Logo

1. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2016/436 E., 2020/87 K.

HÜKÜM : Kabul

Taraflar arasında görülen tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Yerel Mahkeme kararı davalı Hazine vekili, davalı Akşehir Belediye Başkanlığı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; Konya ili, Akşehir ilçesi, ... köyünde yapılan kadastro çalışmaları sonucunda 457 parsel sayılı taşınmazın davacı adına tespit ve tescil edildiğini, tescil harici bırakılan 972,69 m2 lik alanın zeminde davacıya ait 457 parsel sayılı taşınmaz ile bütünlük oluşturduğunu, davacının yıllardır davasız ve aralıksız olarak malik sıfatı ile kullandığı taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan veya kamunun yararlandığı veya özel mülkiyete konu edilemeyecek yerlerden olmadığını ileri sürerek adına tescilini istemiştir.

II. CEVAP

Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI

Akşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.11.2014 tarihli ve 2012/375 E. 2014/459 K. sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili ve davalı Akşehir Belediye Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 24.05.2016 tarihli 2015/2919 E. 2016/5785 K. sayılı kararıyla;"...doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle taraf teşkilinde ortaya çıkan eksikliği gidermek üzere yasal hasım niteliğinde bulunan Konya Büyükşehir Belediyesini davaya dahil etmesi için davacı tarafa süre verilmeli, daha sonra dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesi zaman dilimi içerisinde farklı tarihlere ait en az 3 hava fotoğrafı, bu hava fotoğrafları kullanılarak üretilmiş memleket haritaları ile temin edilebilen en eski ve yeni tarihli uydu fotoğrafları istenilmeli, ayrıca tescile konu taşınmaz bölümünün kadastro sırasında hangi nedenle tespit harici bırakıldığı hususu Kadastro Müdürlüğünden sorulmalıdır. Bundan sonra mahallinde yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, üç kişilik ziraat mühendisi, bir jeoloji mühendisi, bir jeodezi ve fotogrametri uzmanından oluşan bilirkişi heyeti aracılığıyla yeniden keşif yapılmalı, keşifte hava ve uydu fotoğrafları üzerinden bilirkişilere bilimsel yöntemlerle (hava fotoğrafı ve memleket haritası ile kadastro paftası ölçeği harita çizim programları aracılığıyla eşitlenerek çekişmeli taşınmazın konumunun çevre parsellerle birlikte harita üzerinde gösterilmesi, hava fotoğrafları ile kadastro paftası çakıştırılıp stereoskop aletiyle) inceleme yaptırılarak çekişme konusu taşınmazın öncesinin ne olduğu ve davacı tarafça ne şekilde kullanıldığının belirlenmesine çalışılmalı, üç kişilik uzman ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmazın toprak yapısı ile komşu taşınmazların toprak yapısı mukayese edilmek suretiyle taşınmazın toprak yapısı ve niteliğini belirtir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; yine raporda taşınmazın imar-ihyaya tabi yerlerden olup olmadığı, bu işlemin tamamlanıp tamamlanmadığı, tamamlanmışsa dava tarihi ile tamamlanma tarihi arasında ne kadar süre geçtiği hususlarına yer verilmesi ve rapor ekinde taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş komşu taşınmazlar ile arasındaki sınırları gösterecek şekilde renkli fotoğrafların eklenmesi istenilmeli; jeoloji mühendisi bilirkişiden taşınmazın aktif dere yatağı içerisinde kalıp kalmadığı hususunda ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri komşu taşınmaz tutanak ve dayanaklarıyla bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanacak söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, ondan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir..."gerekçesiyle bozulmuştur.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 26.03.2019 tarihli jeodezi ve fotoğrametri bilirkişi raporunda ve ekinde yer alan krokide (B) ve (C) harfleri ile gösterilen toplam 971,27 metrekare yüzölçümüne sahip taşınmazın, (Kadastro Kanunun 22/a maddesi nedeniyle değişen ölçümler değerlendirilerek) kerpiç ev ve bahçe vasfıyla davacı adına tesciline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili, davalı Akşehir Belediye Başkanlığı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde, Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu karar verildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun karar vermeye elverişli ve taşınmazın fiili ve hukuki durumunu açıklamaya yeterli olmadığını, taşınmazın dere vasfında olduğunu, ayrıca zilyetliğin başlama ve bitiş tarihlerinin tespit edilmediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı Akşehir Belediye Başkanlığı vekili temyiz dilekçesinde tanık beyanları ve mahalli bilirkişi beyanlarının taraflı olduğunu, zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığını, belediye lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

3. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; Büyükşehir yönünden taraf sıfatı bulunmadığını, ayrıca kabulüne karar verilen yerlerin dere yatağından kazanma olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, kadastro sırasında tespit harici bırakılan tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 üncü, 16 ncı, 17 inci, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 713/1 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1. Kadastro sonucunda, Konya ili, Akşehir ilçesi, ... Mahallesinde bulunan dava konusu yer bölgede yapılan kadastro çalışmaları sonucunda tescil harici bırakılmıştır.

