"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Borçlu vekili asıl davada, borçlu asilin dosyadaki vekilinin meslekten men edildiğini, baro tarafından vekil olarak kendisinin görevlendirildiğini, satış ilanının vekil olarak tarafına tebliğ edilmesi gerekirken borçlu asile tebliğ edildiğini, satış ilanı tebliğinin usulsüz olduğunu ileri sürerek 16.08.2022 tarihinde yapılan ihalenin feshi istemi ile mahkemeye başvurduğu; mahkemece birleştirilmesine karar verilen davada ise icra müdürlüğünce İİK’nın 133. maddesine göre re’sen yapılan ihalenin asıl davadaki dava nedenlerine dayalı olarak feshinin istendiği, mahkemece ilk olarak asıl ve birleşen dosyada davanın reddine, ihale bedelinin %10’u oranında para cezasına mahkumiyetine karar verildiği, kararın borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, şikayetçi borçlunun temyizi üzerine Dairemizce, kamu düzeni yönünden yapılan incelemede, asıl dosya bakımından ve birleşen dosya bakımından taleplerin tek tek değerlendirilmediği, hükmolunan para cezasının hangi ihale için olduğunun açık bir şekilde anlaşılmadığı, hükmün bu açılardan HMK’nın 297/2. maddesinde belirtildiği üzere açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak nitelikte olmadığı ve infazda tereddüte yol açacağı belirtilerek mahkeme kararının bozulduğu, mahkemece bu kez satış bedelinin muhammen bedel üzerinde olması halinde zarar unsurunun gerçekleşmediğinin kabulünün gerektiğini belirtilerek, davada hukuki yarar koşulunun mevcut olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen 2022/736 Esas sayılı dosya yönünden açılan davaların ayrı ayrı reddine, davacının asıl dosya yönünden davaya konu ihale bedelinin %10’u oranında para cezasına mahkumiyetine, davacının birleşen 2022/736 Esas sayılı dosyası yönünden davaya konu ihale bedelinin %10’u oranında para cezasına mahkumiyetine karar verildiği görülmüştür.
6100 sayılı HMK’nın “Dava şartları” başlıklı 114. maddesinin h bendinde, davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması dava şartı olarak yer almış olup, yine aynı yasanın “Dava şartlarının incelenmesi” başlıklı 115. maddesinde; mahkemece, dava şartlarının mevcut olup olmadığının, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılacağı, tarafların da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebileceği, mahkemece, dava şartı noksanlığının tespiti halinde davanın usulden reddine karar verileceği düzenlemesi mevcuttur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.12.2022 tarih ve 2021/345 E. - 2022/1820 K. ESAS NO : 2024/6270
sayılı kararında da işaret edildiği gibi; ihalenin feshi istemleri, şikayet niteliğinde olup şikâyet hakkının kullanılabilmesi için şikâyet ehliyetinin yanında diğer bir koşul şikâyeti ileri sürmek isteyen kişinin şikâyette hukuki yararının bulunmasıdır. İİK’nın 134. maddesinin 11. fıkrasında ihalenin feshi isteminde bulunanın fesihte hukuki yararı bulunması gerektiği açıkça hükme bağlanmıştır. Bu madde uyarınca ihalenin feshini isteyebilecek kişilerin, somut bir olayda ihalenin feshini isteyebilmesi için ihalenin feshedilmesinde hukuki yararının (menfaatinin) bulunması şarttır. Bir başka ifadeyle ihalenin feshini isteyen kişinin, somut bir ihalenin feshi sebebine dayanması ve bu yolsuzluk nedeniyle menfaatinin ihlâl edilmiş olması gerekir. Kanun hukuki yarar şartını, “İhalenin feshini şikâyet yolu ile talep eden ilgili, vâki yolsuzluk neticesinde kendi menfaatlerinin muhtel olduğunu ispata mecburdur” şeklinde düzenlemiş olup, bu hükmün kanuna koyulma nedeni, ihalelerin lüzumsuz şikâyet ve itirazlarla sürüncemede bırakılarak takiplerin sonucunun belirsiz kalması ve meçhul işlemlerden çekinerek cebri satışlara iştirak etmeme duygusunun yerleşmemesi, sonuç olarak talebi artırıcı kimliği ile borçluyu korumaya ve taşınmazın gerçek değeri ile satılmasını sağlamaya yöneliktir.
