"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/274 E., 2022/349 K.
HÜKÜM : Asıl ve Birleştirilen Davalar Ret
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tapu iptali ve tescili, olmazsa bedel davalarında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davalarda davacı vekili tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 30.04.2024 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden asıl ve birleştirilen davalarda davacı vekili Avukat ... ile temyiz edilen asıl ve birleştirilen davalarda davalılar vekili vekili Avukat ... geldi. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl ve birleştirilen davalarda davacı 1493 ada 3 ve 1494 ada 3 parsel sayılı taşınmazlarda ... Konakları adlı sitede 440 dairelik konut inşaatı yaptığını, gayrimenkul yatırım ortaklığı firması olarak bildikleri dava dışı ... ... Ltd. Şti. ile 13/08/2013 tarihinde 308 adet konutun satışına ilişkin taahhüt sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin "C-Süresi" başlıklı maddesi gereğince satışa konu taşınmazların imalat süresi içinde satılması, bu satış desteği hizmeti karşılığında ise sözleşmenin "E-Fiyatlandırma" maddesinde yazılı m² birim fiyatının üzerinde gerçekleştirilen satışlardan hizmet bedeli olarak komisyon alınması, fatura karşılığı yaptığı masrafları süreç içinde talep etmesi ancak satışlar bitmeden hizmet bedelinin talep edilemeyeceğinin kararlaştırıldığını, henüz çalışmalar devam ederken dava dışı ... ... Ltd. Şti.nin satışların bitiminde yapılacak ödemeye esas olmak üzere inşaatı tamamlanan 6 adet dairenin kendilerinin gösterdiği kişilere devrinin yapılmasını isteyerek protokolün sonradan düzenleneceğini söylediğini, duyulan güven sonucunda 1494 ada 3 parseldeki C blok 2, B blok 4, E blok 3, ve A blok 3 nolu bağımsız bölümleri asıl ve birleştirilen davalarda davalılara satış suretiyle devrettiğini, satış karşılığında bir bedel almadığını, dava dışı ... ... Ltd. Şti'den protokol düzenlenmesini istese de sonuç alamadığını, 6 adet taşınmazın bu şekilde dava dışı ... ... Ltd. Şti’nin yetkilisi, ortağı ya da birinci derece yakınlarına devredildiğini, davalıların dava dışı ... ...'nun ortakları ve ortaklarını yakınları olduğunu, taşınmazların devrinin hile ile sağlandığını, 24/11/2015 tarihinde ihtar gönderdiğini ve ardından 14/12/2015 tarihinde ... ... Ltd. Şti. ile aralarındaki sözleşmeyi feshettiklerini, 6 adet taşınmazın devir ve temlikinin aynı gün ve saatte yapıldığını ileri sürerek, hile nedeniyle taşınmazların tapu kaydının iptali ile adına tesciline, olmadığı takdirde her bir taşınmaz için 237.300,00 TL’nin işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Asıl ve birleştirilen davalarda davalılar, hile iddialarının doğru olmadığını, dava konusu taşınmazı satış suretiyle edindiğini, satış bedelinin peşinen ve elden ödendiğini, satışa dair resmi senet ile satış bedelinin tahsil edildiğinin açık olduğunu, davacının bir ticaret şirketi olup TTK’nin 18 inci maddesi gereğince basiretli bir tacir gibi davranması gerektiğini, objektif özen yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, 22.07.2015 tarihinde aralarında harici satış sözleşmesinin düzenlendiğini, mahsuba ilişkin bir hükmün söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 26.09.2017 tarihli ve 2015/568 Esas, 2017/405 Karar kararı ile; ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiş, asıl ve birleştirlen davalarda davacı vekilinin istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 14.02.2019 tarihli ve 2017/1897 Esas, 2019/193 Karar sayılı kararı ile eksik araştırma yapıldığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile dosyanın yeniden mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, kaldırma kararı sonrasında İlk Derece Mahkemesinin 26.12.2019 tarihli ve 2019/22 Esas, 2019/463 Karar sayılı kararı ile; davacının, ... ... Ltd. Şti. ile arasındaki iş ilişkisinin verdiği güvene dayanarak taşınmazı davalıya devrettiği, davalının satış bedelini ödemediği, harici satış sözleşmesinde satış bedelinin davacının banka hesabına yatırılmasının kararlaştırıldığı, satış bedelinin bankadan ödendiğine dair belge sunulmadığı, tanık beyanlarının da bedelin ödenmediği yönünde olduğu gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davalarda davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 17.06.2021 tarihli ve 2020/914 Esas, 2021/1170 Karar sayılı kararı ile davacı Şirketin tüzel kişi olmakla birlikte yöneticileri vasıtası ile hileye maruz kalabileceği, dosya kapsamı ile davacının hile iddiasının sabit olduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davalarda davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 22.03.2022 tarihli ve 2021/8214 Esas, 2022/2329 Karar sayılı kararı ile davacı Şirketin dava dışı ... ... Ltd. Şti ile arasındaki ilişki gereğince mahsuplaşmak amacı ile dava konusu taşınmazları temlik ettiği iddiasını usulünce kanıtlayamadığı, gayrimenkul ve inşaat alanında iştigal eden davacı Şirketin, gerekli tedbirleri almadan ve sözleşme yapmadan dava konusu taşınmazları devretmesi karşısında basiretli bir tacirin göstermesi gereken dikkat ve özeni göstermediği, davacının devir sırasında hileye düşürüldüğü iddiasının kanıtlanamadığı için asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükmüne uyulan bozma kararı uyarınca işlem yapılarak asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davalarda davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleştirilen davalarda davacı temyiz dilekçesinde özetle; eski beyanlarını tekrar ettiğini, mahsuplaşma yapılacağı güvencesi ile hareket edildiğini ve 6 adet dairenin verildiğini, ek protokol taleplerinin oyalandığını, taşınmazların hepsinin ... ... yetkilisinin yakınlarına temlik edildiğini, banka hesaplarına ödeme yapılmadığını, buna ilişkin davalının delil de sunamadığını, davalının alım gücü olmadığını, 6 adet taşınmazın aynı gün devrinin tesadüf olmadığını, ihtilafın sadece basiretli tacir olma ile değerlendirildiğini, iyiniyet kurallarına uyma yükümlüğünün değerlendirilmediğini, hileli yollarla taşınmazların alındığını, 1.5 milyon TL zarara uğradıklarını ileri sürerek kararın bozulmasını istemişlerdir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl ve birleştirilen davalar, hile hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 36 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Bilindiği üzere, hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 36 ncı maddesinin 1 inci fıkrasında açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Asıl ve birleştirilen davalarda davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edene yükletilmesine,
21.09.2023 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edilen asıl ve birleştirilen davalarda davalılar vekili için 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz eden asıl ve birleştirilen davalarda davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.04.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.