"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1029 E., 2021/2806 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi / Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Edirne 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/217 E., 2019/581 K.
Taraflar arasındaki kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, dava konusu Edirne İli Lalapaşa İlçesi Sinanköy 117 ada 41 parsel sayılı taşınmazla ilgili davacının mirasbırakan babası tarafından 1956 yılında dava açıldığını, taşınmazın 4.880 m2 olarak babası adına tesciline karar verildiğini ancak kadastro tespiti sırasında taşınmaza komşu parseller lehine artırım yapılarak taşınmazın 3.920 m2 olarak tescil edildiğini, 1956 tarihli Mahkeme kararına rağmen taşınmazın yüz ölçümünün idarece düzeltilmediğini ileri sürerek lehine kazandırma yapılan davalı taşınmaz malikleri adına tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tescilini, bunun mümkün olmaması durumunda TMK'nın 1007 nci maddesi uyarınca tazminata karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1.Bir kısım davalılar cevap dilekçesinde; 1956 tarihli Mahkeme kararının verildiği dönemde ölçüm tekniklerinin bulunmadığını, yanılmaların ve yanlışlıkların olabileceğini, taşınmazın zemindeki sınırlarının değişmediğini, zamanaşımı süresinin geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
2. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde, tapu iptali ve tescil davası ile tazminat davasının birlikte açılmasının mümkün olmadığını, zamanaşımı süresinin geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu 117 ada 41 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağının kesinleşme tarihinin 11.01.1993 olduğu, davacının tapu iptali ve tescil davası yönünden Kadastro Kanunu'nun 12/3 üncü maddesi hükmünde yer alan 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, davacının tazminat talebi yönünden ise TMK'nın 1007 nci maddesi hükmüne dayalı olarak açılan tazminat davalarında ayrıca zamanaşımı süresi düzenlenmediğinden TBK'da düzenlenen 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin geçerli olduğu, bu sürenin kadastro tespit tutanağının kesinleştiği tarihten başladığı, bu nedenle 10 yıllık zamanaşımı süresinin de geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, 1957 tarihli Mahkeme kararında 4.880 m2 olan taşınmazın 3.920 m2 olarak tescilinin tapu memurlarının kusurundan kaynaklandığını, Mahkeme kararının aksine işlem yapılmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu edilen taşınmazın kadastro tespit işlemlerinin 1991 yılında yapıldığı ve 1991-1993 yılında kadastro tespitinin kesinleştiği, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 üncü maddesindeki 10 yıllık hakdüşürücü sürenin 2003 yılında dolduğu, keza TMK'nın 1007 nci maddesine dayalı tazminat davasının TBK'nun 125 ... maddesi uyarınca mülkiyet hakkının kaybedildiği 2003 tarihinden itibaren işleyen 10 yıllık genel zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığı anlaşıldığından gerek tapu iptali ve tescil davasının gerekse tazminat davasının hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, dava ve istinaf dilekçelerindeki iddia ve itirazlarını tekrarlayarak Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kadastro öncesi hukuki nedene dayalı olarak tapu iptali ve tescil mümkün değilse TMK'nın 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 üncü maddesi,
6098 sayılı ... Borçlar Kanunu'nun 125 ... maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 ... maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Kadastro sonucu Edirne İli Lalapaşa İlçesi Sinanköy çalışma alanında bulunan 117 ada 41 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin kesinleşme tarihinin 11.01.1993 olduğu, davanın ise Kadastro Kanunu'nun 12/3 üncü maddesi hükmünde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 17.04.2019 tarihinde açıldığı; hakkın özünün düşmesi nedeniyle buna dayanılarak ileri sürülen tazminat isteğinin de dinlenemeyeceği açıktır.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.10.2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olmak üzere karar verildi.