemiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 20/12/2018 tarihli ve 2018/925 E., 2018/1870 K. sayılı kararıyla; davacıların, 3. kişi konumunda bulunan davalılara temlik edilen taşınmazla ilgili olarak “tapu iptali ile payları oranında tescile olmadığı takdirde miras payları oranında tazminata karar verilmesini istedikleri, muris ... ...'ın davacılardan başka 5 adet daha mirasçısının bulunduğu, bu nedenle TMK. nın 701. maddesi uyarınca davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın esastan reddine karar verilmiş olmasının doğru olmadığı, davalılar ... yönünden kararın gerekçesi düzeltilerek dinlenebilir (mesmu) olmayan davanın reddine, davalı ... bakımından tesis edilen tazminat kararına yönelik istinaf başvurusu bulunmadığından hükmün bu kısmının kesinleşmesi nedeniyle, infazda tereddüt oluşturmaması amacıyla kesinleşen hüküm fıkralarının tekrar edilmekle yetinilmesine, temlik işlemine taraf olmayan diğer davalı ... yönünden pasif husumet yokluğundan davanın reddi yerine esastan ret kararı verilmesinin bu hususta istinaf başvurusu olmadığından eleştirilmesiyle yetinilmesine, istinaf başvurusunun kabulü ile HMK’nin 353/1-b-2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak değiştirilen gerekçeyle davanın reddine dair yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Davacılar vekili, davalı ... ...’ın dava konusu taşınmazı tapuda tedbir şerhi olmamasından faydalanarak kötü niyetle davalı ...’e devrettiğini, Bilal’in tüm mirasçıların talebi üzerine devir işlemi yaptığı yönündeki savunmanın Mahkemece kabulünün hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, davalı ...’nin kötü niyetli olduğunun ispatlandığını, dava konusu taşınmazı satın aldığını beyan ettiği halde ödemeyi ispat edemediğini, davalı ... ile danışıklı şekilde taşınmazı devraldığını ileri sürerek, davalılar ... yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi istemiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı tapu iptal ve tescil mümkün olmadığı takdirde tazminat isteğine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 701. maddesinde. "Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır.
3.2.2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 702. maddesinde, "Ortakların hakları ve yükümlülükleri, topluluğu doğuran kanun veya sözleşme hükümleri ile belirlenir. Kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekir. Sözleşmeden doğan topluluk devam ettiği sürece, paylaşma yapılamaz ve bir pay üzerinde tasarrufta bulunulamaz. Ortaklardan her biri, topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabilir. Bu korumadan bütün ortaklar yararlanır".
3.2.3. Bilindiği üzere; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 599. maddesi hükmü uyarınca; miras, murisin ölümüyle ve terekenin açılmasıyla mirasçılarına geçer ve mirasçılar terekedeki mallar üzerinde bu tarih itibari ile hak sahibi olurlar. Türk Medeni Kanunu'nun 640. maddesi hükmü gereğince birden çok mirasçının bulunması halinde, mirasın intikaliyle paylaşmaya kadar mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Böylece, mirasçılar terekeye elbirliği mülkiyeti ile sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil yada yönetim yetkisi saklı kalmak üzere terekeye ait haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler. TMK'nın 701/2. maddesi hükmüne göre, elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp, her birinin hakkı ortaklığa giren malların tamamına yaygındır. Bir başka ifadeyle, tereke üzerindeki hak sahipliği ortaklardan tek başına hiçbirine ait olmayıp hak sahibi olan ortaklıktır.
Bu yasal düzenlemelere göre, miras ortaklığı mirasın tümü üzerinde söz konusu olduğundan, terekedeki paylar ayrılmaksızın ortaklığa dahil olan mirasçılara aittir. Tereke üzerinde ortaklık devam ettiği sürece, mirasçıların terekeye giren mallar üzerinde somut ve bağımsız payları mevcut değildir.
O halde, yukarıda değinilen yasal düzenlemeler ve ilkeler dikkate alındığında ve dava dışı mirasçıların da bulunduğu gözetildiğinde, davacılar yolsuz tescil hukuki nedeniyle ve kendi paylarına hasren tek başına dava açamazlar. Esasen, mülkiyet çekişmesini içeren ve değinilen nitelikli davada pay oranıyla açılan davanın dinlenilmesine olanak yoktur.
3.2.4. Davacıların miras paylarına hasren dava açtıkları, terekeye döndürme isteminin bulunmadığı, çekişmeli taşınmazın ise dava tarihinde mirasçı olmayan üçüncü kişiler adına kayıtlı olduğu, davacılar dışında başkaca mirasçının da bulunduğu dosya kapsamı ile sabittir. Mirasbırakana teban kayıt maliki üçüncü kişiye karşı yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı olarak pay oranında açılan tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat istekli davanın dinlenme olanağı bulunmamaktadır.
3.3. Değerlendirme
(III.) ve ( IV.3.) numaralı paragraflardaki gerekçeler yerinde bulunmakla, dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
VI. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 13.459,35-TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 24/01/2022 tarihinde oybirliğiyle kesin olmak üzere karar verildi.