"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/130 E., 2022/142 K.
HÜKÜM : Asıl ve Birleştirilen Davanın Kabulü
Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil istekli asıl ve birleştirilen davadan dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar Ali, ... ve ... vekili ile davalılar ... ve ... vekili tarafından tarafından temyiz edilmesi üzerine hüküm, Dairenin 27.09.2018 tarih, 2015/15839 Esas, 2018/12954 Karar sayılı kararı ile bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın 455 parsel sayılı taşınmaz yönünden kabulüne karar verilmiş; kararın bir kısım davacılar ... ve ... ile ... vekili tarafından duruşma istekli, bir kısım ... mirasçıları ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekili, davalı ... mirasçıları ... ve ... vekili, davalı ... (... oğlu) vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, bir kısım davacılar ... ve ... ile ... vekilinin duruşma isteğinin değerden reddine, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili; kök mirasbırakan ...'ün 455 ve 571 parsel sayılı taşınmazını muvazaalı olarak temlik etmesi nedeni ile Serik Asliye Hukuk Mahkemesinin 1986/113 Esas sayılı dosyasında pay oranında tapu iptali ile adlarına tescili istemli açtıkları davanın kabul edilerek hükmün davacılar yönünden 25.05.1995 tarihinde kesinleştiğini, müdahil davacılar yönünden ise bozularak Serik Asliye Hukuk Mahkemesinin 1991/75 Esas sayılı dsoya üzerinden yargılamaya devam edilerek müdahil davacılar yönünden de davanın kabul edildiğini ve kararın 13.09.1996 tarihinde kesinleştiğini, ancak kesinleşen kararda "...davacılar yönünden yeniden karar ittihazına yer olmadığına" şeklinde hüküm kurulması nedeni ile anılan kararın sadece müdahil davacılar yönünden infaz edilebildiğini, davalılar adına olan kaydın yolsuz olduğunu ileri sürüp tapu kaydının iptali ile payları oranında davacılar adlarına tescilini talep etmişler, yargılama aşamasında davacılardan Bedriye'nin ölümü ile mirasçıları davaya dahil edilmiştir.
II. CEVAP
Davalılar ... ve ...; taşınmazları bedeli karşılığında satın aldıklarını, iyiniyetli 3. kişi olduklarını, davalılar ... ve ..., davacıların Serik Asliye Hukuk Mahkemesinin 1986/113 Esas ve 1991/75 Esas sayılı dosyasındaki davalarından ve bu davalardaki haklarından 22.08.1994 tarihli sözleşmeyle mahkeme dışında feragat ettiklerini, aynı sözleşme ile zilyetlik haklarını da devrettiklerini, 15 yıldır iyiniyetle zilyet olduklarını, davacıların TMK'nın 712 inci maddesi uyarınca dava açma haklarının olmadığını, mahkeme kararlarının kesinleşmesinin üzerinden 10 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını belirterek davanın reddini istemişlerdir.
Davalı ...; dava konusu 455 parsel sayılı taşınmazının bir kısmını satmak isterken tamamının kandırılarak elinden alındığını, ...'ın taşınmazı satın alacağını bildirmesine rağmen ... isimli bir şahıs adına tescil ettirdiğini, parasının bir kısmının da verilmediğini, alacak davası açacağını belirtmiştir.
Birleştirilen davada davalılar Sunay ve İlkay davayı kabul etmişlerdir.
