Logo

11. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2024/71 Esas, 2024/197 Karar

HÜKÜM : Asıl davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın zaman aşımı sebebiyle reddine

Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl ve birleşen davada davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 211.792,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

1-Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin 15.11.1999 tarihinde biriktirdiği 65.000,00 Alman markını ... A.Ş. Şubesine yatırdığını banka personelinin aldatması ve yönlendirmesi ile paranın off shore hesabına aktarıldığını, banka personelinin hileli yönlendirmesiyle akdin icrasına neden olunduğu için akdin geçerli olmadığını, davalının müvekkilinin zararından sorumlu olduğunu ileri sürerek 65.000,00 Alman markı olan alacağının şimdilik 1.000,00 TL'sinin hesabın açıldığı tarih olan 15.11.1999 tarihinden itibaren %25 akdi faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

2-Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; aynı gerekçelerle fazlaya ilişkin saklı tuttuğu hakları için 64.000,00 Alman markı karşılığının faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili asıl ve birleşen davaya ilişkin cevap dilekçesinde; davacı mevduatından davalı bankanın sorumlu olmadığını, husumetin TMSF'ye yöneltilmesi gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III.MAHKEME KARARI

Mahkemenin 16.02.2021 tarih ve 2020/726 E. 2021/118 K. sayılı ilamı ile Mahkemenin 18.04.2013 tarih ve 2011/294 E. 2013/62 K. sayılı ilamında asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesine rağmen hüküm kısmında yalnızca birleşen dava yönünden hüküm kurulduğu, asıl dava bedelinin davalıdan tahsiline ilişkin karar verilmediği, buna rağmen davacının bu karara yönelik temyiz başvurusunda bulunmaması nedeniyle asıl dava yönünden davalı lehine usulü kazanılmış hak oluştuğu, birleşen davanın ise kısmen kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle asıl davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın kısmen kabulü ile 16.650,50 TL'nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesinin üzerine Dairemizin 16.01.2023 tarih ve 2021/3650 E. 2023/256 K. sayılı ilamı ile; "... Tüm bu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlığa gelindiğinde, davacının bankaya 1999 yılında para yatırdığı ve aynı yıl paranın off-shore hesabına aktarıldığı, birleşen davanın ise 2012 yılında 10 yıllık zamanaşımı süresinden sonra açıldığı, bu itibarla birleşen davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığı anlaşıldığından mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir..." gerekçesiyle birleşen davaya ilişkin hükmün davalı banka ve ferî müdahil TMSF yararına bozulmasına, davacı vekilinin ve davalı vekilinin tüm, fer'î müdahil TMSF vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Mahkemece yukarıda açıklanan bozma ilamına uyularak bozma ilamındaki gerekçelerle asıl davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmiş, hüküm asıl ve birleşen davacı vekilince temyiz edilmiştir.

IV. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, davacının davalı banka hesabına yatırdığı paranın iradesi dışında off shore hesabına aktarılması nedeniyle uğranılan zarara ilişkin alacak istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı Kanun) 41 inci, 55 inci ve 60 ıncı maddeleri, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı Kanun) 321 inci ve 336 ncı maddeleri.

3. Değerlendirme

Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, asıl ve birleşen davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

V.SONUÇ: Asıl ve birleşen davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 26.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***