"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/394 E., 2021/330 K.
HÜKÜM : Kabul
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda;davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; Muğla ili, ... ilçesi, ... köyü 106 ada 50 parsel sayılı taşınmazın tapuda davalı Hazine adına kayıtlı olduğunu, dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olup kültür arazisi tarla vasfında olduğunu, 20 yıldan fazla zamandır malik sıfatıyla zilyet ve tasarrufunda olduğunu, zilyetliği nizasız ve fasılasız olarak sürdürüldüğünü, taşınmaz içerisinde değişik yaşlarda muhtelif meyve ağaçlarının mevcut olduğunu, taşınmazın tarla olarak kullanıldığını, arpa buğday ve yulaf ekildiğini, davalı Hazine adına idari yoldan 1991 yılında yapılan tescil tarihine kadar kazandırıcı zamanaşımı süresinin fazlasıyla dolmuş olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili; taşınmazın öncesinin orman olduğunu, yeterli süre kullanılmadığını, 2001 tarihli tutanakta boş olduğunun görüldüğünü belirterek davan reddini savunmuştur.
III. MAHKEMENİN KARARI
Ortaca 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 22.04.2015 tarih 2014/595 E., 2015/241 K. sayılı kararı ile davacı taraf yararına zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 13.05.2019 tarihli 2019/1782 E., 2019/3671 K. sayılı kararıyl; hava fotoğraflarının temini, komşu parsellere ilişkin kadastro tutanakları getirilmesi, yeniden keşif yapılarak denetime ve hüküm kurmaya elverişli rapor alınması, Kadastro Kanunu 14 ve 17 inci madde koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Ortaca 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 10.09.2021 tarihli 2019/394 E., 2021/330 K. sayılı kararı ile dava konusu taşınmaza evveliyatında davacının babasının zilyet olduğu, arazinin eğimli kısımlarının davacı ve babası tarafından dozer ile düzeltildiği, ondan önce de hayvanlar kullanılarak arazinin ekildiği, davacının babası tarafından taşınmazda kuru tarım yapıldığı, davacının eklemeli zilyetliğin 35-40 yılın üzerinde olduğu, Hazine adına tapu kaydının oluşturulduğu tarihe kadar 20 yıllık kanuni sürenin geçtiği, zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde, taşınmazın Hazine’ye ait olduğunu, taşınmaz üzerine ev, ahır yapılması gibi işlemlerin kazanım bakımından ihya işlemi sayılmadığını, 20 yıllık sürenin dolmadığını, 22.03.2021 tarihli orman ve fen bilirkişi raporunda eksik inceleme yapıldığını, memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde detaylı inceleme yapılmadığını, eksik ve yetersiz rapora dayanılarak hüküm kurulduğunu, ziraat bilirkişi raporunda B kısmında zirai faaliyette bulunulmadığının belirtildiğini, aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro çalışmalarında tapulama harici bırakılıp idari yoldan Hazine adına tapuya tescil edilen taşınmazın tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17 inci maddeleri, Türk Medeni Kanunu'nun 713 üncü maddesi
3. Değerlendirme
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu Muğla ili, ... ilçesi, ... köyü 196 ada 50 parsel sayılı 1.946,26 m2 miktarlı tarla nitelikli taşınmazın 18.05.2020 tarihli kadastro işlemi ile ... adına tescil edildiği, dava konusu taşınmazın bulunduğu mahalde 1942 yılında 3116 sayılı Kanun'a göre kesinleşen orman kadastro bulunduğu, köyde yapılan 6831 sayılı Kanun'un 1744 sayılı Kanun ile değişik 2 inci madde uygulaması ve 1942 yılı orman sınırının aplikasyonu, 1975 yılında uygulanmış orman harita ve tutanakları, 26.09.1975 tarihinde ilan edilmiş ve bu sınırlamaya yapılan itirazların komisyonca incelenmesi sonucunda tespit edilen orman sınır tutanağı 21.09.1979 tarihinde ilan edilmiş, 3302 sayılı Kanun'un 2/B uygulaması 1989 yılında yapılmış ve 31.10.1991 tarihinde ilan edilmiş olup dava konusu yerin orman sayılamayan alanda bulunduğu, dava konusu taşınmazın geldisi 122 parsel sayılı 302.887 m2 miktarlı orman nitelikli taşınmazın Maliye Hazinesinin talebi ile ilk kez 1991 yılında idari yoldan tescili yapıldığı, buna ilişkin tapulama tutanağı bulunmadığı, 1998 yılında yapılan yenileme işlemi ile taşınmazın 128 ada 1 parsel olduğu, ifraz, cins değişikliği ve 2/B madde uygulaması işlemi ile 106 ada 50 parsel sayılı taşınmazın oluştuğu ve 6831 sayılı Kanun'un 2/B uygulaması sebebi belirtilerek 15.02.1999 tarihinde ... adına tescil edildiği, Tapu Müdürlüğünün 17.05.2010 tarihli yazısında yenileme ve 2/B uygulamasının aynı anda yapılması nedeniyle dava konusu taşınmazın da içinde bulunduğu 87 adet parselin edinme sebebinde sehven “2/B kadastrosu” yazıldığı, “kadastro” şeklinde düzeltilmesi gerektiğinin belirtildiği