"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2009/94 E., 2015/199 K.
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın davacılar vekili tarafından temyiz edildiği, her ne kadar Mahkemece davacılar vekiline eksik posta gider avansının yatırılması için 04.10.024 tarihli muhtıra çıkartılmış ise de, dosyada mevcut gider avansı ile dosyanın temyiz incelemesi için Dairemize gönderildiği anlaşılmakla, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; Erzurum ili, ... ilçesi, ...a köyünde yapılan kadastro çalışmaları sonucu davacıların muris babaları ...'e ait dava konusu taşınmazların davalılar adına tespit ve tescil edildiğini, taşınmazlara ilişkin arazi tahrir kayıtları ile kadastro öncesi tapu kayıtlarının murisleri adına olduğunu, taşınmazları zilyetliklerinde bulundurduklarını ileri sürerek davacılar adına miras payları oranında tapu iptali ve tescile karar verilmesini istemiş; aşamada bir kısım taşınmazlar bakımından davadan feragat ettiklerini bildirmiştir.
II. CEVAP
Davalı ...; davaya cevap vermemiştir.
Diğer davalılar vekili; haksız ve mesnetsiz açıldığını belirtip davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; evveliyatında davacıların muris babalarına ait olan dava konusu taşınmazların davalılar tarafından 30 yıldan fazla bir zaman önce satın alınıp zilyetliklerinin de devralındığı, davalıların taşınmazlara 30 yıldır aralıksız, davasız malik sıfatıyla zilyet oldukları, ayrıca taşınmazların başında çok uzun süre zor şartlarda keşif yapıldığı, bilirkişilere emek ve mesaileri karşılığında ek ücret takdir edildiği, davacıya eksik gider avansını yatırması için defalarca süre verildiği, en son kesin süre verildiği halde gider avansının tamamlanmadığı, bu nedenlerle davanın hem usulden hem esastan reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili; dava konusu taşınmazların bir kısmından feragat ettiklerini, bu nedenle feragat edilmeyen 15 parça taşınmazda keşif yapıldığını, keşfin gerekçede belirtilenin aksine normal şartlarda ve kısa sürede tamamlandığını, bilirkişilere takdir edilen ek ücretin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacıların ekonomik durumlarının yetersizliğinden ek ücreti yatıramadıklarını, davanın usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, öte yandan mahalli bilirkişi ve tanıkların da belirttiği gibi dava konusu 15 parça taşınmazın davacıların muris babaları ...'e ait olduğunu, davalıların taşınmazları satın aldıklarına ilişkin savunmalarını dosyadaki delillerle kanıtlayamadıklarını, usul ve yasaya aykırı karar verildiğini belirtip kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Dairemizin geri çevirme kararları ile dosyaya getirtilen kadastro tutanakları ve tapu kayıtlarından; 2006 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucu Erzurum ili, .... ilçesi, .... Mahallesi 105 ada 75, 76 ve 77; 106 ada 153; 116 ada 24 ve 28; 139 ada 7, 10, 15, 16 ve 17; 117 ada 16; 123 ada 6 ile 118 ada 12 parsel sayılı taşınmazların senetsizden, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak davalılar adına tespit ve tescil edildiği, bunlardan 116 ada 24 ve 118 ada 12 parsel sayılı taşınmazların 07.08.2019 tarihli satış işlemiyle, 105 ada 76 ve 77, 106 ada 153, 116 ada 28, 139 ada 7, 15 ve 17 parsel sayılı taşınmazlar ile 139 ada 10 parsel sayılı taşınmazın 1/2 payının 06.04.2017 tarihli satış işlemiyle dava dışı kişiler adına kaydedildiği, 119 ada 17 parsel sayılı taşınmazın ise kadastro tespiti ile dava dışı kişi adına tespit ve tescil edildiği, taşınmazların tamamının kadastro tespitlerinin itiraza uğramadan 30.05.2006 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Muris ...'ün 10.01.1988 tarihinde öldüğü, geride mirasçıları olarak çocukları davacılar A....,...,,..e .....'in ile dava dışı ...,.,..,.... ve ....'in kaldığı dosya içerisinde yer alan nüfus kaydı ile sabittir.
Hemen belirtilmelidir ki; terekeye dahil bir taşınmaz hakkında bir mirasçı diğer mirasçılar aleyhine tek başına miras payı oranında adına tescil istemi ile dava açabilirse de 3. kişiye karşı miras payının adına tescili istemiyle dava açması hukuken mümkün değildir. Elbirliği mülkiyetinde mirasçıların tereke malları üzerinde belli pay veya payları olmayıp haklarının terekenin tamamını kapsadığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 702. maddesine göre topluluk devam ettiği sürece tasarrufi işlemlerde tüm ortakların oy birliğiyle karar vermeleri gerektiği açıktır. Mirasçılardan birinin terekeye karşı 3. kişi konumunda olan birisi aleyhine kendi payı hakkında açtığı dava diğer mirasçıların paylarını kapsamadığından ve aynı zamanda onlar adına açılmadığından, davaya, diğer mirasçıların katılması veya terekeye temsilci atanması suretiyle devam edilmesine olanak yoktur.
Öte yandan; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK)114. maddesinde “dava ve taraf ehliyeti” dava şartı olarak benimsenmiş, 03.03.1993 tarih, 773/82 sayılı Hukuk Genel Kurulu kararında da dava şartlarının davanın açıldığı tarihten hükmün kurulduğu tarihe kadar varlığını devam ettirmesinin temel kural olduğu açıkça vurgulanmıştır. Bu yasal düzenlemeler ve yargısal uygulamalar karşısında şüphesiz hâkim, davanın başında dava şartlarının mevcut olup olmadığını kendiliğinden (re’sen) araştırmak zorundadır.
Dava, kadastro öncesi nedene dayanılarak miras payı oranında tapu iptali ve tescil isteğiyle açılmış olup davalılar muris ...'ün terekesine göre 3. kişi konumunda bulunduklarından haklarındaki davanın dinlenme olanağı yoktur. Bu durumda davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekir iken hatalı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, sonucu itibarıyla doğru bulunan kararın gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanması HMK'nın geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7 hükmü gereğidir.
V. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yönden kabulü ile sonucu itibarıyla doğru olan kararın gerekçesinin değiştirilerek ve DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
İstek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz eden davacılara iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
02.12.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.