Logo

14. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 05.06.2013 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 23.12.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.

Davacı vekili, müvekkilinin 1391 parsel sayılı taşınmazının ana yola çıkışının bulunmadığını ileri sürerek 1391 parsel lehine, davalıya ait 832 parsel aleyhine geçit hakkı kurulmasını talep ve dava etmiştir.

Davalı, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davanın kabulü ile 1391 parsel sayılı taşınmaz lehine 832 parsel sayılı taşınmazda fen bilirkişisi tarafından düzenlenen 27/11/2014 havale tarihli ek bilirkişi raporu ekindeki krokide ( d ) harfi ile mavi renge boyalı olarak gösterilen ve ark içerisinde 86,75 m2 miktarlı kalan ( e ) harfi ile ve mavi renge boyalı olarak gösterilen 7.80 m2 yerden 3 metre genişliğinde 31.70 Metre uzunluğunda toplam 94.55 m2'lik alandan geçit hakkı tesisine karar verilmiştir.

Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.

Bu tür davalar ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi nedeniyle zorunlu olarak açılmaktadır. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir.

Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.

Geçit tesisi davalarında başlangıçta davacı tarafından öngörülemediğinden dava dilekçesinde talep edilen yer dışındaki güzergahlardan da geçit kurulması gerekebilir. Uygun görülen güzergah üzerindeki taşınmazların maliklerine dava dilekçesi ile husumet yöneltilmemiş olması kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından 6100 sayılı HMK’nun 124. maddesi gereğince dürüstlük kuralına aykırı olmayan bu taraf değişikliği talebi kabul edilerek davacının bu kişilerin harçsız olarak davaya katılmalarını sağlamasına imkan verilmelidir.

Türk Medeni Kanununun 747/2 maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile bu ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.

Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazlar bölünerek kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi mümkün değilse bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.

Somut olaya gelince, dosya içerisindeki 27/11/2014 havale tarihli ek bilirkişi raporu ve eki krokiye göre kadastro paftasında ark olarak görünen yerden geçit hakkı tesis edildiği görülmüştür. Paftasında ark olarak görünen yerden geçit hakkı tesis edilebilmesi için DSİ’den, hükme esas kroki de gönderilmek suretiyle geçit hakkı tesisine engel bir durum olup olmadığı sorulmalıdır. Bu seçenekten geçit kurulmasının uygun olmadığının belirlenmesi halinde ise diğer seçeneklerle birlikte mahkemece geniş pafta celp edilerek davacının parselinden ana yola ulaşmak için başka alternatifler araştırılmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.

Mahkemece, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

05.02.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

***