"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 2. HUKUK DAİRESİ
.....
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davası sonunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi tarafından verilen 09/12/2021 tarihli, 2021/98 Esas, 2021/1875 Karar sayılı karar yasal süre içerisinde davalılar vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 01/06/2022 Çarşamba günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılardan ... ve vekilleri Avukat ... geldi. Davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen davacı ... vekili gelmedi, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, 1293 ada 40 parsel sayılı taşınmazdaki 2 no’lu bağımsız bölümü 06.01.2010 tarihinde davalı ...’in aracılığı ile satın aldığını, alım satım işleri devam ederken kendisini notere götüren davalı ...’in, alım yetkisi içeren vekaletname düzenlettirdiğini ancak haberi olmaksızın satış yetkisinin de vekaletnameye yazdırıldığını, 02.08.2011 tarihinde dava konusu taşınmaza geldiğinde kapıyı açamayınca taşınmazın 20.05.2011 tarihinde davalı ... tarafından vekaleten diğer davalı ...’a satıldığını öğrendiğini, tüm eşyalarının taşınmazın içinde olduğunu, davalı ...’ın herhangi bir satış bedeli ödemediğini ve taşınmazı görmeden almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalıların el ve işbirliği içinde hareket ettiklerini ileri sürerek, tapu iptali ve tescile karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ..., dava konusu taşınmazı dava dışı İbrahim’den satın aldığını ancak çok borçlu olduğundan taşınmazın haczedilmemesi için davacıyla yaptıkları sözlü anlaşma gereğince tapu kaydını davacı adına tescil ettirdiğini, davacının da vekaletname verdiğini, davacının kendine ait olmayan dava konusu taşınmaz üzerinde mülkiyet iddiasında bulunduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ..., davalı ... ile samimi arkadaş olduklarını ve ona defalarca borç verdiğini, dava konusu taşınmazın alım satımı sırasında davalıya 40.000,00 TL borç verdiğini, davalının başkalarına da borçlu olduğunu öğrenince taşınmazı piyasa değerinden aşağı bir bedelle 210.000,00 TL’ye anlaşıp, 40.000,00 TL alacağı mahsup edince 170.000,00 TL üzerinden satın aldığını, davacının taşınmazı tahliye etmesi için ihtarname gönderdiğini, taşınmazı alabilmek için babasının parasını kullandığını ve aracını sattığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 07/09/2017 tarihli ve 2011/297 E., 2017/430 K. sayılı kararıyla; davalı ...’in vekalet görevini kötüye kullandığı, davalı ...’ın da iyiniyetli olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile iptal tescile karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2. İstinaf Nedenleri
Davalılar vekili, davacı tarafından davaya konu satış işlemi için davalı hakkında yapmış olduğu suç duyurusu üzerine açılan ceza davasının neticesinin beklenmesi gerektiğini, davalı ...'ın üçüncü kişi konumunda olup kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, esasen taşınmazın davalı ...'e ait olduğunu, ... emlak alım-satımı ile uğraştığını, borçlarından dolayı taşınmazın davacının üzerine tescil edildiğini, davacının taşınmazda hiçbir hakkının bulunmadığını ileri sürerek, istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
3. Gerekçe ve Sonuç
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 29/05/2018 tarihli ve 2018/637 E., 2018/1038 K. sayılı kararıyla; istinaf başvurusunun davalı vekil ... yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak, davalı ... yönünden davanın husumet yokluğundan reddine, davalı ... yönünden davanın kabulü ile iptal tescile karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Dairece "...Bu durumda davalılardan ... yönünden iki haftalık istinaf süresinin geçtiği anlaşılmakta olup, adı geçen davalı yönünden istinaf dilekçesinin süre yönünden reddine karar verilmesi gerekirken değinilen husus göz ardı edilerek bölge adliye mahkemesince, işin esasının incelenmesi doğru değildir... ilk derece mahkemesi kararının davalı ... ... vekili Av. ...’a tebliği tarihinde adı geçen davalının hükümlü olup olmadığının, hükümlülük nedeniyle vesayet altına alınıp alınmadığının, hükmü istinaf eden vekil ile vekalet ilişkisinin devam edip etmediğinin araştırılarak davalı vekilinin davalı ... ... yönünden istinafının süresinde olup olmadığının açıklığa kavuşturulması, süresinde değil ise istinaf dilekçesinin süre yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, bu hususun da göz ardı edilerek bölge adliye mahkemesince işin esasının incelenmesi doğru değildir." gerekçesi ile bozulmuştur.
3. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin 09/12/2021 tarihli ve 2021/98 E., 2021/1875 K. sayılı kararıyla; davalı tarafça sunulan müddetnameye göre kararın davalı ... vekili Av. ...’a tebliği tarihinde davalı ...’ın hükümlü olmadığı, davalılar vekilinin 26.5.2021 tarihli dilekçe ile istinaf süresinin raporlu oluşu nedeniyle kaçırıldığını iddia ettiği, dilekçe ekinde yer alan sağlık raporuna göre vekilin 26.01.2018 tarihinden itibaren 7 gün raporlu olduğu, bu süre henüz sona ermeden vekil istinaf dilekçesini sunmakla süresinde eski hale getirme talebinde bulunduğu, böylelikle her iki davalının da istinaf kanun yoluna süresinde başvurdukları, çekişmeli taşınmazın vekil olan davalı ... tarafından vekalet görevi kötüye kullanılmak suretiyle diğer davalı ...'a danışıklı olarak devredildiği gözetilerek davanın kayıt maliki Turan yönünden kabulüne karar verilmesinde kural olarak bir isabetsizlik bulunmadığı, öte yandan tapu iptali ve tescil davaları kayıt malikine karşı açılacağından vekil olan davalı ... aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davasının kayıt maliki olmadığı ve davada tazminat isteği bulunmadığı gözetilerek reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, davalı ...'ın istinaf talebinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.1. maddesi gereğince esastan reddine, davalı ...'in istinaf talebinin ise 353/1.b.2. maddesi gereğince kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davalı ... yönünden davanın husumet nedeniyle reddine, davalı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
4. Bozma Sonrası Bölge Adliye Mahkemesi Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
5. Temyiz Nedenleri
Davalılar vekili, davalı ...'in kendi parasıyla aldığı taşınmazları borçları nedeniyle haczedilmemesi için davacı adına tescil ettirdiğini, davacı ile aralarında gerçek anlamda vekalet ilişkisinin bulunmadığını, davacıya uzun zamandır güvendiğini, kendi parası ile davacı adına aldığı dava konusu taşınmazı diğer davalı ...'a sattığını, kendi parasını davacı hesabına bankaya yatırtıp gerektiğinde davacıya çektirdiğini, davacının davalı ...'ten ancak bedel isteyebileceğini, davacının dava konusu taşınmazdan eşyalarının atıldığı iddiasının da doğru olmadığını, dava konusu taşınmazı davacının kendisinin tahliye ettiğini, dava konusu taşınmazın davacıya ait olmadığını, davacı ile aralarındaki konuşmanın ceza davasında çözümünün yapıldığını, bunun da savunmalarını desteklediğini, ceza davasının sonucunun beklenmesi gerektiğini, taşınmazı tapu siciline güvenerek satın alan ve iyiniyetli 3. kişi konumunda bulunan davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek davalı ... bakımından hükmün onanmasını, diğer davalı ... bakımından ise hükmün bozulmasını istemiştir.
6. Gerekçe
6.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
6.2. İlgili Hukuk
6.2.1. 6098 s. Türk Borçlar Kanunu'nda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. maddesinde (818 s. Borçlar Kanunu'nun 390. maddesinde) aynen; "Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir.Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır.
6.2.2. TMK’nın 1023. maddesinde “Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur." hükmüne yer verilmiştir.
6.3. Değerlendirme
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle, dava vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki sebebine ilişkin olup, eylemin haksız fiil niteliğinde olduğu, haksız fiilin davalılar tarafından el ve iş birliği içerisinde gerçekleştirildiği anlaşılmakla malik olmayan davalı ...'in yargılama gideri ve harç gibi hükmün ferilerinden müteselsilen sorumlu olacak olması nedeniyle davalı ... hakkındaki davanın husumetten reddine karar verilmesi doğru değil ise de; bu husus temyiz konusu edilmediğinden bozma nedeni yapılmamakla, sonucu itibariyle (V.3.) no.lu paragraftaki gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğrudur.
VI. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, aşağıda yazılı 7.625,58 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, temyiz edilen davacı vekili duruşmaya katılmadığından lehine duruşma vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 01/06/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.