Logo

1. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ

DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil istekli dava sonunda Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince verilen 06/10/2021 tarihli ve 2019/1663 Esas - 2021/1397 Karar sayılı karar, yasal süre içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı, mirasbırakan eşi ... ...’ın maliki olduğu 81 ada 24, 27, 35, 36, 37 ve 38 parsel sayılı taşınmazlarını 27/10/2011 tarihinde satış göstermek suretiyle ilk evliliğinden olma kızı davalı ...’e devrettiğini, yapılan işlemin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, davalının dava konusu taşınmazları murisin vefatından sonra ... isimli bir yakın akrabasına satış yolu ile devrederek, 2014 yılında tümünü tekrardan satış yolu ile geri aldığını, bu suretle muvazaa riskinin bertaraf edildiğinin düşünüldüğünü ileri sürerek, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile payı oranında adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

Davalı, 1964 doğumlu olup, Almanya’ya 1977 yılında ailesi ile birlikte gittiğini ve çocuk olduğu halde günde 2 saat olmak üzere 1981 yılına kadar çalıştığını, 1981 yılında sigortalı işçi olarak tam gün çalışmaya başladığını, murisin taşınmaz satın almak istediğini ve bunun için krediye ihtiyaç duyduğunu, Almanca bilmeyen ve mesleği olmayan murisin sabit bir işi olmadığından (geliri de dolayısıyla az olduğundan) kredi çekmesinin mümkün olmadığını ve taşınmazların alımı için gereken kredinin kendisinin (davalının) maaşı karşılığı çekildiğini, daha sonra da kredi borcunun maaşıyla ödendiğini, taşınmaz alımı için gereken paranın (40.000,00TL) kalan 10.000,00 TL'sinin de yine Almanya’da yaşayan eniştesi ... ve teyzesi ...’dan borç alındığını ve kendisi tarafından ödendiğini, çektiği krediyle satın alınan dava konusu taşınmazların murisin adına tescil edildiğini, daha sonra emekli olan murisin Türkiye’ye döndüğünü, kendisinin yanında kaldığını, murise kendisi tarafından bakıldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Susurluk Asliye Hukuk Mahkemesinin 18/06/2019 tarihli ve 2017/236 E. - 2019/345 K. sayılı kararıyla; dinlenen taraf tanıklarının beyanlarından, davaya konu taşınmazların ediniminde davalı ...'nın büyük katkısının bulunduğu, murisin sağlığında maddi durumu iyi olmadığından yine davalının murise ekonomik olarak destek olmaya devam ettiği, bu hususta özellikle davalı tanığı olarak dinlenen ve davanın kabulü halinde hak sahibi olacak murisin dava dışı çocuğu ... tarafından beyanda bulunulduğu, minnet duygusu ile yapılan temlik işleminin murisin iradesini yansıttığı, dava konusu taşınmazların davalıya temlikinin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı olmadığı ve muvazaadan ari olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

1. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

2.İstinaf Nedenleri

Davacı vekili, Mahkemece davalının kız kardeşi ...'in tanıklığına dayanılarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, ...'in davalı ile anlaşarak üveyanne konumunda olan davacıyı miras dışı bırakmak için bu şekilde beyanda bulunduğunu, davalının yurtdışında yaşadığını murise bakmasının maddi destek vermesinin söz konusu olmadığını, dolayısıyla murisin davalıya karşı minnet duymasını gerektirecek bir durum söz konusu olmadığını, davalı tanıkları ... ve ...'ın beyanlarında murisin taşınmazların alımında kendilerinden borç aldıklarını söylediklerini, dava dışı ...'ün davalının yakın akrabası olduğunu, muvazaalı işlem ile bu şahsa devredilen taşınmazların sonradan tekrar geri alındığını, bunun muvazaanın kanıtı olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir.

3. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 06/10/2021 tarihli ve 2019/1663 E.- 2021/1397 K. sayılı kararıyla; murisin aynı anda 6 parça taşınmazını satmasını gerektirecek ihtiyacının bulunmadığı, davalının parayı murise ödediğini yazılı ve somut delillerle ispat edemediği, taşınmazların murisin ölümünden kısa bir süre önce devredilmesine rağmen terekesinden bu paranın çıkmadığı, davacının ikinci eş olduğu göz önüne alındığında davanın kabul edilmesi halinde menfaati bulunan davalının kız kardeşi ...'in davalı lehine beyanda bulunmasının beklenilebilir olduğu, dolayısıyla beyanlarına itibar edilemeyeceği, taşınmazların devredildiği ...'ın davalıyla akrabalığının bulunduğu, taşımazların 2. devir tarihi itibarı ile 488.000,00 TL olmasına rağmen ...'in 100.000,00 TL borcundan dolayı tümünün teminat olarak verilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, borç ilişkisinin yazılı delil ile ispat edilemediği gözetildiğinde yapılan devrin davacıdan mal kaçırma amaçlı olduğu anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi yerinde görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

1.Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Temyiz Nedenleri

Davalı vekili, dava konusu taşınmazların tümünün defaten bedeli ödenmek suretiyle davalı tarafından satın alındığının iddia olunmadığını, savunmalarının “Davalının taşınmazların alımında çoğunluk katkısı olması ve sonrasında da muris ve ailesine yaptığı maddi katkılar nedeniyle muris tarafından davalıya devredildiği, öncesinde ise davacı ve diğer çocuklarına muris tarafından durumun bildirildiği, taşınmazların tanık ...’e devir ve iade sebebinin ise davalının ablası ...’in borcuna karşılık teminat verilmesi ve ödendiğinde davalıya iadesi şeklinde bir anlaşma gereği taşınmaz devirlerinin gerçekleştiği” yönünde olduğunu ve tanıklar ... ve ...’ün de bunu doğruladıklarını, taşınmazların muristen bu yana tüm devir işlemlerinin murisin gerçek iradesine ve oluşa uygun gerçekleştiğini, tanıklardan ...’ın tarafların yakını ve bizzat işlemlere yakın olan bir kişi olduğunu, murisin gerçek arzusunu ve işlem sebebini açıkça ifade ettiğini, murisin malvarlığının dava konusu taşınmazlardan ibaret olmadığını ve saklı payların bertaraf edilmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

3. Gerekçe

3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, satış sözleşmesinden kaynaklanan muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

3.2. İlgili Hukuk

3.2.1. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu'nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.

Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle mirasbırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile mirasbırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.

3.3. Değerlendirme

Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı (V/3.2) numaralı paragraftaki yasal ve hukuksal gerekçeye göre Bölge Adliye Mahkemesince (IV/3) numaralı paragrafta yer verilen gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

VI. SONUÇ:

Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 7.721,40 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 17/03/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.

***