Diğer davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
III. MAHKEMESİ KARARI
Mahkemenin 14.04.2015 tarih, 2009/140 Esas, 2015/147 Karar sayılı kararı ile; Serik Asliye Hukuk Mahkemesinin 1991/75 Esas, 1993/Karar sayılı kararı esas alınarak yapılan 19.12.2006 tarihli tescilin yolsuz olduğu, tescil sonrası pay edinen davalılar ... ve ...'nin de iyiniyetli oldukları gerekçesiyle hesaplanan paylar oranında asıl ve birleştirlen davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar Ali, ... ve ... vekili ile davalılar ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Bozma
Dairenin 27.09.2018 tarihli ve 2015/15839 Esas, 2018/12954 Karar sayılı kararı ile; tescilin yolsuz olduğu, bir kısım mirasçıdan pay satın alan ... ile ...'nin ise iyiniyetli olduğu hususunun temyiz edilmediği ancak davalılar ... ile ...'nin iyiniyetli oldukları kabul edilmesine rağmen mirasçılardan edindikleri bir kısım pay yönünden tapu kaydının iptaline karar verildiği, ... ve ...'in 455 parsel sayılı taşınmazda mirasçılar ..., ... ve ...'dan edindikleri paylar korunarak sadece ... adına olan payın mirasbırakan ...'ün veraset ilamı gözetilmek suretiyle davacıların miras payları oranında iptali ile adlarına tesciline karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozma Kararına Uyularak Verilen Temyize Konu Karar
Mahkemenin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; bozma ilamındaki gerekçeler benimsenerek birleştirilen 2009/400 Esas sayılı dosya kesinleşmiş olduğundan bu dosya yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, asıl ve birleştirilen 2010/52 Esas sayılı dosya yönünden ise dava konusu 455 parselde davalılar ... ve ... yönünden bozma kararı gözetilerek dava konusu 455 parseldeki ... ve ...'in mirasçılar ..., ... ve ...'dan edinmiş oldukları paylar korunarak ...'ten edindikleri payların davacıların mirasbırakanı ...'ün veraset ilamındaki payları oranında iptali ile davacılar ve dahili davacılar adlarına tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davacılar ... ve ... ile ... vekili, bir kısım ... mirasçıları ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekili, davalı ... mirasçıları ... ve ... vekili, davalı ... (... oğlu) vekili ve davalı ... temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Bir kısım ... mirasçıları ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda hesap hataları olduğunu, ek rapor alınmasına yönelik taleplerinin dikkate alınmadığını, davalıların iyiniyetli olmadıklarını, dava konusu taşınmazın davacılara ait olduğunu bildiklerini, bu hususun tanık beyanları ile de açık olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmişlerdir.
Davalı ... mirasçıları ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraf teşkili sağlanmadan hüküm kurulduğunu, tarafların bir kısmının yargılama aşamasında öldüğünü, davalı ...’ün mirasçısı ...’ün mirası reddettiğini, buna ilişkin kararın getirtilmediğini, bilirkişi raporunda ...’e de pay verildiğini, bilirkişi raporundaki çelişkiler giderilmeden karar verildiğini, davalılar ... ve Müşerrefin iyiniyetli kabul edilemeyeceklerini, anılan davalıların iyiniyet karinesinden de yararlanamayacaklarını belirterek kararın bozulmasını talep etmişlerdir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; kesinleşen mahkeme kararına göre 455 parselde davalının payının 3965/71375 olduğunu, kararda hükmedilen payın doğru olmadığını, ... mirasçıları adına paya hükmedilmesinin de doğru olmadığını, davalılar ... ve Müşerrefin iyiniyetli kabul edilemeyeceklerini, ilk kararın davalı aleyhine olmadığı için temyiz edilmediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmişlerdir.
