Logo

1. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2018/457 E., 2022/14 K.

HÜKÜM : Kısmen Kabul-Kısmen Ret

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Yerel Mahkeme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı dava dilekçesinde; ... köyünde 1995 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda 107 ada 31 ve 73 parsel sayılı taşınmazların hali arazi vasfıyla Hazine adına tespit edildiğini, ancak 73 parsel sayılı taşınmazın 15.212 m2 sinin davacı ...'ın, 7073 m2 sinin ...'ın, 31 parsel sayılı taşınmazın ise 12.347 m2'sinin ...'ın zilyetliğinde olduğunu, davacı ...'ın Kadastro Mahkemesinde açtığı tespite itiraz davasının kısmen kabul edilerek 73 parsel sayılı taşınmaza ilişkin davanın kabulüne, 31 parsel sayılı taşınmaza ilişkin davanın reddine karar verildiğini, davacıların zilyetlik süresinin 50 yılın üzerinde olduğunu ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile 73 parsel sayılı taşınmazdaki 15.212 m2'nin ... adına, 7073 m2'nin ... mirasçıları adına payları oranında, 31 parsel sayılı taşınmazdaki 12.347 m2'nin ... adına tapuya kayıt ve tescilini istemiştir.

II. CEVAP

Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI

Kayseri 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.06.2015 tarihli ve 2010/879 E. 2015/202 K. sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüne çekişmeli 107 ada 31 parsel sayılı taşınmazın davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile 17.09.2014 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 12.347,82 metrekarelik kısmının davacı ... adına tapuya tesciline, kalan kısmın Hazine adına olan tescilinin devamına; çekişmeli 107 ada 143 (eski 73) parsel sayılı taşınmazın davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile, aynı raporda (B) harfi ile gösterilen 13.162,59 metrekarelik kısmının davacı ... adına tapuya tesciline; (B) harfi ile gösterilen 6.182,40 metrekarelik kısmın ise Sayı ... mirasçıları adına veraset ilamındaki payları oranında tapuya tesciline karar verilmiştir.

