"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 02.09.2014 gününde verilen dilekçe ile intifa hakkı şerhinin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 02.09.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ortaklığın giderilmesi davasında alınan yetki belgesine dayanılarak açılan taşınmaz üzerindeki intifa hakkının terkini isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, ..., ..., ..., ... vekilleri temyiz etmiştir.
Avukat ... 04.12.2013 tarihinde verdiği dava dilekçesinde; .... Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan ortaklığın giderilmesi davasında... İlçesi, ..... Köyü, ... nolu parsel üzerindeki ... lehine intifa hakkının bulunduğunun anlaşılması üzerine, terkini için dava açmak üzere mahkemece yetki verildiğini, süresi dolduğundan intifa hakkının terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava dilekçesinde, intifalı pay maliki muris ... mirasçılarının davacı olarak, Av. ...'ın vekilleri olarak gösterildiği; mahkemece verilen 02.09.2014 tarihli kararın başlığında da Av. ...'ın davacılar vekili olarak gösterildiği, oysa davacılar tarafından adı geçen avukata vekaletname verilmediği, davacıların vekili olmadığı ve davacılar tarafından açılan bir dava bulunmadığı anlaşılmıştır.
Hukuk Muhakemeleri Kanununun 119-(1) b maddesi gereğince dava dilekçesinde davacı ile davalının adı, soyadı ve adresleri, (ç) bendinde varsa
davacı vekilinin adı, soyadı ve adreslerinin bulunması gerekmektedir. Yasa hükmünün ikinci fıkrasında bu eksikliğin hakimin vereceği süre ile tamamlanabileceği belirtilmiştir.
Davacılar tarafından vekil tayin edilmeyen bir avukatın verdiği dava dilekçesine dayanılarak dava açılması durumunda, davacıların dava açma iradelerinden, davada temsil edildiklerinden ve usulüne uygun açılmış bir davanın varlığından bahsedilmez. Dava dilekçesindeki yanlışlıklar ve eksiklikler giderilmeden, davacılar tarafından açılan bir davanın mevcut olduğunu kabul ederek yargılama yapmak ve hüküm kurmak esaslı bir yargılama hatasıdır.
Bu nedenle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.02.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.