"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 06.05.2014 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 10.02.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Dava, ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.
Davacı, dava konusu 4846 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 5 no'lu bağımsız bölümdeki ortaklığın hacizlerden, ipotekten ve intifa hakkından arındırılarak satış yoluyla giderilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, intifa hakkı dikkate alınmaksızın dava konusu taşınmaz üzerindeki ortaklığın satış yoluyla giderilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı ... vekili temyiz etmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Hüküm, hükmün verilmesi ve tefhimi” başlıklı 294. maddesinde açıklandığı üzere mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. Hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilir ve tefhim olunur.
Aynı yasanın “Hükmün kapsamı” başlıklı 297. maddesi gereğince hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
"Hükmün yazılması" başlıklı 298. Maddenin 2. Fıkrası gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.
10.4.1992 tarihli ve 1991/7-1992/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararında kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunmasının bozma nedeni oluşturacağı, bozmadan sonra mahkemenin önceki kısa kararla bağlı olmaksızın çelişkiyi kaldırmak kaydı ile vicdani kanaatine göre karar verebileceği öngörülmüştür.
Somut olayda; gerekçeli kararda, "Davanın kabulüne, dava konusu ...-...-... ... Mevkii 36 pafta 4846 sayılı taşınmazda bulunan 5 nolu bağımsız bölümün satılarak taraflar arasındaki ortaklığın giderilmesine, satış memuru olarak ... 10.İcra Müdürünün atanmasına, satışın açık artırma usulüyle dosyadaki tüm kayıt ve yükümlülüklerle birlikte yapılmasına, satış bedelinin taraflar arasındaki pay ve paydaş durum ve oranına göre bölüştürülmesine, satış bedeli üzerinden binde 11,38 ilam harcı alınmasına” karar verilmişken; kısa kararın tefhim edildiği 10/02/2015 tarihli celsede, "davanın kabulüne, dava konusu bağımsız bölümün ortaklığının satış sureti ile giderilmesine, satışın açık arttırma usulü ile yapılmasına, satışın tapudaki bütün kayıt ve yükümlülüklerle birlikte yapılmasına, satış memuru olarak ... 10. İcra Müdürünün atanmasına, satışta tapu kaydı, intifa hakkı ve bilirkişilerin raporlarının dikkate alınmasına" karar verildiği ve tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki meydana geldiği anlaşılmış olup; bu husus kararın infazında tereddüt oluşturacağından gerekçeli karar ile tefhim edilen kısa karar arasındaki çelişki giderilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle; temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 14/02/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.