"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 2. HUKUK DAİRESİ
..........
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL - ECRİMİSİL - TENKİS
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil-ecrimisil-tenkis istekli dava sonunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince verilen 14/09/2021 tarih 2021/472 Esas 2021/1277 Karar sayılı karar yasal süre içerisinde davacılar vekili tarafından duruşma istekli olarak, davalı vekili tarafından süresinde vekalet ücretine hasren temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 19/04/2022 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Avukat ... ile temyiz edilen davalı vekili Avukat .......... geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar, mirasbırakanları ...’ün maliki olduğu 116 parsel sayılı taşınmazdaki 4/20 payından 3/20 payını ipka ederek 1/20 payını satış göstermek suretiyle davalı oğluna temlik ettiğini, yapılan işlemin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile mirasçılar adına verasette iştirak halinde tapu siciline kayıt ve tesciline, olmadığı takdirde tenkise, murisin ölüm tarihi olan 17/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek ecrimisil bedeli olarak 1.000 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
II. CEVAP
Davalı, öğrencilik yıllarından beri ticari hayatın içinde olduğunu, muris babası ile ortak olarak ticari işletme işlettiklerini, dava konusu arazi üzerinde 20/04/1981 tarihinde kurulan ve murisle ortak olarak yer aldıkları ... .......... ve .......... isimli adi ortaklık şeklindeki şirketin bitmesini müteakip payına düşen kısmın kendisine devredildiğini, devrin mal kaçırma amaçlı olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Bakırköy 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 06/01/2021 tarihli ve 2018/492 Esas - 2021/11 Karar sayılı kararıyla ; dinlenen tanık beyanları itibariyle murisin mal kaçırma amacının bulunduğundan söz edilemeyeceği gerekçesi ile tapu iptal tescil ve ecrimisil talebinin reddine, tenkis talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; davacılardan ...’in 10.468,08 TL saklı payının ihlal edildiği anlaşılmakla işbu davacı yönünden tenkis talebinin kabulüne, diğer davacılar yönünden saklı pay ihlalinin söz konusu olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
2. İstinaf Nedenleri
2.1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle, yerel mahkemedeki beyanlarını tekrarla, verilen kararın hatalı olduğunu, tüm dosya kapsamı ile delillerin yanlış yorumlandığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
2.2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemedeki beyanlarını tekrarla, verilen kısmen kabul kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme dayanak bilirkişi raporundaki miktarların hatalı hesaplandığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
3. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 14/09/2021 tarihli ve 2021/472 Esas - 2021/1277 Karar sayılı kararıyla, murisin mirasçılarından mal kaçırma kastı ile söz konusu tasarruf işlemini yaptığı iddiasının dosyadaki mevcut deliller dikkate alındığında davacılar tarafından yöntemince ispatlanamadığı, bu nedenlerle asıl talep olan muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil isteminin reddi gerektiği, tenkis talebine gelince; murisin davacı eşinin saklı payını ihlal kastı ile söz konusu tasarruf işlemini yaptığının da ispatlanamadığı gözetilerek tenkis talebinin de reddi gerektiği, dosya kapsamında iddia ve savunmaya, saptanan dava niteliğine ve toplanıp değerlendirilen delillere göre davanın tümden reddi gerekirken dosya kapsamına uygun olmayan eksik incelemeye dayalı yetersiz gerekçeyle davacı ... yönünden tenkis talebinin kabulüne karar verilmiş olmasının doğru görülmediği gerekçeleri ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
2.1. Davacılar vekili, davalının dava konusu taşınmazı alabilecek maddi gücünün bulunmadığını, mahkeme kararında gerekçe olarak yazılmış olan murisin davalının miras hissesini verebilmek amacıyla ve hak dengesini gözeterek işlemi yaptığı hususunun gerçeği yansıtmadığını, davalının emeği ile murise katkı yaptığı iddiasının ise davalı tarafın savunma argümanı olsa da ispat edilemediğini, verilen kararın hatalı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
2.2. Davalı vekili, davada reddedilen miktarın davacı tarafın ıslah dilekçesi ile de sabit olduğu üzere toplam 1.332,750,59 TL olduğunu, lehlerine hükmedilecek vekalet ücretinin AAÜT'nin 3. kısmında belirtilen oranlarda yapılacak hesaplama sonucunda 79.446,27 TL olması gerekirken eksik vekalet ücretine hükmedilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, satış sözleşmesinden kaynaklanan muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali-tescil, terditli olarak tenkis ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1.Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237. ve Tapu Kanunu'nun (TK) 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün, diğer bir söyleyişle mirasbırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile mirasbırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
3.2.2. HMK’nın 190. maddesinde, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.",
3.2.3. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesinde, "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.", hükümlerine yer verilmiştir.
3.3. Değerlendirme
3.3.1. Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacıların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine.
3.3.2. Davalının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince,
Somut olayda; dava konusu taşınmazda temlike konu payın dava tarihi itibariyle keşfen saptanan değerinin 1.330.916,59 TL, murisin ölüm tarihinden dava tarihine kadar tahakkuk eden ecrimisil değerinin 1.834,88 TL olarak belirlendiği, bu durumda dava değerinin 1.332.751,47 TL olduğu, davacıların da yargılama aşamasında bu değer üzerinden davayı ıslah ettiklerini bildirdikleri gözetilerek, davalı yararına 1.332.751,47 TL üzerinden hesaplanan 79.446,30 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken noksan vekalet ücreti tayini doğru değil ise de; bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
VI. SONUÇ
Açıklanan nedenlerle:
1. Kararın (V/3.3.1.) nolu paragrafında açıklanan nedenlerle; davacılar vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddine.
2. Kararın (V/3.3.2.) nolu paragrafında açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının kabulüyle, Bölge Adliye Mahkemesinin 14/09/2021 tarihli ve 2021/472 Esas, 2021/1277 Karar sayılı kararının hüküm kısmının vekalet ücreti ile ilgili 3. bendindeki ″44.084,24 TL″ ibaresinin ″79.446,30 TL″ olarak düzeltilmesine ve kararın bu şekliyle 6100 sayılı HMK'nın 370/2. maddesi uyarınca DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. Alınan peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine; 20.11.2021 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden davalı vekili için 3.815.00 TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz eden davacılardan alınmasına, 19/04/2022 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.