Logo

1. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ

İLK DERECE

MAHKEMESİ : ULUKIŞLA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL-TAZMİNAT

Taraflar arasındaki tapu iptal-tescil, olmazsa tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine ilişkin verilen kararın, davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen karar süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı, maliki olduğu 180 ada 6 parsel sayılı taşınmazını davalıyla evlenip ömür boyu kendisine bakacağı inancıyla satış göstermek suretiyle temlik ettiğini, ancak davalının evlendikten sonra taahhütlerini yerine getirmeyerek kendisine bakmadığını ve evi terk ettiğini, anlaştıkları 40.000 TL satış bedelini de ödemediğini, taraflar arasında sözlü olarak kurulan inançlı işlemin söz konusu olduğunu, davalı tarafından kandırıldığını, hile ile taşınmazının elinden alındığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline, olmadığı takdirde tazminata karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

Davalı, iddiaların doğru olmadığını, davacının iradesi doğrultusunda taşınmazı devrettiğini, hilenin söz konusu olmadığını, davalıyla aralarında ölünceye kadar bakma sözleşmesi bulunmadığı gibi inançlı işlemin de söz konusu olmadığını, davacının kendisine uyguladığı fiziksel ve psikolojik şiddet sebebiyle boşanma aşamasında olduklarını belirterek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince, dinlenen tanık beyanları ve tüm dosya kapsamından, hile iddiasının ispatlanamadığı, temlikin iradi olduğu, temlik tarihinden sonra gerçekleşen olayların tapu kaydının iptaline gerekçe teşkil etmeyeceği, inançlı işlem iddiasının da yazılı delille ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

1. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

2.İstinaf Nedenleri

Davacı vekili; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının 67 yaşında olduğunu, eşini kaybettikten sonra bakıma muhtaç hale geldiğini, davalı ile 17.12.2017 tarihinde tanışıp 16.01.2018 tarihinde nişanlandığını, davalının henüz evlilik gerçekleşmeden davaya konu edilen taşınmazı “davacıyla evlenip ömür boyu bakma taahhüdüyle düşük bedele satın almak” istediğini, davacının ise nasılsa evlenecekleri ve davalının da ömür boyu kendisine bakma taahhüdünde bulunduğu düşünceleriyle davalının taahhüdüne güvenip inanarak henüz evlilik gerçekleşmeden ve taşınmazın satış bedelini almadan 18.04.2018 tarihinde dava konusu taşınmazı davalıya devrettiğini, ancak davalının taşınmazın devrini aldıktan sonra ömür boyu bakma taahhüdünü yerine getirmeyerek davacıyı terk ettiğini, taraflar arasında inançlı işlemin söz konusu olduğunu, nitekim davalının davaya konu edilen taşınmazın devir koşullarından olan taşınmazın bedelini ödemediğini, şifahi olarak kurulan sözleşme edimlerini yerine getirmediğinden hukuken geçerli bir devrin söz konusu olmadığını, hile ile taşınmazının elinden alındığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.

3. Gerekçe ve Sonuç

Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 04/03/2022 tarihli ve 2022/140 E., 2022/323 K. sayılı kararıyla; somut olayda uyuşmazlığın hile ve satış bedelinin ödenip ödenmediği hususlarında olduğu, hile iddiasının ispatlanamadığı, satış bedelinin ödenmediği iddiası bakımından da davacının resmi senedin aksini ispatlayacak nitelikte yazılı delil sunmadığı gibi, yemin deliline de dayanmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle 6100 sayılı HMK.'nın 353/1.b/1. maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

1.Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Temyiz Nedenleri

Davacı vekili; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının 67 yaşında olup eşini kaybettikten sonra bakıma muhtaç hale geldiğini, hem bakımını üstlenecek hem de hayatını birleştirip huzurlu bir yaşam sürecek biriyle evlilik yapmak istediğini, henüz evlilik gerçekleşmeden davalının “evlenip ömür boyu davacıya bakma taahhüdü ve düşük bedele satın alma” telkiniyle taşınmazı satın almak istediğini, davacının ise nasılsa evlenecekleri ve davalının da ömür boyu kendisine bakacağı düşünceleriyle davalının taahhüdüne inanarak taşınmazı bedelsiz olarak davalıya devrettiğini, ancak davalının devraldıktan sonra satış bedelini ödemeyip bakma taahhüdünü de yerine getirmeyerek davacıyı terk ettiğini, taraflar arasında inançlı işlemin söz konusu olduğunu, davalının şifahi olarak kurulan sözleşme edimlerini yerine getirmediğini, hile ile davacıyı kandırdığını belirterek, hükmün bozulmasını istemiştir.

3. Gereke

3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, hile hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat istemine ilişkindir.

3.2. İlgili Hukuk

3.2.1. Bilindiği üzere, hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 s. Türk Borçlar Kanununun (TBK) 36/1. (818 s. Borçlar Kanunun (BK) 28/1.) maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.

Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.

3.2.2. 6100 sayılı HMK’nın 190. maddesinde, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir."

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesinde, "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." hükümlerine yer verilmiştir.

3.3. Değerlendirme

Dosya içeriğine, toplanan delillere, (IV/3.) numaralı paragrafta yer verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinin yerinde bulunmasına göre, yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

VI. SONUÇ

Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, onama harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 08/09/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.

***