"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 09.12.2014 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 12.01.2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar ..., ... ve ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davacının paydaşı olduğu 1618 ve 1747 parsel sayılı taşınmazlardaki ortaklığın aynen taksim, olmadığı takdirde satış yolu ile giderilmesini talep etmiş, davacı 15.09.2015 tarihli duruşmada satışın paydaşlar arasında yapılmasına karar verilmesini istemiştir.
Bir kısım davalılar taşınmazların mirasçılar arasında satılmasını istediklerini beyan etmişlerdir.
Davalı ..., bir kısım davalılarla birlikte ...Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/220 Esas sayılı dosyası ile muhtesatın aidiyetinin tespiti davası açtıklarını, bu dosyanın bekletici mesele yapılması gerektiğini savunarak, öncelikle paydaşlar arasında, mümkün değilse genel açık artırma sureti ile ortaklığın giderilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile dava konusu taşınmazlardaki ortaklığın mirasçılar arasında yapılacak pazarlık suretiyle satılarak giderilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, bir kısım davalılar temyiz etmiştir.
Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları, paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar (ortaklar) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan, iki taraflı, tarafları için benzer sonuçlar doğuran davalardır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 699/3. maddesine göre, "Bölme istemi durum ve koşullara uygun görülmezse ve özellikle paylı malın önemli bir değer kaybına uğramadan bölünmesine olanak yoksa, açık artırmayla satışa hükmolunur. Satışın paydaşlar arasında artırmayla yapılmasına karar verilmesi, bütün paydaşların rızasına bağlıdır."
Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç v.s. gibi bütünleyici parçalar (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği yüzdelik (%...) oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır.
Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etme ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 165. maddesine göre bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına kadar yargılama bekletilebilir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 90. maddesi gereğince; süreler, kanunda belirtilir veya hakim tarafından tespit edilir. Kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, hâkim kanundaki süreleri artıramaz veya eksiltemez. Hâkim, kendisinin tespit ettiği süreleri, haklı sebeplerle artırabilir veya eksiltebilir; gerekli gördüğü takdirde, bu konudaki kararından önce tarafları da dinler.
Hakim tarafından kesin süre verilirken;
1-Kesin süreye konu işlemin gerekli ve tarafların yerine getirebileceği bir işlem olması,
2-Verilen sürenin işlemin yapılması için yeterli ve makul bir süre olması, duruşma gününe kadar kesin süre nedeniyle yapılacak işlem sonrası başka bir işleme gerek yok ise bu sürenin takip eden duruşma gününe kadar verilmesi,
3-Yapılacak iş veya işlemler birer birer, varsa masraflarının da miktarıyla birlikte açıkça gösterilmesi,
4-Sürenin kesin olduğu ve sonuçlarının tarafa açıklanması zorunludur.
Somut olaya gelince;
1-Mahkemece; 09.01.2015 tarihli ara karar ile, taraflara taşınmazlar üzerindeki muhtesatlara ilişkin mülkiyet iddiaları varsa mülkiyetin aidiyeti davası açmak için tebliğ tarihinden itibaren 10 günlük kesin süre verilmiş; 15.09.2015 tarihli duruşmada davalılar ..., ... ve Ümmiye Demirhan tarafından ...Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/220 Esas sayılı dosyası ile açılan muhtesatın aidiyetinin tespiti davasının kesin süre içinde açılmadığından, bekletici mesele yapılması talebinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece verilen kesin süre tarafların yokluğunda verilmiş olup, taraflara kesin sürenin sonuçlarını açıklayan ihtarı içerir tebligat yapılmadığı gibi muhtesata ilişkin ihtilaf çıkmadan önce taraflara muhtesatın aidiyetinin tespiti davası açmak için süre verilmesi de, usul ve yasaya uygun olmadığından, usulüne uygun olarak verilmeyen kesin süreye ilişkin ara kararın gereğinin yerine getirilmemesi nedeniyle muhtesatın aidiyeti davasının bekletici mesele yapılması talebinin reddine karar verilerek muhtesat hakkında ihtilaf yokmuş gibi karar verilmesi doğru değildir.
Bu durumda mahkemece, davalılar ..., ... ve ... tarafından, ...Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/220 Esas sayılı dosyası ile açılan muhdesatın aidiyetinin tespitine ilişkin davanın bekletici mesele yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
2-Mahkemece, dava konusu taşınmazlardaki ortaklığın mirasçılar arasında yapılacak pazarlık suretiyle satılarak giderilmesine karar verilmiş ise de; satışın sadece paydaşlar arasında artırmayla yapılmasına karar verilebilmesi için tüm paydaşların açık muvafakatleri gerektiği halde davalı ...’in bu konuda herhangi bir beyanda bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Kabule göre de, yukarıda izah edildiği gibi 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 699/3. maddesine göre satışın açık artırma usulü ile yapılmasına karar verilmesi gerekirken uyuşmazlığı sona erdirmeyecek şekilde taşınmazların pazarlık sureti ile satışına karar verilmesi de isabetli olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle bir kısım davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine,03.10.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.