Logo

1. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2021/187 E., 2023/131 K.

HÜKÜM : Kabul

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve terkin davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı Hazine vekili; Trabzon ili, ... ilçesi, ... köyünde, davalılar adına kayıtlı dava konusu 1150 parsel sayılı taşınmazın kıyıda kalan kısmının tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

Davalılar, savunma getirmemişlerdir.

III. MAHKEME KARARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

1. Mahkemece ilk kararda; 10 yıllık hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı Hazine vekili tarafından temyizi üzerine Dairece, davanın reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına değinilerek yargılama giderleri yönünden hüküm bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde; hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı Hazine vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesince; 5841 sayılı Yasa'nın yürürlüğü döneminde hak düşürücü sürenin değerlendirilmesinin doğru olduğu, ne var ki anılan Kanun'un Anayasa Mahkemesinin 12.05.2011 tarihli ve 2009/31 Esas, 2011/77 Karar sayılı kararı ile iptal edildiği, kesin hüküm halini almamış ve kazanılmış hakkın istisnasını teşkil eden bu durum karşısında, iptalin kesin şekilde çözüme bağlanmış uyuşmazlıkları etkilemeyeceği, ancak henüz devam eden uyuşmazlıkların iptal kapsamında bulunacağı, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararından sonra davanın hak düşürücü süreden reddine ilişkin verilen kararın doğruluğundan söz edilemeyeceğine değinilerek işin esası hakkında 28.11.1997 tarih 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı doğrultusunda değerlendirme yapılmak suretiyle uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması gerektiği, öte yandan 3402 sayılı Kanun'a eklenen 36/A ve Geçici 11. maddelerindeki düzenlemeler nedeniyle davalıların yargılama giderlerinden ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamasının doğru olduğu gerekçesiyle karar bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde; 116 ada 13 parsel (eski 1150 parsel) sayılı taşınmazın fen bilirkişileri tarafından tanzim edilen raporda (B) harfi ile gösterilen 9.07 m2'lik kısmının kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığı gerekçesiyle tapu kaydının iptali ile kamu malı olarak tescil harici bırakılmasına karar verilmiş, kararın davacı Hazine vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesince; jeolog bilirkişi kurul raporunda belirlenen kıyı-kenar çizgisi ile idare tarafından belirlenen kıyı-kenar çizgisi arasındaki farkın gerekçesinin raporda açıklanmadığı, fen bilirkişilerince hazırlanan rapor ve eki krokisinde (A) harfi ile gösterilen 61.16 m2'lik kısmın kara tarafında kaldığının belirtildiği, ancak ekli krokide (A) harfi ile gösterilen kısmın deniz tarafında kaldığının anlaşıldığına değinilerek jeolog bilirkişilerden aradaki farkın açıklanması ve ayrıca fen bilirkişilerinden çelişkinin giderilmesi için ek rapor alınarak sonucuna göre uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuş, Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde; davanın kabulü ile 116 ada 13 parsel (eski 1150 parsel) sayılı taşınmazın 61,16 m2’lik kısmının kıyı-kenar çizgisi içinde kalması nedeniyle tapu kaydının iptali ile kamu malı olarak tescil harici bırakılmasına karar verilmiştir. Karara karşı süresi içinde davacı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 17.02.2020 tarihli ve 2018/15468 Esas, 2020/1414 Karar sayılı kararı ile; bozma gereklerinin yerine getirilmediği, jeolog bilirkişi kurul raporunda belirlenen kıyı-kenar çizgisi ile idare tarafından belirlenen kıyı-kenar çizgisi arasındaki farkın gerekçesinin açıklanması için jeolog bilirkişi kurulundan ek rapor alınmadan, bozma sonrası alınan 17.04.2018 tarihli fen bilirkişi raporuyla yetinilerek karar verildiğine değinilerek jeolog bilirkişi kurulundan aradaki farkın açıklanması için hüküm kurmaya ve denetime elverişli ek rapor alınması, bozma kararı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

3. Mahkemenin 22.02.2023 tarihli ve 2021/187 Esas, 2023/131 Karar sayılı kararıyla; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, dava konusu taşınmaz başında yeniden ek keşif icra edilmek suretiyle alınan rapora göre dava konusu taşınmazın (B) harfi ile gösterilen 61.97 m2'lik kısmının kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığı gerekçesiyle anılan kısmın tapu kaydının iptali ile tescil harici bırakılmasına karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükme dayanak alınan bilirkişi raporu ile idarece tespit edilen kıyı-kenar çizgisinin örtüşmediğini, çelişkinin nedeninin bilimsel verilere dayalı olarak açıklanmadığını, çelişki giderilmeden eksik ölçümleme ile tanzim edilen bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmasının bozmayı gerektirdiğini bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava; çekişmeli taşınmazın kıyı-kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı iddiasına dayalı tapu iptali ve terkin istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. Anayasa’nın "Kıyılardan yararlanma" başlıklı 43. maddesi, 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 4., 5. ve 9. maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 715., 999. maddeleri, 13.03.1972 tarihli ve 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı.

2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinin ikinci fıkrası.

3. Değerlendirme

1. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; Trabzon ili, ... ilçesi, ... mahallesinde bulunan dava konusu 116 ada 13 (eski 1150) parsel sayılı taşınmazın, fen bilirkişileri tarafından düzenlenen rapor ve ekinde yer alan krokide (A) harfi ile olarak gösterilen 61,97 m²'lik kısmının kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığı anlaşılmaktadır.

2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

3. Ancak; dava konusu taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içerisinde kalan kısmı (61,97 m2) fen bilirkişileri tarafından düzenlenen rapor ve ekinde yer alan krokide (A) harfi ile gösterildiği halde, Mahkemece kıyı-kenar çizgisi içerinde kalan 61,97 m2'lik bu kısmın (B) harfi ile gösterildiğine ilişkin hüküm tesis edilmesi isabetsiz olup hükmün infazında tereddüt yaratabileceği açıktır.

Ne var ki; anılan husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7. maddesi uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.

V. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddine,

2. Davacı Hazine vekilinin temyizi üzerine ve re'sen yapılan inceleme sonucu Mahkeme kararının; hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan "B" ibaresinin çıkartılarak yerine (A) ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Temyiz eden davacı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

16.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***