Logo

14. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

....

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 19.09.2014 gününde verilen dilekçe ile önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 03.06.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

_ K A R A R _

Dava, önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

Davacı vekili, davacının paydaşı olduğu .... İli, .... İlçesi, 455 parsel sayılı taşınmazda davalı ... .....adına kayıtlı 1/2 oranındaki payın iptali ile davacı adına tescilini talep etmiş, dava tarihinden sonra 17.10.2014 tarihinde dava konusu payı satın alan ...'ı davaya dahil etmiş, kısa aralıklarla yapılan satışların muvazaalı olduğunu iddia etmiştir.

Davalı ...... dava konusu payı kendisine satan dava dışı..... 18.09.2014 tarihinde sattığını, kendisine husumet yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ... vekili, müvekkilinin dava konusu payı iyiniyetle satın aldığını, satın aldığı tarihte dava konusu taşınmazın tapu kaydında önalım davası ile ilgili herhangi bir kayıt ve tedbirin bulunmadığını, davanın kabulü yönünde karar verilecek ise önalım bedelinin davalı ...'ın dava konusu payı satın aldığı 17.10.2014 tarihli resmi senette yazılı olan 250.000,00 TL ile tapu harç ve masrafları toplamının depo ettirilmesi gerektiğini, öncelikle davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece, davacı yanın muvazaa iddiasını ispat etmek için keşif ve bilirkişi incelemesi dışında başkaca delil göstermediği, bu delillerin muvazaayı ispat etmek için yeterli olmadığı, verilen süre içinde dava konusu payın satış bedeli olan 250.000,00.-TL ile tapu harç ve masraflarının depo edilmemesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.

Önalım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü kişiye satılması halinde, diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve payın üçüncü kişiye satılması ile kullanılabilir hale gelir.

Önalım hakkının kullanılmasıyla bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur. Önalım bedeli tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masrafların toplamından ibarettir.

Önalım davasında dava konusu payın satış bedeli ile ödenmesi zorunlu harç ve masrafların toplamından ibaret olan önalım bedelinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 734/2. maddesi gereğince hükümden önce mahkemece belirlenecek uygun bir zaman içinde depo edilmesi için davacıya süre verilmesi gerekir. Davacıya verilen bu sürenin kesin olduğuna da mahkemece karar verilebilir. Kesin süre içerisinde öngörülen işlem yerine getirilmez ise 6100 sayılı HMK’nın 94. maddesi gereğince işlemi süresinde yapmayan tarafın o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar. Ancak anılan bu madde hükmünün uygulanabilmesi için davacının davayı sürüncemede bırakacak davranışta bulunması gerekir.

Önalım hakkına konu payın dava sırasında bir başka kişiye veya satışı yapan paydaşa satılması halinde davacının 6100 sayılı HMK’nun 125. maddesi hükmü uyarınca seçimlik hakkı olduğundan dilerse davayı yeni satın alan şahsa yöneltir, dilerse davasını tazminata dönüştürerek davalı hakkındaki davasını devam ettirir. Bu nedenle davacıya seçimlik hakkını kullanması için süre verilmelidir. Önalım hakkına ilişkin payın satış yapan önceki paydaşa dönmesi davacının ilk satışla doğan önalım hakkını kullanmasına engel değildir.

Bu gibi hallerde ilk satış bedeli ile ikinci satış bedeli farklı ise davacının hangi satış bedelinden sorumlu olacağı önem kazanır. Önalım davası açıldıktan sonra davaya konu payı satın alan kimse önalım davasının açıldığını bilerek kötü niyetle iktisap etmişse davacı daha düşük ise ilk satış sözleşmesindeki satış bedeli ile, aksi halde son satış bedeli ile sorumludur. Davacının davayı yönelttiği kimsenin kötüniyetli olduğunu iddia etmesi halinde bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. İkinci satış fazla bedelle ilk satan paydaşa yapılmış ise o kimse ilk satışın tarafı olduğu için kötüniyetli olduğunun kabulü gerekir. Ayrıca kötüniyetin kanıtlanmasına gerek yoktur.

Somut olaya gelince; davacı, davasını taşınmazdaki payı satın alan son malik ...'a yöneltmiş, HMK'nun 125. maddesi uyarınca seçimlik hakkını kullanıp tapu iptali ve tescil isteminde bulunmuştur. Davanın açıldığı tarihte davalı ... ..... yapılan 16.09.2014 tarihli satışta dava konusu taşınmazdaki 1/2 payın satış bedeli 2.500,00 TL, davalı.... kendi satıcısı olan ....18.09.2014 tarihli satıştaki bedel 2.750,00 TL ve ..... davalı ...'a 17.10.2014 tarihinde gerçekleştirilen satışın bedeli 250.000,00 TL'dir. Dava konusu payda kısa aralıklarla satışların yapıldığı görülmüştür. Önalım hakkı, payını aynı bedelle izler. Bu nedenle; davanın 2.500,00.-TL satış bedeli ile tapu harç ve masrafları toplamının davacı tarafa depo ettirilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenler ile davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.03.2018 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

(Muhalif) (Muhalif)

-KARŞI OY-

Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, önalım davasına konu hissenin muvazaalı olarak edinildiği iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun kararın onanması görüşünde olduğumdan, sayın çoğunluğun hükmün bozulması yönündeki kararına katılmıyoruz.

***