IV BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 10.10.2018 tarihli 2017/6067 E. 2018/5671 K. sayılı kararıyla; "... Doğru sonuca ulaşılabilmesi için, çekişmeli taşınmazlara komşu taşınmazların kadastro tutanak ve dayanakları ile kadastro tespit tarihi olan 1994 yılından geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ait en az 3 adet stereoskopik hava fotoğrafları getirtilerek dosya ikmal edilmeli, bundan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve aynı yönteme göre tespit edilecek taraf tanıkları, ziraat mühendisi bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi ve fen bilirkişisinden oluşacak bilirkişi heyeti huzuruyla yeniden keşif yapılmalı, yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından çekişmeli taşınmaz bölümlerinin geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden kime nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, taşınmaz bölümlerinin öncesinin ne olduğu, imar-ihyaya konu edilip edilmediği, imar-ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden dava konusu taşınmaz bölümlerinin toprak yapısı ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresini, taşınmazların üzerindeki bitki örtüsünü, taşınmazların imar-ihyaya konu olabilecek yerlerden olmaları halinde imar-ihyaya konu olmaya başladığı ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş fotoğraflarını da içerir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiden yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik üç adet hava fotoğrafının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde taşınmazların sınırlarını ve niteliğini, taşınmazlarda imar-ihya tamamlanmış ise tamamlandığı tarih ile üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcı, şekli ve süresini belirtir şekilde rapor alınmalı; bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de; hüküm fıkrasında çekişmeli 107 ada 143 parsel sayılı taşınmazın teknik bilirkişi raporunda (B) ve (C) harfleri ile gösterilen bölümlerinin tapu kaydının iptaline karar verilmesi gerekirken, taşınmazın tapu kaydının tamamının iptaline karar verilip, davacılar adına tesciline karar verilen bölümlerin dışındaki kısmın tescilsiz bırakılması da isabetsiz olup..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kısmen kabulü ile bozma kararı doğrultusunda mahallinde iki kez keşif yapıldığı, dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile fen bilirkişisinin 03.12.2019 tarihli raporuna ekli krokide 107 ada 31 parsel sayılı taşınmazda (A) harfi ile gösterilen 13538.20 m2'lik kısmın davacı ... tarafından tarla olarak kullanıldığı,107 ada 143 parsel sayılı taşınmazda (B) harfi ile gösterilen 13184.95 m2 lik kısmın ... tarafından tarla olarak kullanıldığı, aynı parselde (C) harfi ile gösterilen kısmın ise Sayı ...'a ait olduğu ancak ... tarafından tarla olarak kullanıldığı, bu kısımların 07.12.2021 tarihli jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi kurulunun 1954, 1975, 980 ve 1992 yıllarına ait hava fotoğraflarının incelendiği raporunda sürülmüş, kullanılmış ve tarımsal faaliyet yapılmış yerler olarak belirlendiği, 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin davacılar lehine oluştuğu, zilyetliğin ekonomik amaca uygun olarak sürdürüldüğü gerekçesiyle bu kısımlara yönelik davanın kabulüne, fen bilirkişi raporunda (B1) ve (C1) harfleri ile gösterilen kısımların davalı Hazine adına kayıtlı olmadığı gerekçesiyle bu taşınmazlara yönelik davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açıldığını, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerin imar-ihya ile kazanılamayacağını, dava konusu taşınmazların ham toprak vasfı ile tespit gördüğünü, ham toprak taşınmazın imar-ihya ile tarımsal araziye dönüştürüldüğü iddiasına karşılık Mahkemece zilyetliğin başlama, sürdürülme, var ise imar ihyanın başlama-bitiş zamanının kesin olarak tespit edilmediğini, eksik inceleme ve araştırma sonucu karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, kadastro tespiti öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 üncü, 17 nci; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 713/1 inci; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297 nci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Dosya içeriği ve toplanan delillerden; kadastro sonucunda, ... köyünde 1995 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda 107 ada 31 parsel sayılı 9.108,02 metrekare yüz ölçümündeki taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu belirtilerek hali arazi vasfıyla 23.03.1995 tarihinde davalı Hazine adına tespit ve tescil edildikten sonra 2006 yılında yapılan toplulaştırma çalışmaları sonucunda 622.711,06 metrekare yüzölçümlü olarak Hazine adına tapuda tescil edildiği, aynı çalışma alanında bulunan 107 ada 73 parsel sayılı 276.458,41 metrekare yüz ölçümündeki taşınmazın ise Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu belirtilerek hali arazi vasfıyla Hazine adına tespit edilmiş iken Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda hükmen ifrazla 107 ada 112, 113 ve 142 parsellere ayrıldığı, 107 ada 112 parsel de yine hükmen ifrazla 107 ada 143 (230.215,66 metrekare yüz ölçümü ile Hazine adına tescil), 144, 145, 146 ve 147 parsellere ayrılarak tapuda tescil edildiği, Dairenin geri çevirme kararı ile getirtilen kayıtlardan eldeki davacı ... tarafınadan 107 ada 31 parsel sayılı taşınmaza yönelik açılan davada Kayseri 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/322 Esas, 2017/447 Karar sayılı ilamı ile davanın kabulüne, 4820,85 m2'lik kısmın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verildiği, kararın Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 02.11.2020 tarihli 2018/1446 E. 2020/4987 K. sayılı kararıyla onanarak 22.12.2020 tarihinde kesinleştiği, 107 ada 31 parselin 21.10.2021 tarihinde ifrazı ile 107 ada 148 ve 149 parsellerin oluştuğu, tapu kayıtlarının incelenmesinde 149 parsel sayılı taşınmazın eldeki davacı ... adına 12.10.2021 tarih 46318 yevmiye numarası ile mülkiyet ve hisse oranlarının düzeltilmesi işlemi ile kayıtlı olduğu 148 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında Kayseri 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/322 Esas sayılı kararın şerh olarak işlendiği anlaşılmaktadır.

