"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/2865 E., 2022/318 K.
HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul/Ret-Kabul-Karar Kaldırılarak Dava Ret-Temyiz Talebi Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2011/398 E., 2019/373 K.
Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili ve davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; ... ili, Merkez ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 99 parsel sayılı taşınmazın davacı adına tapuda kayıtlı olduğunu, ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 8.499 metrekare yüz ölçümlü taşınmazın 1960'lı yıllardan beri davacı tarafından ıslah edilerek bağ olarak kullanıldığını, bu hususun davacı tarafından Milli Emlak Müdürlüğüne tespit ettirilerek tahakkuk eden vergi, harç ve ecrimisil bedellerinin davacı tarafından ödendiğini belirterek taşınmazın davacı adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davaya konu taşınmaz hakkında ... İl Tarım Müdürlüğünden alınan 09.01.2012 tarihli yazıda taşınmazın mera sayılan yerlerden olduğunun bildirildiğini, alınan ziraat bilirkişi raporunda 4 dönümlük alanda 10-11 yaşında bağ omcalarının bulunduğunun, kalan kısımda tarımsal faaliyetin bulunmadığının belirtildiğini, taşınmaz hakkında 27.04.2008 tarihinde yapılan tespitte davacının bizzat taşınmazı 1997 yılından beri kullandığını beyan ettiğini, taşınmazın 2003 tarihli uydu görüntüsünde kullanılan alanın açıkça görüldüğünü, davacı lehine 20 yıllık sürenin dolmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kısmen kabulüne, fen bilirkişisi raporunda (A) ve (B) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümleri yönünden, bu yerlerin orijinal paftasında mera olarak yazıldığı, İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünün cevabi yazısına göre bu taşınmazların Mera Kanunu kapsamında kaldığının bildirildiği, 08.07.2019 tarihli ziraat bilirkişisi raporunun da aynı yönde olduğu gerekçesiyle davanın reddine, (C) ve (D) harfi ile gösterilen taşınmazlar yönünden zilyetlik koşullarının oluştuğu gerekçesiyle (C) ve (D) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümleri yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; dava dilekçesindeki hususları tekrarlamış, davanın kabul edilen kısmı yönünden davacılar lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini, bilirkişi raporlarının eksik ve hatalı hazırlandığını, incelenen hava fotoğraflarının yeterli olmadığını, davaya konu taşınmazların 1970'li yıllardan bu yana bir bütün olarak kullanıldığını ve bir kısma ilişkin davanın reddedilmesinin bu bütünlüğü bozduğunu, tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarının lehe olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2.Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde; bilirkişi raporlarına itirazlarının ve davalı İdarece yapılan tahkikat tutanağının dikkate alınmadığını, davanın hak düşürücü süreden sonra açıldığını, zilyetlik şartlarının gerçekleşmediğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; (A) ve (B) harfleri ile gösterilen taşınmaz bölümleri yönünden verilen ret kararının isabetli olduğu, (C) ve (D) harfleri ile gösterilen taşınmaz bölümleri yönünden ise ihdas tarihi olan 1981 yılı öncesinin incelenmesi gerektiği, 1971 ve 1976 tarihli hava fotoğraflarında kullanım görülmediği, bu nedenle davacı lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf talebinin reddine, davalı Hazine vekilinin istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmek suretiyle davanın reddine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesinin 1 inci fıkrasının a bendi uyarınca kesin olarak karar verilmiştir.
Davacılar vekilinin temyiz talebi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 24.03.2022 tarihli ek kararıyla; kararın miktar itibarıyla kesin olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin temyiz başvurusunun reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen ek kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki hususları tekrarlayarak esas hakkındaki kararın ve ek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713üncü maddesinin 1 inci fıkrası ve 6 ncı maddesi; 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14, 16 ve 17 nci ve Ek 6 ncı maddeleri; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 25, 26 ve 190 ıncı maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Dosyanın incelenmesinden; davacının 20.12.2011 tarihli dava dilekçesi ekinde (A) harfi ile gösterilen 8.499 metrekare yüz ölçümündeki tespit harici alan hakkında tescil istemiyle dava açtığı, bu taşınmaz bölümünün 1953 yılında 766 sayılı Kanun uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakıldığı, yapılan kadastro çalışmaları sırasında yalnızca kültür arazilerinin tespit edilerek diğer alanların paftası üzerinde mera olarak gösterildiği ancak bu taşınmazların tapuda tescilli mera olmadığı, davaya konu taşınmaz bölümüne komşu 1646 ve 1647 parsel sayılı taşınmazların da öncesi tespit hariciyken 09.02.1981 tarihinde ihdasen harman yeri vasfıyla Hazine adına tescil edildiği ve eldeki davada düzenlenen bilirkişi raporunda (C) ve (D) harfleriyle gösterilen yerler olduğu anlaşılmıştır.