Birleştirilen davada davalı ...; bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, miras paylarından daha azına hükmedildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Bir kısım davacılar ... ve ... ile ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda hesap hataları olduğunu, davalılar ... ve Müşerrefin iyiniyetli kabul edilemeyeceklerini, kötüniyetin yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceğini ve resen göz önüne alınması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl ve birleştirilen dava, yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 705 inci, 1023 üncü maddeleri, 1022 nci ve maddesinin birinci fıkrası, 1025 inci maddesinin birinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; mirasbırakan ...’ün 10.04.1984 tarihinde öldüğü, geride oğlu ...’ün mirasçıları olan davacı ... ile davalılar ..., ..., ..., ... ve ...; oğlu ...’ün mirasçıları olan davalılar ..., ... ve ...; kızı ...’ın mirasçıları olan davalılar ..., ... ve ...; oğlu ... ’ün mirasçıları olan davalılar ... ve ... ile davalı oğlu ... ve davacı kızı ...’nin mirasçı olarak kaldığı, davacı ...’nin ve davalı ...’ün aşamada ölümü ile mirasçılarının davaya dahil edildikleri, mirasbırakanın 23.03.1983 tarihinde 455 parsel sayılı taşınmazının 21000/71735 payını dava dışı oğlu ...'ın eşi olan davalı ...'e, 16375/71735 payını oğlu... eşi olan davalı ...'e, 16500/71735 payını kızı ...'a, 17500/71735 payını oğlu olan davalı ...'e, ...'ün 4675/71735 payını uhdesinde bırakarak kalan 11700/71735 payını ...'e satış suretiyle devrettiği; mirasbırakanın 25.03.1983 tarihinde 571 parsel sayılı taşınmazının 500/2160 payını oğlu ...'e, 500/2160 payını oğlu ...'e, 1160/2160 payını ise torunu (...'ın oğlu) ...'e temlik ettiği, davacılar ... ile ...'in Serik Asliye Hukuk Mahkemesinin 1986/113 Esas sayılı dosyası ile ... , ..., ..., ..., ... ve ...'e karşı muris muvazaası hukuki nedenine dayalı olarak 455 ve 571 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tescili isteğiyle dava açtıkları, yargılama aşamasında mirasçılardan ... (...’ün kızı) ile ...'ün (...’ün oğlu) de davaya müdahil olarak katıldıkları, Mahkemenin 1989/607 Karar sayılı kararı ile ... aleyhindeki davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davacılar ... ve ... yönünden onandığı, davaya müdahil olarak katılan mirasçılar ... ve ... yönünden ise olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulması gerektiği belirtilerek bozulduğu, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda Serik Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.01.1993 tarih, 1991/75 Esas, 1993/1 Karar sayılı kararı ile müdahil davacılar ... ve ... yönünden de davanın kabulüne, davacılar ... ve ... yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, kararın Dairece onanarak 13.09.1996 tarihinde kesinleştiği, bilahare Tapu Müdürlüğünün 455 ve 571 parseli müdahil davacılar ... ve ... adına miras payları oranında tescil ettiği, bakiye payların ise kayıt malikleri üzerinde bırakıldığı, böylelikle 455 parsel sayılı taşınmazda ...'ün 30716/71735, ...'ün 2693/71735, ...'ün 15518/71735, ...'ın 14518/71375, ...'ün 3965/71375, ...'ün (... oğlu) 3965/71375 pay sahibi oldukları, 571 parsel sayılı taşınmazda ise ...'ün 420/2160, ...'ün 420/2160, ...'ün (... oğlu) 1080/2160, ...'ün (... oğlu) 120/2160, ...'ün 120/2160 pay sahibi oldukları, ...'ün 455 parseldeki 2693/71735 payını 13.01.2007 tarihinde davalı ...'e, ...'ün 455 parseldeki 15518/71735 payını 19.12.2006 tarihinde davalı ...'na devrettiği, ...'ın 2002 tarihinde ölümü ile 455 parseldeki 14518/71735 payının mirasçıları dava dışı eşi ... ile davalı çocukları ... ve ...'ye intikal ettiği, ...'un intikal eden payını 02.02.2007 tarihinde, ... ile ...'nin ise 16.09.2010 tarihinde davalı ...'e temlik ettikleri, davacı ... mirasçılarından ...'ün 03.12.2020 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır.
2. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı HMK’nın geçici 3/2 inci maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un uygulanacağı davalar yönünden HUMK’un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
3. Bilindiği üzere; hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılması bu kısımların bağımsız bir şekilde onandığını göstermez. Bozma kararı üzerine önceki hüküm tamamen ortadan kalkar. Bu sebeple bozma kararından sonra mahkemece 6100 sayılı Kanun'un 297 nci maddesinde belirtilen unsurları içeren yeni bir karar verilmek zorundadır.