ve buna göre işlem yapıldığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda, dosya arasına alınan 29.03.2021 tarihli raporda taşınmazın 1978 ve 1995 tarihli memleket haritasında ağaçsız alanda kaldığı, 1965, 1971 ve 1975 tarihli hava fotoğraflarında ve A (1.187,99m2) ve C (285,01m2) alanlarının ağaçsız alanda kaldığı, tarım yapıldığı, çevresi ile aynı şekil ve vasıfta kullanıldığı, 1965 yılından sonra kuru tarıma dayalı ziraat yapıldığı ve yer yer kültür bitkileri dikildiği, 2010 ve 2020 uydu görüntüsünde de bu alanlarda tarım yapıldığı, bu iki kısım arasında kot farkına sebep olan eğimli B (473,26m2) ile gösterilen yerde hava fotoğraflarına ilişkin değerlendirme olmamakla taşlık, kayalık ve yüksek eğime sahip olduğu, zirai faaliyette bulunulmadığının bildirildiği, arazi eğiminin %30 üzerinde olduğu ancak iki adet adi teras ile %1-2’ye düşürüldüğü, keşif tarihi itibariyle A harfi ile gösterilen kısımda 12 yaşlarında 24 adet nar, (B) harfi ile gösterilen kısımda 25-30 yaşlı 7 adet melengiç, 10 yaşlarında 1 adet zeytin, 20 yaşlarında 4 adet pınar ve 15 yaşlarında 1 adet çam olduğu, (C) harfli alanda ise 25 yaşlarında 1, 15 yaşlarında 3 adet zeytin, 25-30 yaşlarında 2 adet melengiç olduğu, taşınmazın 1991 yılından geriye doğru 35-40 yıldır imar ihya edilerek tarım arazisi olarak kullanıldığı belirtilmiştir.
Her ne kadar Mahkemece zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur. Şöyle ki, dava konusu kabulüne karar verilen (B) harfi ile gösterilen kısım yönünden zirai faaliyette bulunulmadığı, taşlık kayalık olduğunun belirtildiği, hava fotoğraflarına ilişkin bu kısma yönelik tespitte bulunulmadığı, dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıkların taşınmazın davacıya babasından intikal ettiği, babasının arpa buğday ektiği, dozer ile taşınmazı düzleştirdiği, öncesinde hayvanlarla araziyi ektiği, 1992 yılında ölmesinden sonra tek erkek çocuğu davacının kullanmaya başladığı, üzüm, nar ve narenciye ağaçları ektiği, davacının 2B olarak kullandığı yerlerde olduğunu da beyan ettikleri, ancak davacı ve babası adına senetsiz araştırmasının yapılmadığı, dava konusu mahalde imar uygulaması yapılıp yapılmadığının tespit edilmediği, komşu parsellere ilişkin kayıtların eksiksiz bir şekilde dosya arasına alınmadığı görülmektedir.
Hal böyle olunca, taşınmazın imar planı sınırları içinde kalıp kalmadığı, imar planı sınırları içinde kalıyorsa hangi tarihte imar planı sınırları içine alındığı ve imar planının hangi tarihte kesinleştiği sorularak alınacak cevabi yazı ile varsa imar planına ilişkin tüm bilgi ve belgeler getirtilerek dosya arasına alınması, dava konusu taşınmaza bitişik ya da yakın komşu parsellerin kadastro tespit tutanak örnekleri ve bu parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıtları (tespite esas dayanakları) tesislerinden itibaren tüm tedavülleri ile getirtilmesi; özellikle eski 106 ada 26 parsel sayılı (yeni 106 ada 119, 120, 121) taşınmazın 2/B kapsamında orman dışına çıkarılarak Hazine adına tescil edildiği, kullananın davacı olduğu, tespitin dava açıldığından kesinleşmediği, devam eden veya kesinleşen bir dava olup olmadığının tespit edilmediği gözetilerek davacı ve babası adına aynı çalışma alanı içerisinde senetsizden edindiği taşınmaz bulunup bulunmadığı Yazı İşleri Müdürlüğü ile Tapu ve Kadastro Müdürlükleri'nden sorulması; önceki bozma ilamında ayrıntılı şekilde de belirtildiği üzere yeniden keşif yapılmak üzere fen, ziraat mühendisleri ile jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden oluşan bilirkişi kurulundan özellikle (B) harfi ile gösterilen yeri de içeren çekişmeli taşınmazın önceki ve şimdiki tarımsal niteliğini bildiren, gerçekleştirildiği iddia edilen imar-ihyanın tamamlanma tarihi ile zilyetliğin sürdürülüş şeklini ve süresini açıklayan, komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde toprak yapısını, eğimini, bitki desenini irdeleyen, önceki ziraat bilirkişi raporlarını değerlendiren, taşınmazın hava fotoğrafların çekildiği tarihlerdeki niteliği, kullanım şekli ve varsa imar-ihya çalışmalarının tamamlanıp tamamlanmadığını bildiren, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı rapor alınması, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Yukarıda değinilen hususlar göz ardı edilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
Davalı Hazine vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA,
Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
1086 sayılı HUMK'un 440/III-1 inci maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,27.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.