Logo

1. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/1697 E., 2024/277 K.

SAYISI : 2018/198 E., 2023/99 K.

Taraflar arasındaki kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davalı Hazine yönünden davanın kabulüne davalı ... yönünden ise pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davalı Hazine temsilcisi tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı dava dilekçesinde özetle; dava konusu Giresun ili, ... ilçesi, ... köyü 234 ada 29 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sonucunda davalı Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, yapılan kadastro tespitinin hatalı olduğunu, çekişmeli taşınmazın dedelerinden gelen bir arazi olduğunu, çevredeki parsellerin tamamı hak sahiplerine verilmiş iken bunların tam ortasında kalan dava konusu taşınmazın Hazine'ye yazıldığını ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı 25.10.2019 tarihli ön inceleme duruşmasındaki beyanında özetle; dava konusu taşınmazın dedeleri ...'ten babaları ...'e intikal ettiğini, taşınmazın yapılan taksimde babaları olan ...'e düştüğünü, ondan da kendilerine kaldığını, bu nedenlerle dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile ... mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ettiğini belirtmiştir.

Davacı keşif esnasındaki beyanında özetle; her ne kadar dava dilekçesinde 234 ada 29 parsel sayılı taşınmaz hakkında dava açıldığı belirtilmiş ise de keşif esnasında dava konusu ettiği taşınmazın 234 ada 30 parsel olduğunun anlaşıldığını, yaşı nedeniyle parsel numaralarını karıştırdığını, aynı gün dava dışı Mehmet Pelit ve Adem Pelit'le birlikte ayrı ayrı dava açtıklarını, birlikte dilekçe verdikleri için de parsel numaralarını karıştırdıklarını, asıl dava konusu ettiği parselin 234 ada 30 parsel olduğunu bildirmiştir.

II. CEVAP

Davalı Hazine temsilcisi cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın davacı tarafından kullanılmadığının, herhangi bir tarımsal faaliyet yapılmadığının, üzerinde yapı ve bina gibi herhangi bir muhdesat bulunmadığının ve taşınmazın boş vaziyette olduğunun, dilekçelerinin ekindeki geçmiş yıllara ait uydu görüntülerinden açıkça anlaşıldığını, davacının çekişmeli taşınmaz üzerinde herhangi bir zilyetliği bulunmadığından 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713 üncü maddesi kapsamında lehine tapu iptali ve tescil kararı verilemeyeceğini, somut olayda davaya konu taşınmazın imar-ihya edilip edilmediğinin ve Kadastro Kanunu'nun 17 inci maddesinde yazılı koşulların oluşup oluşmadığının tespit edilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazın kadastro işlemi sonucunda Hazine adına tescil edildiğini, davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, TMK'nın 713 üncü maddesindeki koşulların oluşmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın haksız ve yersiz olduğunu, zamanaşımı, kesin hüküm ve husumet itirazlarının bulunduğunu, bu nedenlerle davanın öncelikle usulden reddi gerektiğini, çekişmeli taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan Hazine'ye ait yerlerden olduğunu, dolayısıyla özel mülkiyete konu teşkil edemeyeceğini, kadastro tespitinin tümüyle kanuna ve usule uygun şekilde yapıldığını, kadastro tutanağında çekişmeli taşınmazın yapılan tüm araştırmalara rağmen malikinin kim olduğunun bilinemediğinin ve yıllardır kullanılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunun belirtildiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; yapılan keşifte dinlenilen mahalli bilirkişiler ve taraf tanıklarının anlatımlarından dava konusu taşınmazın evveliyatında hemen bitişiğindeki 234 ada 29 ve 28 parsel sayılı taşınmazlar ile evveliyatında bir bütün olduğu, bu parçanın davacının da dedesi olan ... lakaplı kişiye ait olduğu, sonrasında ...'nin mirasçıları arasında yapılan taksim neticesinde bu parçanın üçe bölündüğü, bu üç parçadan birinin dava konusu olan 234 ada 30 parsel sayılı taşınmaz olduğu, bu taşınmazın mirasçılar arasında yapılan taksim neticesinde davacının babası olan ...'e verildiği, ...'den önce buranın ... tarafından sahiplenilerek aralıksız bir şekilde tarla vasfı olarak kullanıldığı, ... tarafından devralındıktan sonra da tarla olarak ekilmeye devam ettiği, ...'in ölümünden sonra ise ...'in çocukları tarafından ekilmeye devam edildiğinin anlaşıldığı, söz konusu beyanların tamamının birbirleriyle benzer ve tutarlı oluşu nedeniyle dava konusu yerin kadastro tespitinin hatalı bir şekilde Maliye Hazinesi adına yapıldığı, dava konusu yerin davacının dedesinden gelme bir yer olduğu, buranın sahiplenilip nizasız ve fasılasız bir şekilde tarla olarak davacının mirasbırakanları tarafından ekilip biçildiği ve dava konusu yerin ... mirasçıları arasında taksim edilmemiş olduğu, bütünü ile ... mirasçılarının tamamına intikal etmiş olduğunun anlaşıldığı, ziraat ve fen raporu incelendiğinde, keşif yapılan parselin dava konusu edilen 234 ada 30 parsel sayılı taşınmaz olduğu, taşınmazın keşif anı itibariyle üzerinde herhangi bir tarımsal faaliyet bulunmadığı, taşınmazın kuru tarım karakterinde olduğu, davacının mirasbırakanı ... ve mirasçıları yönünden aynı çalışma alanında zilyetliğe dayalı olarak 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 üncü maddesi uyarınca kuru arazide 40 dönüm, sulu arazide 100 dönümden fazla belgesizden kazanılmış taşınmaz olmadığı, ayrıca bu kişiler tarafından açılmış başkaca bir zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil davası bulunmadığı, bu durumda dava konusu taşınmazın davacının mirsbırakanı ve mirasçılarına ait olup olmadığının tespiti için mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının yeterli olduğu, alınan beyanlardan da taşınmazın kadastro tespitinden önce nizasız ve fasılasız bir şekilde malik sıfatı ile ekonomik amacına uygun zilyetlik koşulları ile davacının dedesi ... ve sonrasında taksimen davacının babası ... ve sonrasında davacı ... kardeşleri tarafından kullanılmakla taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nu 14 üncü maddesi uyarınca davacı mirasbırakanı veya mirasçıları adına tescil edilmesi gerekli iken tespitin hatalı olarak davalı Maliye Hazinesi adına yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın Maliye Hazinesi adına kayıtlı olduğu, tapu iptali ve tescil davalarında husumetin taşınmazın dava tarihinde adına kayıtlı olduğu malike karşı yönlendirilmesi gerektiği somut davada Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın dava konusu taşınmaz maliki olmaması nedeniyle kendisine husumet yönlendirilemeyeceği gerekçesiyle söz konusu davalıya karşı açılmış olan davanın ise pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine temsilcisi istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Nedenleri