4. Somut olayda; Serik Asliye Hukuk Mahkemesinin 1986/113 Esas, 1989/607 Karar sayılı kararı ile 571 parsel sayılı taşınmaz yönünden eldeki davada davacı ... ve ... bakımından davanın kabulüne karar verilmiş, bu karar Dairenin 1990/6857 Esas, 1990/7973 Karar sayılı kararı ile onanmış ancak tapu müdürlüğü 571 parsel yönünden Serik Asliye Hukuk Mahkemesinin 1986/113 Esas, 1989/607 Karar sayılı kararını infaz edememiş, eldeki davada davacılar kesinleşen mahkeme kararına rağmen 571 parseldeki miras paylarının halen davalılar adına kayıtlı olduğunu ve tescilin yolsuz olduğunu ileri sürmüşlerdir. O halde, dava konusu 571 parsel yönünden Serik Asliye Hukuk Mahkemesinin 1986/113 Esas, 1989/607 Karar sayılı dosyasında davanın davalı ... ve ...’e yöneltildiği gözetilerek, ... ve ...’e mirasbırakan tarafından temlik edilen 500/2160 pay içinden davacı ...’in 1/18, davacı ...’in 3/18 olan miras paylarının iptali ile davacı ... ve davacı ... (mirasçıları dahil oldu) adına tescil edilmesi, bakiye payın davalılar
... ve ... uhdesinde bırakılması gerekirken, dava konusu 571 parsel sayılı taşınmaz yönünden Dairenin 27.09.2018 tarihli bozma kararında onama kararı verilmediği halde 22.02.2022 tarihli kararda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi doğru değildir.
5. Dava konusu 455 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Serik Asliye Hukuk Mahkemesinin 1986/113 Esas, 1989/607 Karar sayılı kararı ile 455 parsel sayılı taşınmaz yönünden eldeki davada davacı ... ve ... bakımından davanın kabulüne karar verilmiş, bu karar Dairenin 1990/6857 Esas, 1990/7973 Karar sayılı kararı ile onanmış ancak tapu müdürlüğü 455 parsel yönünden Serik Asliye Hukuk Mahkemesinin 1986/113 Esas, 1989/607 Karar sayılı kararını infaz edememiş, eldeki davada davacılar kesinleşen mahkeme kararına rağmen 455 parseldeki miras paylarının halen davalılar adına kayıtlı olduğunu ve tescilin yolsuz olduğunu ileri sürmüşlerdir. Ne var ki, davalılar ... ile ...'nin iyiniyetli oldukları Dairenin 27.09.2018 tarihli kararı ile kesinleştiğinden davalılar ... ve ...'in 455 parsel sayılı taşınmazda mirasçılar ..., ... ve ...'dan edindikleri paylar korunarak sadece ... adına olan payın mirasbırakan ...'ün veraset ilamı gözetilmek suretiyle davacıların miras payları oranında iptali ile adlarına tesciline, bakiye payın davalı ... uhdesinde bırakılmasına karar verilmesi gerekirken; 455 parsel sayılı taşınmazda hükmen tescil ile miras paylarını ( 3965/71735) alan davalılar ... (... oğlu) ve ...’nin payını azaltacak şekilde hüküm tesisi ve davacı ... mirasçılarından ...'ün aşamada ölmesine rağmen ölü kişi adına tescil hükmü kurulması da isabetsizdir.
6. Hal böyle olunca; yukarıda değinilen şekilde karar verilmesi için hüküm bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Bir kısım davacılar ... ve ... ile ... vekili, bir kısım ... mirasçıları ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekili, davalı ... mirasçıları ... ve ... vekili, davalı ... (... oğlu) vekili ve davalı ...’ün temyiz itirazlarının değinilen yönlerden kabulü ile hükmün 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde yatıranlara iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğ tarihinde itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,20.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.