"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/6 Esas, 2024/40 Karar
Bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Buharkent ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan ve kadastro çalışmalarında tespit harici bırakılan taşınmazın bir bölümünün davacıya ait olduğu iddiası ile kesinleşmiş mahkeme ilamına, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak bu bölümün davacı adına tapuya tescilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde, davanın reddini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Nazilli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 03.07.2014 tarih ve 2013/98 Esas, 2014/472 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne, fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 111,00 m2'lik bölümünün davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş,karara karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz talebinde bulunmuş, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 08.04.2016 tarihli 2015/20085 Esas, 2016/3936 Karar sayılı kararıyla; Aydın Büyükşehir Belediye Başkanlığına ve Buharkent Belediye Başkanlığına husumet yaygınlaştırılıp dava dilekçesi ve duruşma günü yöntemine uygun şekilde tebliğ edilerek taraf teşkilinin sağlanması, 4721 sayılı TMK’nın 713. maddesinin 4. fıkrası ile 5. fıkrası uyarınca yasal ilanların yapılması, bundan sonra tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin tüm deliller toplanıp değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekçesiyle sair yönler incelenmeksizin karar bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; Nazilli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.03.2018 tarih ve 2016/399 Esas 2018/144 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne, bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 111,00 m2'lik bölümünün davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, karara karşı davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili temyiz talebinde bulunmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 11.03.2021 tarihli 2018/4817 Esas, 2021/2367 Karar sayılı kararıyla; Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin yetersiz olduğu açıklanarak, davacının dayandığı hukuk dosyasının getirtilmesi, yeniden keşif yapılarak yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin ne olduğu, kadim yol olup olmadığı, kim tarafından hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı hususlarında ayrıntılı bilgi alınması; ziraat mühendisi bilirkişinden dava konusu taşınmazın toprak yapısını, niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresini ve şeklini belirten rapor alınması; inşaat mühendisi bilirkişinden dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan bina ve muhdesatların yaşının belirlenmesinin istenilmesi; fen bilirkişisine davacının dayandığı kararın eki krokinin kadastro paftası ile çakıştırılmış durumunu gösterir şekilde krokili rapor düzenlettirilmesi, bundan sonra davalı tarafın dayandığı müdahalenin men-i dosyasının da karar yerinde tartışılıp değerlendirilmesi suretiyle karar verilmesi gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; Nazilli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.12.2021 tarih ve 2021/380 Esas, 2021/1633 Karar sayılı kararıyla; davacının Kuyucak Asliye Hukuk Mahkemesinin 1983/523 Esas sayılı dosyasında alınan tescil ilamını tapuda tescil ettirmediği, ilama konu tescil kararında herhangi bir kroki veya bilirkişi raporuna atıf yapılmadığı, kararın infaz edilerek kadastro paftasına işlenmediği, kadastro paftasının halen geçerli olduğunun kabulünün gerektiği, Nazilli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/560 Esas sayılı dosyasında davalının el atmasının önlenmesine karar verilerek kararın 27.03.2014 tarihinde Yargıtay temyiz yolundan geçip onanarak kesinleştiği, davacının talebinin yasal dayanağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
Dairenin 17.10.2023 tarih ve 2022/7449 Esas, 2023/5560 Karar sayılı kararıyla; varılan sonucun dosya kapsamına uygun bulunmadığı, Kanunda taşınmaz mülkiyetinin kazanılmasının tescille olacağı ve miras, mahkeme kararı, cebri işgal, kamulaştırma halleri ile kanunda öngörülen diğer hallerde ise mülkiyetin tescilden önce kazanılacağının düzenlendiği, somut olayda; davacı tarafın dayanak olarak gösterdiği Kuyucak Asliye Hukuk Mahkemesinde 1983 yılında açılıp Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen 111 metrekarelik yere ilişkin tescil kararının, karara ekli kroki olmasına rağmen tapuda infaz edilmediği, anılan yerin dava konusu yer ile aynı yer olduğu, yüz ölçümlerinin aynı olduğunun anlaşıldığı, dava konusu bölümde davacının zilyetliğinin en geç 1970 yılında başlayıp halen devam ettiği, çekişmeli kısmın fiilen yol olmadığı, kaldı ki tanık beyanları ve Kuyucak Asliye Hukuk Mahkemesindeki kroki ile uyumlu olarak davacının malik olduğu 475 nolu parsel ile 479 nolu parselin batısından, 480 nolu parsel ile 481 nolu parselin doğusundan geçen eski yolun 1976 yılında yapılan kadastro paftasında gözükmediği, sadece 475 nolu parselin batısında yolun bırakıldığı, davacının bunun üzerine tescil davası açıp kazandığı ve zilyetliğinin aralıksız devam ettiği, bu sebeple Mahkemece, davacının mülkiyet hakkını tescilden önce kazandığı, kazanılmış hakkının korunması gerektiği, bu kararın Köy Tüzel Kişiliğini ve Hazineyi bağlayacağı, kadastro paftasının fiili durum ile uyumlu olmadığı, Mahkeme kararı ile paftanın iptal edilerek davacı adına tescil kararı verildiği, kararın infaz edilememiş olmamasının idari bir eylem olup fiilen de zemin üzerinde yol olmaması nedeni ile 476 parseli 2009 yılında satın alan davalı tarafın aleyhine bir durum doğurmayacağı hususlarının göz ardı edilmesinin doğru olmadığı, hal böyle olunca; Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği açıklanarak karar bozulmuştur.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, Yargıtay ilamında belirtilen gerekçeler benimsenmek suetiyle davanın kabulüne, Aydın ili, Buharkent ilçesi, ... Mahallesi, 475 parsel ve 476 nolu parsellerin arasında bulunan, 19.10.2021 havale tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 111 m²'lik kısmın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmaz üzerinde zilyetlikle edinim koşullarının oluşmadığını, taşınmazın yol niteliğinde olduğunu, Hazine aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili, davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini ve aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Davacı, kadastro sırasında yol olarak tespit harici bırakılan taşınmazın bir bölümünün davacıya ait olduğu iddiası ile kesinleşmiş mahkeme ilamına, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak bu bölümün davacı adına tapuya tescili istemiyle dava açmış, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, bozma kararı uyarınca işlem yapılmasına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı Hazine vekilinin ve davalı ... vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında “kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakılan taşınmazın tescili davalarında Türk Medeni Kanunu’nun 713. maddesinin üçüncü fıkrası hükmüne göre Hazine ve ilgisi bakımından diğer kamu tüzel kişileri yasal hasım durumunda bulunduklarından yargılama gideri, harç ve avukatlık ücretinden sorumlu tutulamayacakları” benimsenmiştir.
Davalı Hazine vekili ve davalı ... davada yasal hasım konumunda bulunduğundan vekalet ücreti de dahil hiç bir yargılama giderinden sorumlu tutulamayacaklardır. Mahkemece verilen hükümle davalılar aleyhine harç, yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmiş olması doğru değildir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının değinilen yönden kabulü ile hükmün 3, 4 ve 6. fıkralarının hükümden çıkarılmasına yerine " 3- Karar ve ilam harcından alınması gerekli 454,26 TL peşin harcın dava açılırken alınan 170,80 TL peşin harçtan sonra eksik kalan 283,46 TL bakiye karar harcının davacıdan alınmasına, 4- Davanın niteliği gereği yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6- Davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına" cümlelerinin yazılmasına, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun(HUMK) 438/7. maddesi gereğince hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının davalı ... Başkanlığına iadesine,
Dosyanın Nazilli 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
1086 sayılı HUMK'un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
06.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.