2. Mahkemece, teknik bilirkişi raporunda (B) ve (C) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümleri üzerinde davacı lehine zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.

3. Dosya içeriği ve toplanan delillere göre; dinlenen tanık ve mahalli bilirkişiler dava konusu taşınmazın davacının mirasbırakan babası ...'ın 2009 yılında ölümü ile davacıya kaldığını beyan etmişler, eklemeli zilyetliğe dayanmakla birlikte Mahkemece taşınmazın babasından davacıya kalıp kalmadığı, kaldı ise bunun nasıl (taksim, hibe, satış vb.) gerçekleştiği hususu yöntemince araştırılmamıştır. Taşınmazın nasıl kaldığı davacıdan sorulup delillerle tespit edilerek davacının aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi, aktif dava ehliyeti hususu anlaşıldıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir.

4. Somut olayda; dava konusu taşınmazın dere yatağı olduğu gerekçesiyle tescil harici bırakıldığı, bu hususun davacının babası adına tescil gören komşu (eski 457) 191 ada 27 parsel sayılı taşınmaza uygulanan 16.10.1975 tarih sıra 8, cilt 212, sayfa 40 numaralı tapu kaydında taşınmazın doğu sınırında derenin yer aldığı, eldeki davada kabulüne karar verilen taşınmazın da (eski 457) 191 ada 27 parsel sayılı taşınmazın doğusu olarak gösterildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece bu husus gözetilmediği gibi mahallinde yapılan keşif sonrası alınan 12.04.2019 tarihli 3 kişilik ziraat mühendisi ve bir jeoleji mühendisi bilirkişi kurul raporunda yer alan fotoğraflarda da çekişmeli taşınmazın dere ile sınırlandığı, kot farkı bulunmadığı, derenin aktif olduğu dönemlerde sel suları altında kalma ihtimalinin bulunduğu, yanı sıra rapordaki değerlendirme ile fotoğrafların birbiriyle çeliştiği, zira raporda bir yandan dere yatağının aktif olmadığı aktif dere yatağının 191 ada 26 parsel sayılı taşınmazda kaldığı, derenin ucu olmadığından yukarıdan dere yatağından gelen taşları mevcut ağaçlara fazla bir zararı olmayacağı yönünde kanaat bildirildiği halde, öte yandan dava konusu taşınmazdaki toprak yapısının alüvyonal, yani akarsu boylarında ve delta ovalarında görülen toprak olduğu, dere yatağındaki toprakların tamamen yağmur ve sel suları sayesinde, derenin her iki tarafındaki tarım arazilerinden ve bir miktar da dağlardan sürüklenerek gelen yıllarca birikmiş topraklar olduğu

belirtilmiştir. Mahkemece rapordaki çelişkiler giderilmemiştir.

Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle yukarıda değinildiği üzere davacının aktif dava ehliyeti bulunup bulunmadığı tespit edilerek mahallinde 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, 3 kişilik jeolog bilirkişi katılımı ile yeniden keşif yapılmalı; 3 kişilik Jeolog bilirkişi kurulundan taşınmazın evvelki ve şimdiki niteliğinin ne olduğunu, taşınmazın dere yatağı vasfında olup olmadığını ya da dereden kazanılıp kazanılmadığını, halen aktif dere yatağında kalıp kalmadığını, aktif dere yatağında kalmıyor ise derenin etkisi altında kalan yerlerden olup olmadığını açıklayan bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan taşınmazın evvelki ve şimdiki niteliğini, toprak yapısı ve eğimini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresini, taşınmaz üzerindeki bitki örtüsünün, ağaçların yaşının, adedinin, cinsinin, taşınmaz üzerindeki dağılımının ne olduğunu, bakımlı olup olmadıklarını açıklayan, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmazın değişik yönlerden (özellikle dere ile olan sınırını gösterir şekilde) çekilmiş fotoğraflarını da içerir ayrıntılı ve gerekçeli rapor istenmeli; bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davalı Hazine vekili, davalı Akşehir Belediye Başkanlığı vekili ve davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Yerel Mahkeme kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Peşin harcın istek halinde Akşehir Belediye Başkanlığı ve ...'na iadesine;

Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

1086 sayılı HUMK'un 440/III-1 inci maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,

07.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***