2.Somut olayda; bozma kararı sonrası düzenlenen 17.06.2021 tarihli harita mühendisi ve teknisyen bilirkişi raporuna göre; 1954, 1975 ve 1981 tarihli hava fotoğrafları incelenmiş, dava konusu taşınmazlarda tarımsal amaçlı kullanım yapılmadığı değerlendirilmiştir. Mahkemece talimat yolu ile aldırılan 07.12.2021 tarihli 3'lü jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi raporuna göre 1954, 1975, 1980 ve 1992 tarihli hava fotoğrafları incelenmiş, dava konusu taşınmazların 1954 tarihinden itibaren sınırların mevcut, tarımsal faaliyet yapılan diğer parsellerle aynı özellikte olduğu ve tarım arazisi olarak kullanıldığı, imar-ihyanın 1954 yılından önce başlamış, 1975 yılı ve öncesinde tamamlanmış olabileceği değerlendirilmiştir. Ziraat mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 23.12.2019 tarihli raporda dava konusu taşınmazların tarla vasıflı, ... Barajının 10 yıl önce faaliyete geçmesi nedeniyle ikinci sınıf sulu tarım arazisi olduğu, 1994 yılı öncesinde en az 20-30 yıldır imar ihyasının tamamlandığı, pancar vb. ürünler ekilebildiği, 18.06.2021 tarihli ek raporda ise 17.06.2021 tarihli harita mühendisi ve teknisyen bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmazların 1954, 1975 ve 1981 tarihlerinde tarımsal amaçlı kullanılmadığı, dolayısıyla 1994 yılı öncesinde 13 yıl süreyle tarımsal amaçlı kullanıldığı, 20 yıllık zilyetlikle kazanma koşulunun oluşmadığı değerlendirilmiştir. Mahkemece bilirkişi raporları arasındaki çelişkiler giderilmemiş, yukarıda değinildiği üzere dava konusu 107 ada 31 parsel sayılı taşınmaza ilişkin tedavül kayıtları, kesinleşen Kayseri 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/322 Esas, 2017/447 Karar sayılı dosyası getirtilip incelenmemiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamayacağı açıktır.

3.Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için Kayseri 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/322 Esas, 2017/447 Karar sayılı dosyası getirtilerek incelenmeli, fen (teknik) ve 3 kişiden oluşturulacak daha önce rapor ibraz etmemiş ziraat mühendisi bilirkişilerinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte, Ziraat mühendisi bilirkişi kuruluna çekişmeli taşınmazlar üzerinde ekonomik amaca uygun zilyetlik bulunup bulunmadığını, ekonomik amaca uygun zilyetlik varsa hangi tarihten beri ve hangi tasarruflar ile sürdürüldüğünü, çekişmeli taşınmazların toprak yapısı ve niteliğini, zirai durumunu, kullanım durumunu ve zilyetlik şekli ve süresini kesin olarak belirleyen, taşınmazlar üzerindeki bitki örtüsünü, taşınmazların imar-ihyaya konu olabilecek yerlerden olması halinde imar-ihyaya konu olmaya başladığı ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir şekilde komşu parsellerle karşılaştırmalı ve taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğraflarını da içerir ayrıntılı ve gerekçeli rapor düzenlettirilmelidir.

4.Daha önce rapor ibraz etmemiş Jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi kuruluna dosyaya getirtilen hava fotoğrafları ve uydu fotoğrafları üzerinde inceleme yaptırılarak, çekişme konusu taşınmazların sınırlarını ve önceki ile şimdiki niteliği, arazinin ekonomik amaca uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadığı ve kullanımın hangi tarihten itibaren olduğu, imar-ihyanın tamamlanıp tamamlanmadığı, kullanıma ara verilip verilmediği, sınırlarda zamanla genişleme olup olmadığı yönlerinden ve önceki raporlar arasındaki çelişkiyi giderir şekilde rapor hazırlattırılmalıdır.

5.Fen bilirkişiden çelişkileri giderecek şekilde keşif ve uygulamayı denetlemeye elverişli, ifraz ile oluşan güncel parselleri ve taşınmaza komşu parselleri de göstermek sureti ile hazırlanmış ayrıntılı kroki ve rapor alınmalıdır.

6.Yukarıdaki hususlar göz ardı edilerek yazılı biçimde hüküm kurulması isabetsizdir.

7.Kabule göre de, bozma kararı öncesinde (A) harfi ile gösterilen 12.347,82 m2'lik kısmın ve (B) harfi ile gösterilen 13.162,59 m2'lik kısmın tapu kayıtlarının iptali ve tesciline karar verilmiş, karar davacılar tarafından temyiz edilmemiş olduğu halde, bozma kararı sonrası (A) harfi ile gösterilen 13.538.20 m2'lik ve (B) harfi ile gösterilen 13.184.95 m2'lik kısmın daha fazla miktarda tapu kayıtlarının iptali ve tesciline karar verilerek usuli kazanılmış hak ilkesine aykırı olacak şekilde hüküm kurulması da doğru olmamıştır.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Yerel Mahkeme kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA,

Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

1086 sayılı HUMK'un 440/III-1 inci maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,

28.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***