"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL - TENKİS
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, tenkis davasının, bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda; Yerel Mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi;
I. DAVA
Davacılar, mirasbırakan babaları ... ...’ın maliki olduğu 199 parsel sayılı taşınmazın tamamı ile 200 parsel sayılı taşınmazdaki 1/3 payını 13.07.2011 tarihinde, 1011 parsel sayılı taşınmazın geldisi olan 438 parsel sayılı taşınmazı ise 19.08.1987 tarihinde davalı oğlu Kadir’e satış göstermek suretiyle temlik ettiğini, yapılan temliklerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini, mümkün olmazsa tenkisini istemişlerdir.
II. CEVAP
Davalı, mirasbırakanın 1987 yılında davacı ...’un düğün masrafları nedeniyle taşınmazlarını sattığını, bunlardan birinin de dava konusu 438 sayılı parsel olduğunu, ayrıca 2011 yılında mirasbırakanın emekli olabilmesi için 25.000,00 TL sosyal güvenlik kurumuna ödeme yaptığını, karşılığında da 199 ve 200 sayılı parsellerin kendisine devredildiğini, satışların bu haliyle gerçek olduğunu bildirip, davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 05/05/2015 tarihli ve 2013/577 E., 2015/235 K. sayılı kararıyla; 199 ve 1011 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın reddine, 200 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Bozma Kararı
Dairenin 12.09.2019 tarihli ve 2016/4431 E., 2019/4596 K. sayılı kararıyla; “...mirasbırakan ile davacı çocukları Harun ve Mehmet arasında mal kaçırmayı gerektirecek bir neden bulunmamaktadır. Bu husus cevaba cevap dilekçesinde davacıların da kabulündedir. Davacı ..., mirasbırakan ile yıllarca aynı avlu içerisinde yaşadığını, davacı ... da mirasbırakana baktığını, aksine davalının mirasbırakana uzak yaşadığını beyan etmişler, mirasbırakan ile aralarında bir sorun olduğunu ya da davalı ...’i kendilerine yeğlemesini gerektirecek bir durumu ortaya koymamışlardır. Mirasbırakanın ölümü ile 11 parça taşınmaz tüm mirasçılarına intikal etmiştir. Bu taşınmazlar dava konusu taşınmazlar ile aynı köyde olup; arsa, kerpiç ev, incir bahçesi, tarla ve zeytinlik gibi azımsanmayacak nitelikte ve niceliktedir. Her ne kadar tek başına bu husus mirasbırakanın mal kaçırma iradesi olmadığını göstermese de, mirasçılarından mal kaçırmak isteyen bir kişinin hiç mal bırakmama ya da malvarlığına oranla az miktarda bir mal bırakma eğilimi ile hareket edeceği hayatın olağan akışının gereğidir. Ayrıca taraf tanıkları ile de mirasbırakanın mirasçılarından mal kaçırdığı ortaya konulamadığı gibi dosyada bu yönde başka bir delil de bulunmamaktadır. Reddedilen taşınmazlar yönünden davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine. Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Yukarıda yer verilen somut olgular uyarınca, dava konusu 200 parsel sayılı taşınmaz yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek anılan parsel yönünden davanın kabul edilmesi doğru değildir." gerekçesiyle bozulmuştur.
3. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 24/12/2020 tarihli ve 2019/355 E., 2020/357 K. sayılı kararıyla; davacıların mirasbırakan ile aralarında bir sorun olduğu ya da davalı ...’i kendilerine yeğlemesini gerektirecek bir durumu ortaya koyamadıkları, mirasbırakanın ölümü ile 11 parça taşınmazın tüm mirasçılarına intikal ettiği, bu taşınmazların dava konusu taşınmazlar ile aynı köyde olduğu ve azımsanmayacak nitelik ve nicelikte olduğu, tanıkların da mirasbırakanın mirasçılarından mal kaçırdığını ortaya koymadıkları gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
4. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
5. Temyiz Nedenleri
Davacılar vekili, 438 parsel sayılı taşınmazın davacı ...’un düğünü nedeniyle mirasbırakanın paraya ihtiyacı olduğu gerekçesiyle satıldığı iddiasının gerçek olmadığını, davacı ... ve eşinin devlet memuru olup düğün ve ev eşya giderlerini kendilerinin karşıladığını, davalının 438 parsel sayılı taşınmazı alabilecek maddi gücü olmadığını, 199 parsel sayılı taşınmaz yönünden mirasbırakanın emeklilik işlemleri için satıldığı gerekçesiyle reddinin hatalı olduğunu, davalının bedeli karşılığında satın aldığını gösterir hiç bir somut delil bulunmadığını, mirasbırakanın davalıyı diğer evlatlarından üstün tuttuğunu, yapılan temliklerin mal kaçırma amacıyla gerçekleştirildiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
6. Gerekçe
6.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, satış sözleşmesinden kaynaklanan muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde tenkis isteğine ilişkindir.
6.2. İlgili Hukuk
6.2.1. Uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada mirasbırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun 706., Türk Borçlar Kanunu'nun 237. (Borçlar Kanunun 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle mirasbırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile mirasbırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
6.3. Değerlendirme
Kararın (IV/2.) no.lu paragrafında yer verilen ve hükmüne uyulan bozma kararında gösterildiği şekilde işlem yapılarak yazılı şekilde karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
V. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle; davacılar vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 21,40 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 18/04/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.