"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/313 E., 2024/905 K.
Taraflar arasında görülen kadastrodan önceki nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasında İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen davanın reddine dair karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; Hakkari ili, Yüksekova ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 120 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında davalı Hazine adına tespit edildiğini, ancak taşınmazın 409 dönümlük kısmının davacıların atalarından itibaren 80-90 yıldan beri tarla olarak kullanıldığını ileri sürerek taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacılar adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın kadimden beri mera vasfında olduğunu, bu nedenle zilyetlikle edinilemeyeceğini, bu bölgede herhangi bir toprak tevzi çalışması bulunmadığını, davacılar ve mirasbırakanları lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığının incelenmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 26.02.2019 tarihli ve 2015/232 Esas, 2019/285 Karar sayılı kararıyla; dava konusu yerin mera, taşlık, bataklık veya kamuya tahsisli yerlerden olmadığı, hava fotoğraflarına göre biçenek amaçlı olarak 1968 yılından bu yana kullanıldığı, keşifteki gözlemlere göre davacıların iyi niyetli ve malik sıfatıyla zilyet olduğu, taşınmaz üzerinde 20 yılın üzerinde zilyetlik koşullarının davacılar lehine oluştuğunun ispatlandığı gerekçesiyle davanın kabulü ile çekişmeli 120 ada 1 parsel sayılı taşınmazın (B) harfi ile gösterilen 318.294,06 m²'lik kısmının tapu kaydının iptali ile 1/8'er hisse oranında davacılar adına tesciline, (A) harfi ile gösterilen alan yönünden davanın reddi ile kalan kısmın tespit gibi tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 13.12.2021 tarihli 2019/1012 Esas, 2021/2457 Karar sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesince verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 26.02.2019 tarihli kararının süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; Mahkemece 23.05.2018 tarihinde yapılan keşifte davaya konu taşınmazda yonca ve biçenek olduğu, taşınmazın genellikle eğimli yapıda olup eğiminin %10-20 arasında olduğu, komşu parsellerle benzer özellik gösterdiğinin gözlemlenmiş olduğu, dinlenen yerel bilirkişiler taşınmazların mera olmadığını ve davacıların zilyetliğinde olduğunu beyan etmişlerse de davaya konu taşınmazın komşularının mera ve ham toprak niteliğinde olduğunun açık olduğu, ziraat bilirkişi kurulu raporunda davaya konu taşınmazın tarıma elverişli olduğu ve mera arazilerinden farklı bitki örtüsü ve toprak yapısına sahip olduğu belirtilmiş ise de taşınmazın biçenek olarak kullanıldığı, raporda taşınmazın eğiminin Mahkeme gözlemiyle çelişkili şekilde %1-4 arasında tespit edildiği, çekişmeli taşınmaz ile mera niteliğindeki çevresini ayıran herhangi bir sabit sınır veya doğal ayırıcı unsurdan bahsedilmediği, yine jeodezi bilirkişi raporunda taşınmazın tamamının biçenek vasfında olduğu ve tarımsal amaçlı kullanım gözlenmediği, komşu parsellerle sabit sınırının olmadığının belirtildiği, bu durumda temyize konu taşınmaz bölümlerinin de meradan açıldığının kabulünün zorunlu olduğu, meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi neye ulaşırsa ulaşsın bu zilyetliğe hukuken değer verilmesinin mümkün bulunmadığı, ot biçme suretiyle taşınmaz üzerindeki kullanımın ekonomik amaca uygun kullanım olarak kabulünün mümkün olmadığı göz önünde bulundurularak davanın reddi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılıp İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; 80-90 yıldan fazla bir süredir taşınmazların işlendiğinin ve zilyetliğin kesintiye uğramadığının tanık beyanları ve bilirkişi raporları ile sabit olduğunu, tarımsal faaliyetin sadece ekip biçmekle olmadığını, biçenek olarak tarımsal bir faaliyetin olduğunu, modern tarımın bölgedeki tarihinin çok eski olmadığını, taşınmazın bulunduğu yerin dağ köyü olması, çoğu yerde halen hayvancılık yapılması ve kış şartlarının ağır ve uzun olması sebebiyle genellikle biçenek olarak kullanıldığını, davanın reddi yönünde karar verilmesinin mağdur ettiğini, Doğu Karadeniz'in sarp kayalıklarında çay tarımı ne kadar tarımsal bir faaliyet ise ve ekonomik değerde ise bu bölge için de biçeneğin o kadar kıymetli olduğunu, bölge için o kadar büyük bir ekonomik değere sahip olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakılan tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkindir.
Dosyanın incelenmesinde; davaya konu 120 ada 1 parsel sayılı 409.327,19 metrekare yüz ölçümündeki taşınmazın 2007 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında kadimden beri köy halkı tarafından mera olarak kullanıldığı ve fiili zemin durumunun da halen bu vasıfta olduğu gerekçesiyle mera vasfı ile kamu orta malı olarak sınırlandırıldığı, tespitin 28.07.2008 tarihinde kesinleştiği, eldeki davada davacıların 19.03.2015 tarihinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tapu iptali ve tescil talep ettikleri anlaşılmıştır.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına,
Dosyanın Yüksekova 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
25.03.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.