Logo

1. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2011/279 E., 2011/812 K.

DAVA TARİHİ : 13.04.2011

HÜKÜM/KARAR : Kabul

Taraflar arasındaki tescil istekli davada bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Karar, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili, doğusu hali arazi, güneyi ve batısı 2 parsel, kuzeyi Ali Erten tarlası ile çevreli dava konusu taşınmazın 25-30 yıldır nizasız fasılasız davacının zilyetliğinde olduğunu, mera vasfında olmadığını ileri sürerek taşınmazın davacı adına tescilini talep ve etmiş, davacının 30/04/2005 tarihinde ölümü üzerine mirasçıları davaya devam etmişlerdir.

II. DAVALI

1. Davalı Köy tüzel kişiliğini temsilen köy muhtarı Ali Atakan dava konusu yerin mera olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.

2. Davalı Hazine vekili, davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemenin 01.03.2005 tarihli ve 2002/865 Esas, 2005/135 Karar sayılı kararıyla; taşlık olarak tespit harici bırakılan dava konusu taşınmazın davacı tarafından taşları ve yabani otları toplanmak suretiyle imar-ihya edildiği, taşınmazın 1970-1971 yıllarından itibaren arpa ekilmek suretiyle kullanıldığı, dava konusu yerin tahsisli ya da kadim mera olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. İlk Bozma Kararı

1. Mahkeme kararına karşı süresi içerisinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 20.10.2005 tarihli ve 2005/5693 Esas, 7036 Karar sayılı kararıyla; davacı adına tespit edilen 2 parsel sayılı taşınmaza ilişkin davanın derdest olduğu, aynı yerde 1, 97 ve 255 parseller hakkında da görülmekte olan davalar bulunduğu, anılan dava dosyalarının getirtilip incelenmesi gerektiği, 2 numaralı parselle bağlantılı olan 1 parselin kadastro tutanağı ve dayanak belgelerinin ve taşınmazın bulunduğu bölgede mera çalışması ve 4753 sayılı Kanun uyarınca çalışma yapıldığı anlaşıldığından bu yöne ilişkin evrakın getirtilip incelenmesi, tüm bu incelemeler sonucunda bir karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile hüküm bozulmuştur.

B. Mahkemece Bozma Kararına Uyularak Verilen Temyize Konu Karar

Mahkemenin 02.06.2009 tarihli ve 2006/123 Esas, 2009/487 Karar sayılı kararı ile taşlık olarak tespit harici bırakılan dava konusu taşınmazın davacı tarafından taşları ve yabani otları toplanmak suretiyle imar ihya edildiği, taşınmazın 1973 yılından itibaren kullanıldığı, dava konusu yerin mera ve 4753 sayılı Kanun uyarınca dağıtılan yerlerden olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı

1. Mahkeme kararına karşı süresi içerisinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

2.Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 14/09/2010 tarihli ve 2010/5944 Esas, 2010/10525 Karar sayılı kararıyla; çekişmeli taşınmazın yer aldığı Kelibişler Köyünde 11.10.2004 tarihinde 169 nolu orman kadastro komisyonunca 6831 Sayılı Yasaya göre orman kadastrosuna başlandığı, bu çalışmanın 12.11.2005 tarihinde sonuçlandırılarak sonuçlarının 14.03.2006 tarihinde ilan edildiği, davanın 13.12.2002 tarihinde açıldığı, yargılama sırasında yapılıp, ilan edilen orman kadastrosu davanın tarafları ve dava konusu taşınmaz yönünden kesinleşmediği, eldeki tescil davasının aynı zamanda orman kadastrosuna itiraz davasına dönüştüğü, tescil davasında asliye hukuk mahkemesinin, orman kadastrosuna itiraz davasında ise kadastro mahkemesinin görevli olduğu, orman kadastrosuna itiraz davası yönünden görevsizliğe karar verilerek tescil davası elde tutulup orman kadastrosuna itiraz davasının sonucunun beklenmesi gerektiği gerekçesi ile hüküm bozulmuştur.

D. Mahkemece Bozma Kararına Uyularak Verilen Temyize Konu Karar

Mahkemenin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararıyla; öncelikle orman kadastrosuna itiraz yönünden dosya tefrik edilerek tescil isteğimi bakımından dava eldeki dosya esasına kaydedilmiş, Pazarcık Kadastro Mahkemesinin 2011/14 Esas sayılı dosyasında dava konusu yerin orman olmadığının tespit edildiği, taşlık olarak tespit harici bırakılan dava konusu taşınmazın 1973 yılından beri davacı tarafından kullanıldığı, dava konusu yerin mera ve toprak dağıtılan yerlerden olmadığı, davacı tarafından imar ihya edilerek tarlaya dönüştürüldüğü gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; eksik inceleme ile karar verildiğini, komşu parsellerin incelenmediğini, hava fotoğrafları getirilmeksizin karar verildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının soyut ve yetersiz olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, kadastro çalışması sonucunda taşlık olarak tespit harici bırakalan taşınmaz bölümünün tescili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 üncü ve 17 nci maddeleri, 4721 sayılı ... Medeni Kanunu’nun 713/1 inci maddesi.