2. 03.06.2014 tarihli teknik bilirkişi raporu ile davaya konu taşınmaz bölümleri tescil harici alanda kalıp (A) ve (B) harfleri ile gösterilen yerler ile ihdasen Hazine adına tespit edilip (C) ve (D) harfleri ile gösterilen yerler olarak belirlenmiş ise de bu tespitin dosya kapsamına uygun olmadığı açıktır. Davacı dava dilekçesi ekinde (A) harfi ile gösterilen 8.499 metrekare yüz ölçümündeki alanın tescili istemiyle dava açtığına göre 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 25 ve 26 ncı maddelerinde düzenlenen taraflarca getirilme ilkesi ve taleple bağlılık ilkesi gereğince bu talep aşılarak davacı tarafından talep konusu yapılmayan 1646 ve 1647 parsel sayılı taşınmazların (bilirkişi raporunda (C) ve (D) harfleri ile gösterilen) Mahkemece re'sen davaya konu sayılması olanaksızdır. Anılan bilirkişi raporunda tescil harici alanda kaldığı belirtilerek (A) ve (B) harfleriyle gösterilen taşınmaz bölümlerinin ise toplam yüzölçümünün 4.636,81 metrekare olduğu dikkate alınırsa bu taşınmaz bölümlerinin de davacının talebine konu 8.499 metrekare yüz ölçümündeki taşınmazı tam anlamıyla yansıtmadığı anlaşılmaktadır. Bu haliyle İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince davaya konu taşınmaz doğru olarak tespit edilerek yargılama yapıldığını söylemek mümkün olmadığı gibi davacı vekilinin temyiz talebinin miktar yönünden reddine dair verilen ek kararın da isabetli olduğu düşünülemez.
3. 28.07.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 22.07.2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesi ile 3402 sayılı Kanun’a eklenen Ek 6 ncı madde ile "Kadastro Mahkemesinin veya askı ilan süresinden sonra, kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan davalarda genel mahkemelerin verdiği kararlar ile orman kadastrosuna ilişkin davalarda bu mahkemelerce verilen kararlara karşı, miktar ve değere bakılmaksızın 12.01.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulabilir." hükmü getirilmiştir. Eldeki davanın konusunun, tescil harici alanlarla birlikte bilirkişi raporunda (C) ve (D) harfleri ile gösterilen tapulu 1646 ve 1647 parsel sayılı taşınmazlardan da oluştuğunun kabulü halinde anılan bu düzenleme uyarınca temyiz yolunun açık tutulması gerektiği aşikardır. Öte yandan, davacının talebiyle sınırlı olarak davanın yalnızca tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkin olduğunun kabulü halinde ise davacının talebinin 8.499 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaza ilişkin olduğu, her ne kadar teknik bilirkişi raporunda (A) ve (B) taşınmazlarının yüzölçümü daha küçük belirlenmiş olup bu taşınmaz bölümlerinin toplam değeri temyiz sınırının altında kalmakta ise de bu taşınmaz bölümleri için 13,00 TL/m2 değer belirlendiği, bu haliyle dava dilekçesi ile davaya konu edilen taşınmaz bölümünün değerinin temyiz sınırının üzerinde kaldığı, Mahkemece davaya konu taşınmazın kapsamı ve değeri doğru belirlenerek yeniden usulüne uygun yargılama yapılması gerektiği, açıklanan nedenlerle temyiz sınırı dikkate alınarak verilen ek kararın da hatalı olduğu açıktır.