Davalı Hazine temsilcisi istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunu, davacı adına tescil şartlarının oluşmadığını, eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının davayı mirasbırakan babası ... terekesi adına açtığı, mirasbırakanın diğer mirasçılarının tamamının davacıya vekaletname vererek davaya muvafakat ettiklerini açıkça gösterdikleri, nitekim, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 31 nci maddesinde düzenlenen hakimin davayı aydınlatma görevi kapsamında davacı tarafa talep sonucu açıklattırılmış olup davacının, davayı mirasbırakan babası ... terekesi adına açtığını açıkça beyan ettiği, dolayısıyla, aktif dava ehliyetine ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde dava konusu taşınmazın ada ve parsel numarası sehven 234 ada 29 olarak yazılmış ise de mahallinde yapılan keşifte davaya konu edilen taşınmazın esasen 234 ada 30 parsel sayılı taşınmaz olduğu, yanyana bulunan 234 ada 28, 29 ve 30 parsel sayılı taşınmazlar için aynı gün farklı kişilerce birlikte dava açılması nedeniyle parsel numaralarının hatalı yazıldığı, dolayısıyla dava dilekçesindeki yanılgının haklı ve makul gerekçesinin bulunduğu, dava konusu taşınmazın, kadastro tutanağından da görüleceği üzere malikinin kim yada kimler olduğunun tespit edilemediği gerekçesiyle tarla vasfıyla davalı Hazine adına tespit ve tescil edildiği, çekişmeli taşınmazın hali arazi, ham toprak ya da kamu orta malı mera vasfında olduğuna ilişkin tarafların herhangi bir iddia ve savunmalarının bulunmadığı, çekişmeli taşınmazın vasfına yönelik tarafların herhangi bir itirazı bulunmadığından ve kadastro tespiti sırasında da herhangi bir tapu kaydı uygulanmadığından, uyuşmazlığın zilyetlikle iktisap hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerektiği, mahallinde yapılan keşifte dinlenilen tanıklar ve mahalli bilirkişilerin birbirleriyle uyumlu, tutarlı ve somut beyanlarından, davacı tarafın çekişmeli taşınmaz üzerinde nizasız, fasılasız ve malik sıfatıyla yirmi yılı aşkın süredir devam eden ekonomik amaca uygun eklemeli zilyetliğinin bulunduğunun anlaşıldığı, nitekim, harita yüksek mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 23.08.2022 tarihli bilirkişi raporunda da, yöreye ait 1952, 1973 ve 2004 yıllarına ait hava fotoğraflarında dava konusu taşınmazın sınırlarının belirgin olduğu, imar-ihya gördüğü ve zilyetliğin devam ettiğinin belirtildiği, ziraat mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 08.01.2023 tarihli bilirkişi raporunda da çekişmeli taşınmazın 3. sınıf kuru tarım arazisi vasfında olduğunun açıkça ifade edildiği, netice olarak gerek keşifte alınan beyanlar, gerek teknik bilirkişi raporlarındaki tespitler ve gerekse de hava fotoğrafları birlikte değerlendirildiğinde, Yerel Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı Hazine temsilcisinin istinaf başvurusunun HMK'un 353/1-b.(1) maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine temsilcisi temyiz başvurusunda bulunmuştur.

B. Temyiz Nedenleri

Davalı Hazine temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/1 nci maddesi.

2. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14'üncü maddesi.

3. Değerlendirme

1. Kadastro sonucu; Giresun ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 234 ada 30 parsel sayılı taşınmaz 2.345,09 metrekare yüzölçümü ve tarla vasfı ile davalı Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ... ırsen intikal ve zilyetik iddiasına dayanarak taşınmaza yönelik tapu iptali ve tescil istemiyle dava açmıştır.

2. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

3. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine temsilcisinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen sebepler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI.KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

492 sayılı Harçlar Kanunu'nun değişik 13 üncü maddesinin j. bendi gereğince Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

01.07.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

***