3. Değerlendirme

1. Çekişmeli taşınmazın 1964 yılında taşlık olarak tescil harici bırakıldığı, dava konusu taşınmaz bölümünün bitişiğinde yer alan 2 parsel sayılı taşınmazın 1 nolu parsele ait tutanakta adı geçen tapu ve vergi kaydına binaen 23.10.1963 tarihinde davacı adına tespit edildiği, tespite dava dışı Mehmet Hanifi Genç ve Bilal Genç ile Hazine’nin itiraz etmesi üzerine dosyanın Kadastro Mahkemesine gönderildiği ve 2 parsele yönelik davanın Pazarcık Kadastro Mahkemesinin 1978/8 Esas sayılı dosyasında derdest olduğu, Mahkemece dava konusu yerin Pazarcık Kadastro Mahkemesi’nin 1978/8 Esas sayılı dosyasında dava konusu edilen yerler ile bir ilgisinin bulunmadığı, dava konusu taşınmazın 1973 yılından beri davacı tarafından kullanıldığı, dava konusu yerin mera ve toprak dağıtılan yerlerden olmadığı, davacı tarafından imar ihya edilerek tarlaya dönüştürüldüğü gerekçesi ile davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmakta olup, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli olmadığı gibi Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 20.10.2005 tarihli ve 2005/5693 Esas, 7036 Karar sayılı bozma kararının gereklerinin yerine getirildiğini söyleme imkanı da bulunmamaktadır.

2. Şöyle ki, bir taşınmazın niteliğini, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarının incelenmesi olduğu halde, hava fotoğraflarından yararlanılmamış, Pazarcık Kadastro Mahkemesi’nin 1978/8 Esas sayılı dosyasında davacı adına tespit edilen 2 parsel sayılı taşınmazın da dava konusu olduğu ve anılan davada 2 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak verilecek kararın eldeki davada dava konusu edilen taşınmaz bölümünde davacının zilyetliğinin değerlendirilmesi noktasında önem arz edeceği gözetilmemiş, taşınmazın niteliğine, imar ihya edilip edilmediğine ilişkin somut verilere dayalı açıklama içermeyen denetime elverişsiz tek ziraatçı bilirkişi raporuna itibar edilmiştir.

3. Hal böyle olunca, çekişmeli taşınmazın bulunduğu alanı gösterir dava tarihinden geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ait stereoskopik hava fotoğrafları Harita Genel Komutanlığından tarihleri açıkça yazılmak suretiyle istenilmeli, dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile üç ziraat mühendisi ve jeodezi-fotogrametri ya da harita mühendisinden oluşacak bilirkişi heyeti aracılığıyla yapılacak keşifte, belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelemesi yaptırılmalı, çekişmeli taşınmaz bölümlerinin önceki ve şimdiki niteliğinin, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılmalı, tanık ve yerel bilirkişilerden taşınmazın önceki durumu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından, ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, varsa imar ihya çalışmalarının hangi tarihte tamamlandığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi beyanları bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, taşınmazın kadastro paftasındaki konumu bilgisayar programı aracılığıyla ölçekleri eşitlenmek suretiyle hava fotoğraflarına aktarılmalı, üçlü ziraat bilirkişi heyetinden taşınmazın öncesi ve zirai faaliyete konu olup olmadığı, varsa hangi tarihte imar-ihyaya başlandığı, tamamlandığı, zilyetliğin kimden kime ne zaman geçtiği ve hangi tasarruflar ile sürdürüldüğü, kullanım sınırlarının oluşup oluşmadığı hususları ve komşu parseller ile dava konusu taşınmaz arasında nitelik farkı olup olmadığı hususlarında ayrıntılı rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın tüm yönlerinden çekilmiş fotoğrafları dosya arasına konulmalı, Pazarcık Kadastro Mahkemesi’nin 1978/8 Esas sayılı dosyasının kesinleşmesi beklenilmeli, bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek ve ortaya çıkan sonuca göre belgesiz araştırması yapılarak bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü 6100 sayılı Yasanın geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 nci maddesi gereğince BOZULMASINA,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

13.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***