"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda Korkuteli 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 17/11/2021 tarihli ve 2017/160 Esas 2021/698 Karar sayılı karar, yasal süre içerisinde davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar, mirasbırakan ...’un 371 parsel (yenileme ile 165 ada 35 parsel) sayılı taşınmaz ile 372 parsel (yenileme ile 165 ada 37 parsel) sayılı taşınmazını davalı bacanağı Salih’e 08/09/2006 tarihinde satış suretiyle, ondan da 371 parsel (yenileme ile 165 ada 35 parsel) sayılı taşınmazın davalı ... tarafından 36/46 payı uhdesinde bırakmak suretiyle 10/46 payın diğer davalı ...’ye devredildiğini, mirasbırakan tarafından Çavdar Noterliğinin 23/07/2003 tarihli düzenleneme şeklindeki vasiyetnamesi ile dava konusu iki taşınmazın davalı torunu ...’ye vasiyet edildiğini, devir tarihinde mirasbırakan ...’in nörolojik rahatsızlığının olduğunu, bu durumun davalıların da bilgisi dahilinde olduğunu, devirlerin mirasbırakanın ehliyetsiz olduğu dönemde yapıldığı gerekçesiyle öncelikle ehliyetsizlik nedeniyle, olmadığı takdirde muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak davacıların miras payları oranında tapu kayıtlarının iptali ile adlarına tesciline karar verilmesini, 03/04/2014 tarihli ıslah dilekçesi ile dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile terekeye iadesine ve mirasbırakan ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemişler, aşamada mirasbırakanın terekesine temsilci olarak ... atanmış ve yargılamaya devam edilmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ..., dava konusu taşınmazın bedeli karşılığında devredildiğini, bedelin nakit olarak mirasbırakana ödendiğini, daha sonra 371 parsel sayılı taşınmazdaki 36/46 payı uhdesinde tutmak suretiyle 10/46 payın diğer davalı ...’ye satış suretiyle devredildiğini, işlem tarihinde mirasbırakanın sağlığının yerinde olduğunu, muvazaa olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ..., mirasbırakan tarafından kendisine yapılan bir devir olmadığını, 371 parsel (yenileme ile 165 ada 35 parsel) sayılı taşınmazdaki 10/46 payı diğer davalı ...’den bedelini ödemek suretiyle satın aldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece, Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu raporuyla temlik tarihinde mirasbırakanın hukuki işlem ehliyetini haiz olmadığının saptandığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Yukarıda belirtilen karara karşı süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
2. Bozma Kararı
Dairenin 02.06.2015 tarihli 2015/7440 Esas 2015/8078 Karar sayılı kararıyla; "...Davacıların miras payları oranında tapu iptal ve tescil istemiyle eldeki davayı açtıkları, dava dışı mirasçı bulunduğu anlaşılmaktadır. Hukuki ehliyetsizlik iddiasıyla açılan davada terekeyi temsilen tüm mirasçıların birlikte hareket ederek davayı açmaları veya mirasçılardan birinin terekeye iade istekli olarak davayı açması gerektiği tartışmasızdır.(TMK 640.md) O halde, davacılar tarafından hukuki ehliyetsizlik iddiasına dayalı olarak pay oranında açılan davanın dinlenme olanağı bulunmadığından, Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Kabule göre de, 4721 sayılı TMK’nın 28. maddesi hükmü uyarınca ölümle kişilik son bulduğu halde ölü kişi adına tescil kararı verilmiş olması da isabetsizdir.” gerekçesiyle karar bozulmuş; davacılar vekilince bozma kararına karşı karar düzeltme yoluna başvurulması üzerine bu kez Dairenin 30/11/201 tarihli 2016/8475 Esas 2016/10708 Karar sayılı kararıyla; "...Davacılar vekili dava dilekçesinde dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacıların miras payları oranında tapuya tescilini istemiş ise de, 03/04/2014 tarihli dilekçe ve 27/06/2014 tarihli duruşmada taşınmazların terekeye iadesi ile tereke temsilcisi atanmasını talep etmiş; Mahkemece terekeye temsilci atanması isteği ara kararla reddedilerek dava kabul edilmiştir. Hâl böyle olunca; yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda Mahkemece, terekeye temsilci atanması yönündeki davacı talebi kabul edilerek, bu konuda davacıya süre verilmesi, terekeye temsilci atanması halinde yargılamaya tereke temsilcisinin katılımı sağlanarak devam edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Kabule göre de, 4721 sayılı TMK’nın 28. maddesi hükmü uyarınca ölümle kişilik son bulduğu halde ölü kişi adına tescil kararı verilmiş olması da isabetsizdir. Anılan bu hususlar, davacılar vekilinin karar düzeltme isteği üzerine yeniden yapılan inceleme sonucu anlaşıldığından, davacılar vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK'un 440. maddesi uyarınca kabulü ile 02.06.2015 tarihli, 2015/7440 Esas - 2015/8078 Karar sayılı bozma kararının ortadan kaldırılmasına” karar verilmiştir.
3. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen karar
Mahkemenin 17.11.2021 tarihli ve 2017/160 E., 2021/698 K. sayılı kararıyla; terekeye temsilci olarak ... atandıktan sonra yapılan yargılama sonucunda, mirasbırakanın işlem tarihinde fiil ehliyetini haiz olmadığının Adli Tıp Kurumu raporu ile sabit olduğu, ölü kişi hakkında iptal tescil hükmü kurulamayacağı gözetilerek tapu kaydının iptali ile mirasbırakan ...’a ait veraset ilamındaki payları oranında mirasçılar adına tesciline karar verilmiştir.
4. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
5. Temyiz Nedenleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu 371 parsel (yenileme ile 165 ada 35 parsel) sayılı taşınmazdaki 10/46 payın diğer davalı ...’den bedeli ödenmek suretiyle alındığını, mirasbırakan tarafından davalı ...’a doğrudan yapılan bir devir olmadığını, muvazaalı işlem olsaydı davalı ...’a taşınmazın tamamının devredilebileceğini, devirlerin mirasbırakanın sağlıklı olduğu bir dönemde yapıldığını, ayrıca mirasbırakan tarafından sağlığında dava dışı 1536 parsel sayılı taşınmazını 2006 yılında davacı ...’ya, 2556 parsel sayılı taşınmazını ise dava dışı Teslime Kapusuz’a eşinin sağlık harcamaları nedeniyle satmak zorunda kaldığını, dava konusu taşınmazların devredildiği tarihte mirasbırakanın paraya ihtiyacının olduğunu ve devirlerin bu nedenle yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
6. Gerekçe
6.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, hukuki ehliyetsizlik ve satış sözleşmesinden kaynaklanan muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescili isteğine ilişkindir.
6.2. İlgili Hukuk
6.2.1. Ehliyetsizlik
Davranışlarının, eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme kudreti(gücü) bulunmayan bir kimsenin kendi iradesi ile hak kurabilme, borç (yükümlülük) altına girebilme ehliyetinden söz edilemez. Nitekim 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun(TMK) ″Fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir″ biçimindeki 9. maddesi hükmüyle hak elde edilebilmesini, borç(yükümlülük) altına girilebilmesini fiil ehliyetine bağlamış, 10. maddesinde de fiil ehliyetinin başlıca koşulu olarak ayırtım gücü ile ergin(reşit) olma kabul edilmiş, ″Ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır.″ hükmü getirilmiştir. ″Ayırtım gücü″ eylem ve işlem ehliyeti olarak da tarif edilerek aynı Kanun'un 13. maddesinde ″Yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes bu Kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir.″ denmek suretiyle vurgulanmış, ayrıca ayırtım gücünü ortadan kaldıran önemli nedenlerden bazılarına işaret edilmiştir. Önemlerinden dolayı bu ilkeler, söz konusu Kanun ile öteki kanunların çeşitli hükümlerinde de yer almışlardır.
TMK'nın 15. maddesinde de ifade edildiği üzere, ayırtım gücü bulunmayan kimsenin geçerli bir iradesinin bulunmaması nedeniyle, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, yapacağı işlemlere sonuç bağlanamayacağından, karşı tarafın iyi niyetli olması o işlemi geçerli kılmaz(Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı 11.6.1941 tarih 4/21).
6.2.2. Muris Muvazaası
Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237. ve Tapu Kanunu'nun (TK) 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
6.3. Değerlendirme
Dosya içeriğine toplanan delillere, mirasbırakanın temlik tarihinde hukuki işlem ehliyetine sahip olmadığının anlaşılmasına göre (IV/2.) numaralı paragrafda yer verilen ve hükmüne uyulan bozma kararında gösterildiği şekilde inceleme yapılarak yazılı şekilde karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
V. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle; davalı ... vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 9.619,76 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalı ...'tan alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 20/04/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.