"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, davalının Deniz Kuvvetleri Komutanlığı emrinde subay olarak görevli iken 926 sayılı Kanunu'nun 112. maddesi gereğince zorunlu hizmet yükümlülüğünü tamamlamadan Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayrıldığını belirterek, davalıya yapılan öğrenim, eğitim ve yetiştirme masraflarının, yükümlülük süresinin eksik kalan kısmı ile orantılı olarak, TSK'den ayrıldığı 15.03.2010 tarihine kadar kanuni faiz ve yurt dışı eğitime ilişkin cezai şart tutarı toplamı 97.888,07 TL’nin (asıl alacak: 3.883,49 TL + 12.961,58 TL + cezai şart tutarı 81,043 TL) asıl alacak tutarına 15.03.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalı 10 yıllık mecburi hizmet süresini tamamladığından dolayı kendisinden tazminat talep edilemeyeceğinden açılan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dava, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'ndan kaynaklanan eğitim ve öğretim alacağının tahsili istemine ilişkin olup,Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı tarafından temyizi üzerine Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nin 2014/3810 Esas,2014/12296 Karar sayılı ve 08.09.2014 tarihli ilamı ile;"Davalının davacı idareye borçlu olmadığı hususu, dava tarihinden sonra yürürlüğe giren 6318 Sayılı Askerlik Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunu'nun 47. maddesiyle 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'nun 112. maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklik uyarınca belirlendiğine göre; taraflar yararına hükmedilecek vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin dava tarihindeki haklılık miktarlarına göre belirlenmesi gerekir. Bu sebeple; mahkemece, yargılama sırasında yürürlüğe giren 6318 Sayılı Kanun yürürlüğe girmemiş olsaydı davaya konu asıl alacağın red ve kabul edilecek miktarları bilirkişiye hesap ettirilip bu miktarlar üzerinden, davada kendisini vekille temsil ettiren taraflar yararına vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmemiştir."denilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak davanın reddine karar verilmiş; davacının bazı talepleri davanın açılmasından sonra yürürlüğe giren kanun değişiklikleri ile istenemez hale geldiğinden yargılama giderlerinin 6318 Sayılı Kanun yürürlüğe girmemiş olsaydı davanın kısmen kabulüne karar verilecek olması nedeniyle davalı yararına hükmolunacak vekalet ücretinin davacı tarafa hükmolunacak vekalet ücretini geçemeyeceği bu hususun dikkate alınması gerekçesiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifelerine göre hesaplanan 1.800,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir. Ne var ki; bozma ilamına uyulmuş olmasına rağmen, davalı yararına hükmolunacak vekalet ücretinin davacı tarafa hükmolunacak vekalet ücretini geçemeyeceği gerekçesi ve davacı yararına vekalet ücretine karar verilmemiş olması hatalı olup bozma ilamının gereği yerine getirilmemiştir. Mahkemece, bozmaya uyulduğuna göre 6318 Sayılı Kanun yürürlüğe girmemiş olsaydı davaya konu asıl alacağın ret ve kabul edilecek miktarları üzerinden, davada kendisini vekille temsil ettiren taraflar yararına vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma sebebine göre davacının sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, 2. bentte açıklanan nedenle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01/07/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.