"İçtihat Metni"
K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2023/665 E., 2023/788 K.
ŞİKÂYETÇİ : ...
HÜKÜMLÜ : ...
SUÇ : Kasten yaralama
İNCELEME KONUSU
KARAR : Hükmün açıklanması suretiyle mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması
Mersin 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.12.2023 tarihli ve 2023/665 Esas, 2023/788 Karar sayılı kararı ile hükümlünün, tabi tutulduğu denetim süresi içinde yeni bir kasıtlı suç işlediğinin ihbarı üzerine 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231/11. maddesi uyarınca hükmün açıklanması ile hükümlü hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 86/2, 86/3-e, 62, 5271 sayılı Kanun'un 251/3, 5237 sayılı Kanun'un 52/2. maddesi uyarınca 2.240,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin netice cezanın türü ve miktarı itibarıyla, 5271 sayılı Kanun'un 272/3-a maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle 13.12.2023 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 13.05.2024 tarihli ve 2024/2500 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.05.2024 tarihli ve KYB-2024/56263 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.05.2024 tarihli ve KYB-2024/56263 sayılı kanun yararına
bozma isteminin; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın usûlüne uygun kesinleşmemesi nedeniyle hükmün açıklanamayacağı gözetilmeden ve gerekçesiz karar verilmesinde isabet görülmediği şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun’un, “Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması” başlıklı 231. maddesinin, inceleme konusu ile ilgili olan sekizinci fıkrasının birinci cümlesi ve onbirinci fıkrasının birinci cümlesi; “ (8) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. ...
...
(11) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. ...” şeklinde düzenlenmiştir. Denetim süresi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usûlüne uygun olarak kesinleşmesi üzerine başlar. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen sanık, bu karar usûlüne uygun bir şekilde kesinleştikten sonra, beş yıl süreyle denetime tabi tutulacak ve tabi tutulduğu denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirlerine riayet etmemesi hâlinde hüküm açıklanacaktır.
2. İnceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; hükmün açıklanmasına esas olan ve basit yargılama usûlü uygulanması suretiyle verilen Mersin 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.09.2021 tarihli ve 2021/396 Esas, 2021/502 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın, usûlüne uygun kesinleşmediği anlaşılmıştır.
Şöyle ki 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun "Bilinen adreste tebligat" başlıklı 10. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarına göre; "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır.
(Ek fıkra: 11/1/2011-6099/3 md.) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır."
7201 sayılı Kanun'un 10/1. maddesi gereği öncelikle, hükümlünün bilinen en son adresi esas alınarak kararın tebliği yoluna gidilmesi, 7201 sayılı Kanun'un "Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina" başlıklı 21/1. maddesi uyarınca bu adrese tebligat çıkarılıp söz konusu tebligatın bila tebliğ iade edilmesi hâlinde, aynı Kanun'un 10/2. maddesi gereği en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde 21/2. maddesi uyarınca MERNİS adresi esas alınarak tebliği yoluna gidilmesi gerekmektedir.
3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 20.11.2020 tarihli ve 2019/2 Esas, 2020/3 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere; 7201 sayılı Kanun'un 10/2. maddesi gereği gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsendiği, muhatabın bilinen en son adresine çıkarılan tebligatın iade edilmesi veya MERNİS adresinin bilinen adresten farklı olması hâlinde MERNİS adresine “MERNİS” şerhi düşülerek 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca doğrudan tebligat çıkartılması gerekmektedir.
4. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyasında hükümlünün yokluğunda verilen hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın, hükümlünün bilinen son adresi esas alınarak tebliğe çıkartılması, adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması durumunda, 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerekirken, hükümlünün bilinen son adresine tebligat çıkarılmadan 7201 sayılı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca “mernis adresi” şerhi düşülerek çıkarılan tebligatın usûlüne uygun olmadığı anlaşılmıştır.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usûlüne uygun olarak kesinleşmemesi ve denetim süresinin işlemeye başlamaması nedeniyle hükmün açıklanamayacağı dikkate alınmadan hükümlünün tabi tutulduğu denetim süresi içinde yeni bir kasıtlı suç işlediğinin ihbarı üzerine dosyanın ele alınarak hükmün açıklanmasına karar verilmesi Kanun’a aykırı olup (1) numaralı kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
5. Bununla birlikte Mahkemece verilen kararın gerekçe bölümünde, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141/3. maddesi, 5271 sayılı Kanun'un 34/1. maddesi ve 230. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin, Georgiadis/Yunanistan, B.No: 21522/93, 29.05.1997, §§40-43; H./Belçika, B. No: 8950/80, 13.11.1987, §53; H.A.L./Finlandiya, B.No: 38267/97, 25.01.2004, §§50-51 kararlarında, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 11.07.1976 tarihli ve 15643 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 07.06.1976 tarihli ve 1976/3-4 Esas, 1976/3 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda ifade edilen; “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 05.05.2015 tarihli, 2014/8-145 Esas ve 2015/145 Karar sayılı kararında mealen belirtilen hususları taşıyacak ve Mahkeme kararlarının denetime olanak sağlayacak şekilde açık olması, bunun için sonuca etkili tüm argümanların, kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre Mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması gerektiğinin dikkate alınmaması, Kanun’a aykırı olup (2) numaralı kanun yararına bozma talebi de yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Mersin 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.12.2023 tarihli ve 2023/665 Esas, 2023/788 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.09.2024 tarihinde karar verildi.