"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/169 E., 2024/350 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Pütürge Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/24 E., 2022/115 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili özetle; Malatya ili, Pütürge ilçesi, ... Mahallesi 101 ada 66 parsel sayılı taşınmazın 1944 ve 1956 yılında yenileme yapılan tapu kaydı ile iki hisse olarak ... ile ... ve ...'a ait olduğunu, davacının ...'ın mirasçı torunu olduğunu ve uzun zamandır taşınmazı kullandığını, kadastro sırasında ... Belediyesinin rüşvet vererek şahıs arazilerini mera olarak gösterilmesini sağladığını, sahtecilik, muvazaa, görevi kötüye kullanma ve rüşvet gibi durumların varlığı halinde hak düşürücü sürenin işlemediğini ileri sürerek taşınmazın mera kaydının iptali ile davacının payı oranında adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Maliye Hazinesi vekili özetle; taşınmazın imar ve ihyasına ilişkin yasada öngörülen koşulların oluşmadığını, bu durumun hava fotoğrafları ve yapılacak keşifte ortaya çıkacağını, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufunda olan yerlerden olduğunu, özel mülkiyete konu teşkil edemeyeceğini, taşınmazın mera vasfında olduğunun idarenin yetkili birimleri tarafından belirlendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
... vekili özetle; hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddedilmesi gerektiğini, kazandırıcı zamananaşımı süresi için ihyanın başladığı tarihin önemli olduğunu, Kadastro Kanunu'nun 17. maddesi gereği imar ve ihyanın koşullarının oluşması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kadastro tespit tutanağının kesinleştiği tarih tam olarak gözükmese de bu tarihin en geç Pütürge Asliye Hukuk Mahkemesinde 2008/71 Esas sayılı dosyası ile dava açılması ve bu davanın tarihin 15.07.2008 olması da gözetildiğinde, kadastro tespit tutanağının kesinleşme tarihi bu tarihten daha önceki bir tarih de olabileceği, kadastro tutanağının en geç 14.07.2008 tarihinde kesinleştiğinin sabit olduğu, çünkü genel mahkemelerde davanın ancak tespit tutanağı kesinleştikten sonra açılabileceği, tutanağın kesinleşme tarihi 14.07.2008 tarihi olarak alındığında ise davacının hak düşürücü süreyi geçirdiği, hak düşürücü sürenin kamu düzenine ilişkin olmasından ötürü re'sen nazara alınacağı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu 101 ada 66 parsel sayılı taşınmazın 101 ada 62 parselin ifrazı ile 19.02.2013 tarihinde oluştuğu, tutanağın kesinleştiği tarih ile davanın açıldığı 2022 tarihi arasında 3402 sayılı Yasa'nın 12/3. maddesinde belirlenen hak düşürücü sürenin geçtiği, Yerel Mahkemenin davanın hak düşürücü süreden reddine dair kararının usul ve esas bakımdan hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme kararının hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz olduğunu, davacının hatalı ve hileli kadastro çalışması ile bu topraklardaki haklarını kaybettiğini, iddialarının tespit ve sonrasındaki rüşvet olayına dayandığını, sahtecilik, muvazaa, görevi kötüye kullanma ve rüşvet gibi durumların varlığı halinde hak düşürücü sürenin işlemediğini, keşif yapılmadan karar verildiğini belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.03.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.