"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1834 Esas, 2023/1837 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorum 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/215 E., 2021/306 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin davalı bankadan kredi sözleşmesine bağlı olarak krediler kullandıklarını, üzerlerine kayıtlı taşınmazlar ve araçların teminat olarak bankaya ipotek ve rehin verildiğini, davalı bankaca kredi sözleşmeleri esnasında miktar kısmı, düzenleme ve ödeme gününün boş olan bonolar alındığını, davalı bankanın daha sonra 2 bononun tanzim tarihi ve ödeme tarihi ve miktar kısımlarını doldurduğunu, müvekkillerinin 2 bonoda da asıl borçlu ve avalist olarak yer aldığını, bu bonolara dayanılarak icra takibi yapıldığını, banka kayıtlarının ve kredi sözleşmelerinin incelenmesinde müvekkillerine herhangi bir 600.000,00 TL ve 800.000,00 TL'lik kredi işleminin olmadığının görüleceğini ileri sürerek 14.02.2019 tanzim tarihli 600.000,00 TL bedelli ve 21.02.2019 tanzim tarihli 800.000,00 TL bedelli iki adet bononun karşılıksız olduğu, bu bedelle bağımsız bir kredi verildiğinin müvekkilerine bu bedellerin verilmediğinin ve hesaplarına geçmediğinin tespiti ile bonoların teminat senedi olduğunun tespitine ve bonolara ilişkin takibin iptaline, bonolardan dolayı borçlu olmadıklarının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap süresinden sonra verdiği dilekçesinde; vekil vasıtasıyla takip edilen işlerin vekile yapılması gerekirken dava dilekçesinin asıla yapıldığını, davacılar söz konusu bonoları kredi sözleşmeleri gerçekleştirildiğinde kendi rızaları ile vermiş olup ödeme olanak ve imkanı sunduklarını, ayrıca davalılar aleyhine tahsilde tekerrür olmamak üzere ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip de yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davalı taraf söz konusu bonoların teminat amaçlı alınmadığını beyan etmiş ise de davacılardan ...'a 21.02.2019 tarihinde 377.700,00 TL kredi kullandırıldığı, dava konusu bonolardan 800.000,00 TL bedelli bononun da kredi kullandırım tarihi olan 21.02.2019 tanzim tarihli olduğu ve yine aynı tarihli cari hesap kredi sözleşmesinin limitinin de 800.000,00 TL olduğu; yine davacılardan ...'a 14.02.2019 tarihinde 287.000,00 TL kredi kullandırıldığı, dava konusu bonolardan 600.000,00 TL bedelli bononun da kredi kullandırım tarihi olan 14.02.2019 tanzim tarihli olduğu ve yine aynı tarihli cari hesap kredi sözleşmesinin limitinin de 600.000,00 TL olduğu hususları ile bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalar da göz önüne alındığında dava konusu bonoların kredi sözleşmelerinin teminatı olarak tanzim edildiği kanaatine varıldığı, açığa imza atmak suretiyle düzenlenen senetlerin anlaşmaya aykırı doldurulduğu ispatlanmadıkça geçerli olduğu, dava konusu takibin 05.12.2019 tarihinde başlatıldığı, bu tarih itibariyle davacılardan ...'ın davalı bankaya toplam 375.500,62 TL; davacılardan ...'ın da toplam 530.895,73 TL borçlu olduğu; Çorum İcra Dairesinin 2019/90698 Esas sayılı dosyası takip talebinde asıl alacak miktarının 850.000,00 TL olduğu, banka tarafından yapılan diğer icra takiplerinin bağlı ve tahsilde tekerrür olmamak şartıyla yapıldığı; tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla aynı alacak için değişik takip yollarına başvurulmasında herhangi bir sakınca ve yasal engel bulunmadığı, buna karşın takip konusu bono bedellerinin davacıların borç miktarından fazla olduğu göz önüne alınarak takip miktarından borç miktarları mahsup edildikten sonra kalan bakiye için davacıların menfi tespit istemlerinin kısmen kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle davacı ... yönünden 474.499,38 TL davalıya borçlu olmadığının tespitine; davacı ... yönünden 319.104,27 TL davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesince verilen karar usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacıların bonolardan dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 20.01.2023 tarih, 2021/2E., 2023/1 K. sayılı kararı.
3. Değerlendirme
1.Dava davacıların karşılıklı olarak birbirine keşide ettiği bonoların ciro yoluyla davalı bankaya intikalinden sonra başlatılan icra takibinin iptali ve menfi tespit istemine ilişkindir.
Davacılar bu bonoların teminat için verildiğini ve bu bonolara konu olacak kredi kullanmadıkları iddiasıyla menfi tespit iddiasında bulunmuşlardır. İlk Derece Mahkemesince bu bonolara ilişkin olarak takip tarihi itibariyle davacılardan ...'ın davalı bankaya toplam 375.500,62 TL; davacılardan ...'ın da toplam 530.895,73 TL kredi borcu olduğunun belirlenmesi suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davalı bankanın ayrıca Çorum İcra Müdürlüğünün 2019/91121 E. ve 2019/91118 E. sayılı dosyaları üzerinden davacılar hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yaptığı anlaşılmaktadır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 20.01.2023 tarih, 2021/2E., 2023/1 K. sayılı kararı ile rehinle teminat altına alınmış ve ayrıca kambiyo senedine de bağlanmış alacağın tahsili amacıyla, borçlu aleyhine tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile aynı anda ve sıra gözetilmeksizin hem rehnin paraya çevrilmesi yolu ile, hem de kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapılamayacağı hususu hüküm altına alınmıştır. İlk Derece Mahkemesince anılan bu içtihadı birleştirme kararı dikkate alınarak davacıların menfi tespit davasının değerlendirilmesi gerektiği gibi menfi tespit davasında davacıların ne miktarda borçlu olmadıklarının tespitinin dava tarihi itibariyle belirlenmesi gerekirken takip tarihi itibariyle borçlu olmadıkları miktara ilişkin menfi tespite karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
2.Bozma sebebine göre davalı vekilinin tüm, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacıların temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harçlarının istek halinde ilgililere iadesine, 28.11.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.