4. Davaya konu tescil harici taşınmaz bölümleri yönünden esas hakkında yapılan yargılamaya gelince; yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli değildir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713 üncü maddesinin 3 üncü fıkrası uyarınca tescil davasının, Hazine yanında ilgili kamu tüzel kişilerine yöneltilmesi zorunlu olup eldeki davada yalnızca davalı Hazineye husumet yöneltilmişken davacı tarafa ilgili köy tüzel kişiliğine de husumet yöneltmek üzere süre ve imkan tanınmaması isabetsizdir. Ayrıca, taşınmazlara komşu 88 ve 89 parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanak ve dayanakları getirtilerek davaya konu taşınmazı ne olarak okuduğu incelenmemiş, Mahkemece yapılan 29.05.2014 tarihli keşifte yerel bilirkişiler dinlenmemiş, 15.09.2017 tarihli keşifte ise herhangi bir beyan alınmayıp yerel bilirkişiler 19.10.2017 tarihli duruşmada dinlenmiştir. Düzenlenen zirai bilirkişi raporlarında taşınmaz hakkındaki tespitlerle ilgili çelişkiler bulunmakta olup hangi taşınmaz üzerinde ne ölçüde ve hangi sayıda tarımsal ürün yetiştirildiği açıkça belirtilmediği gibi tespit edilen bağ omcalarının yaşları hususunda da orman bilirkişisi raporu ile çelişkiler mevcuttur. Bunlara ek olarak, dava tarihi 20.12.2011 olup Mahkemece dava tarihinden önceki 20 yıllık sürede zilyetlikle iktisap koşullarının davacı lehine oluşup oluşmadığı değerlendirildiğine göre dosyada yer alan 1972, 1976 ve 2002 tarihli hava fotoğrafları dışında da hava fotoğrafı temin edilmemiştir.
5. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle davacı tarafa ilgili köy tüzel kişiliğine husumet yöneltmek üzere süre ve imkan tanınmalı, dava dilekçesi ekindeki kroki esas alınarak dava konusu taşınmazın orijinal paftasındaki komşu taşınmazlarının kadastro tutanak ve dayanakları getirtilmeli, taşınmazın bulunduğu yeri de gösterecek şekilde dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesi dönemlere ilişkin en az 3 adet hava fotoğrafı Harita Genel Komutanlığından tarihleri açıkça yazılmak suretiyle istenilerek dosya arasına konulmalı, davaya konu taşınmazın imar planı kapsamında olup olmadığı, imar planı kapsamındaysa ilk olarak imar planına alınış tarihi il ve ilçe belediyelerinden ayrı ayrı sorulmalı, dosya bu şekilde tekemmül ettirildikten sonra jeodezi-fotogrametri mühendisi bilirkişisi, üç kişilik ziraatçı bilirkişi kurulu, fen bilirkişisi, yerel bilirkişiler ve tanıkların katılımı ile yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan çekişmeli taşınmazın öncesi itibariyle kime ait olduğu, kimden kime ne zaman ve ne şekilde intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ve hangi tasarruflarla zilyet edildiği, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı, kadimden beri mera vasfıyla kullanılıp kullanılmadığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, ayrıca davalı Hazine tarafından sunulan ve davacının da imzasını taşıyan 27.04.2008 tarihli ecrimisil tespit tutanağında belirtilen yüz ölçümünün 4.000 metrekare ve tasarruf başlangıç tarihinin 01.01.1997 olduğu hususları da gerek yerel bilirkişi ve tanıklardan, gerekse davacı taraftan sorularak olası çelişkiler giderilmeli; ziraatçi bilirkişi kurulundan, taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, mera vasfında olup olmadığını, çevresindeki arazilerle arasında yapay veya doğal ayırıcı sınır bulunup bulunmadığını komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı, gerekçeli ve taşınmazın fotoğraflarını da içeren rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden haritaların ait oldukları yıllara göre taşınmazın evveliyattaki ve şimdiki niteliğini, imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını belirten rapor düzenlemesi istenilmeli; fen bilirkişisinden keşfi takibe imkan verir ve dava dilekçesi ekindeki krokinin kapsadığı ve zirai bilirkişi tarafından faaliyet yapıldığı belirtilen alanları gösterir şekilde krokili rapor aldırılmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli ve bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz dilekçesinin reddine ilişkin 24.03.2022 tarihli EK KARARININ KALDIRILMASINA,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.