Logo

14. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

14. Hukuk Dairesi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından davalı aleyhine 17.11.2004 gününde verilen dilekçe ile köy sınırının tespiti ve sınıra elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 08.05.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili; temyiz isteminin reddine dair 01.07.2014 tarihli ek kararın davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Dava, köy sınırının tespiti ile elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.

Davacı vekili, davalı köy ile mevcut sınırlarının; kuzeybatı yönünde ... Yolu, kuzey yönünde 48 No'lu taş ve doğu yönünde de ... Yolu, ... Mevkii, 49 No'lu taş, ... Mevkii, ... Tepesi, ... Tepesi ve ... Deresi olarak tespitini ve bu tespit doğrultusunda davalı köyün sınırlara müdahalesinin önlenmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, taraf köylerin tüzel kişiliklerinin sona erdiğini belirterek davanın husumet yokluğu nedeniyle reddini savunmuştur.

Dahili davalı vekili, 6360 sayılı Yasa uyarınca taraf köylerin tüzel kişiliklerinin kaldırıldığını ve mahalle olarak müvekkili belediyeye bağlandıklarını, hem davacı hem davalı adına davayı takip etmelerinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, 6360 sayılı Yasa gereği açılmış ve devam etmekte olan davalarda tüzel kişilikleri sona eren köyleri temsil etmesi gereken belediyenin, iki tarafın da köy olması nedeniyle iki tarafı birden hem davacı hem de davalı sıfatıyla temsil etmesinin HMK gereği mümkün olmayacağı gerekçesiyle davanın usulden reddine ve davanın yasa değişikliği nedeniyle sona ermesinden dolayı iki tarafın yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına karar verilmiştir.

Hüküm, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmiş; mahkemece, davalı vekilinin temyiz isteminin süresinde olmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş; davalı vekili, bu kez temyiz isteminin reddine ilişkin bu ek kararı temyiz etmiştir.

1) 1086 sayılı HUMK'nun Geçici 2. ve 3. maddeleri uyarınca halen uygulanan 433. maddesi hükmüne göre temyiz dilekçesi, hükmü veren mahkeme aracılığıyla karşı tarafa tebliğ olunur. Karşı taraf, tebliğ gününden başlayarak on gün içinde cevap dilekçesini hükmü veren mahkemeye veya bu mahkemeye gönderilmek suretiyle başka bir mahkemeye verebilir. Cevap veren, hükmü süresinde temyiz etmemiş olsa bile cevap dilekçesinde hükme ilişkin itirazlarını bildirerek temyiz isteğinde bulunabilir.

Somut olaya gelince; davacı vekilinin temyiz dilekçesi, davalı vekiline 17.06.2014 tarihinde tebliğ edilmiş; davalı vekili ise 27.06.2014 tarihli temyize cevap dilekçesi ile katılma yoluyla temyiz isteminde bulunmuştur.

Bu durumda, davalı vekilinin temyiz istemi süresinde olduğundan mahkemece, temyiz isteminin reddine dair verilen 01.07.2014 tarihli 2004/399 Esas, 2014/223 Karar sayılı ek kararın kaldırılarak taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine geçilmiştir.

2) Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler usul ve yasaya uygun bulunduğundan, taraf vekillerinin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) No'lu bentte açıklanan nedenlerle mahkemenin 01.07.2014 tarihli 2004/399 Esas 2014/223 Karar sayılı ek kararının KALDIRILMASINA, (2) No'lu bentte açıklanan nedenlerle davacı ve davalı vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 07.02.2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

***