İhalenin feshini isteyen kişinin talebinin icra mahkemesince dinlenebilmesi için şikayetçinin, gerçekleştiğini iddia ettiği fesih sebebinin kendi menfaatlerini ihlal ettiğini ispat etmesi zorunludur. Zarar unsurunun gerçekleşmemesi halinde şikayetçinin ihalenin feshini istemesinde hukuki yararı bulunmayıp, icra mahkemesince, yapılacak ilk inceleme sonucunda, ihalenin feshini isteyen kişinin ihalenin feshedilmesinde hukuki yararı bulunmadığı kanısına varılırsa ihalenin feshi talebi esasa girilmeden usulden reddedilmelidir. Bu sayede cebri artırmalara katılım artacak ve buna bağlı olarak da malın gerçek değerinde ihale edilmesi sağlanacaktır. (... ...; (1984), İcra–İflas Hukukunda İhale ve İhalenin Feshi, Ankara Üniversitesi Basımevi, Ankara).
Bahse konu zararın varlığının tespiti yönünden ise, Dairemizce; satılan malın muhammen bedel veya üstünde bir bedelle ... olması hâlinde, ihalenin feshini istemekte kural olarak hukuki yararın bulunmadığına; kıymete yönelik itirazların varlığı, fesat iddiası ya da kamu düzeninden sayılan takip hukukuna dair ilkeler gibi bazı istisnai hallerde ise, malın muhammen değerin üzerinde satılması durumunda dahi şikayetçinin fesih isteminde hukuki yararının bulunduğuna dair görüş istikrarlı şekilde uygulanagelmiştir.
Covid 19 salgını sonrası dünyada ve ülkemizde meydana gelen ekonomik durgunluk, üretim süreçlerindeki yavaşlama sonunda fiyatlarda meydana gelen ani, orantısız yükselişle birlikte paranın alım gücündeki değişiklikler ile taşınır ve taşınmaz değerlerinde oluşan büyük artışlar, 7343 sayılı Kanun ile mahcuz ya da merhun malların cebri satışında başlıca yöntem olan açık artırmanın elektronik ortama taşınması ile beraber muhammen değerin üzerinde sonuçlanan satışların artmış olması da dikkate alınarak, Dairemizce görüş değişikliğine gidilmek suretiyle, ihale edilen mal muhammen bedelin üstünde bir bedelle ... olmakla beraber yapılan usulsüzlük malın daha yüksek bedelle satılmasını önlemiş ise (yani ihalenin feshi sebebi olarak dayanılan yolsuzluk yapılmamış olsa idi mal daha yüksek bedelle satılabilecek idi ise) malın daha yüksek bir bedelle satılamamış olmasından zarar görmüş olan ilgilinin ihalenin feshini istemekte hukuki yararı bulunduğunun kabulü gerekeceği görüşü benimsenmiştir. Asıl olan malın gerçek değerinden ihale edilmesi olup, malın salt muhammen değerin üzerinde ... olması her zaman zarar unsurunun oluşmayacağı ve malın gerçek değerini bulduğu anlamında yorumlanamaz. Bu cümleden olmak üzere, kanun koyucu aksini ... etmiş olsaydı, muhammen değerin üzerindeki satışlarda ihalelerin feshedilemeyeceğini düzenlemiş olurdu.
O halde, İlk Derece Mahkemesince; Dairemizin yukarıda yazılı görüş değişikliği nedeniyle, şikayetçi borçlunun icra mahkemesine başvuru dilekçesinde ileri sürdüğü ve temyiz ESAS NO : 2024/6270
dilekçesinde tekrar ettiği satış ilanı tebliğ usulsüzlüğüne dair fesih iddiasının esası incelenerek hüküm kurulması için kararın bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de, İİK'nın 133. maddesine göre yapılan ihalelerde, fesih isteminin reddi halinde para cezası öngörülmemiş olup, bu hususta para cezasının uygulandığı 134. maddeye yapılan bir atıf da bulunmadığından şikayetçi borçlu aleyhine birleşen davada para cezasına hükmedilmesi de isabetsizdir.
Bununla birlikte, mahkemece asıl davada ihale alıcısı Özsuna Yapı A.Ş.’nin davaya dahil edilmediği görülmekle, taraf teşkili sağlanmadan yargılamaya devam edilerek karar verilmesi de isabetsiz olup, bozmayı gerekmiştir.
SONUÇ :
Küçükçekmece 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 23.05.2024 tarih, 2023/967 E.-2024/406 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nın 364/2. ve HMK’nın 373/4. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre şikayetçi borçlunun esasa ilişkin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 17.10.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.