Logo

14. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

14. Hukuk Dairesi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 06/05/2015 gününde verilen dilekçe ile önalım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 11/05/2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, önalım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

Davacı vekili, davacının 30 parsel sayılı taşınmazda hissedar olduğunu, dava dışı ...’in taşınmazdaki hissesini davalılar murislerine taşınmaz satış vaadi sözleşmesi uyarınca vaad ettiğini, davalı mirasçıların ise ... Asliye Hukuk Mahkemesi 2014/142 Esas ve 2015/40 Karar sayılı dosyasında hisseyi kendi adlarına hükmen tescil ettirdiğini, davacıya bildirimde bulunulmadığını belirterek davalılar adına kayıtlı hisselerin ön alım hakkı sebebiyle iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.

Davalılar, 02.07.1999 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesi yapıldığında taşınmazda fiili taksim olduğunu ve dava konusu yerde kendilerine ait evler bulunduğunu ancak bunların sonradan yıkıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Hükmü, davalılardan ... temyiz etmiştir.

Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını kısmen veya tamamen üçüncü bir kişiye satması halinde diğer paydaşlara bu satılan payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve satışın yapılmasıyla kullanılabilir hale gelir.

Önalım davasına konu paya ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması TMK’nın 2. maddesinde yer alan dürüst davranma kuralı ile bağdaşmaz. Kötüniyet iddiası 14.2.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.

Somut olaya gelince; davalı tarafından fiili taksim savunmasında bulunulduğuna göre mahkemece, dava konusu taşınmaz üzerinde fiili taksim yapılıp yapılmadığının ve özellikle davacı ile davalıya pay satan önceki paydaşların kullandığı bölümler bulunup bulunmadığının, 04.04.2016 tarihli inşaat bilirkişisi raporunda yıkılmış olduğu belirtilen evlerin kim tarafından, ne zamandan beri kullanıldığı hususları da araştırılmak suretiyle mahallinde keşif yapılarak taraf tanıkları da taşınmaz başında dinlenmek suretiyle araştırılması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ...’in temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın ilgilisine iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10.06.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

***