Logo

14. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı ... vekili ve birleştirilen davada ... vekili tarafından, davalılar aleyhine 19/09/2011 ve 17/01/2012 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 29/01/2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

Dava, İcra ve İflas Kanununun 121. maddesi uyarınca alınan yetki belgesine dayalı olarak açılan ortaklığın giderilmesi isteğine ilişkindir.

Davacı ... vekili, müvekkiline borçlu olan davalı ... aleyhine ... 1. İcra Müdürlüğünün 2009/9395 Esas sayılı icra dosyasıyla kambiyo senetlerine özgü icra takibi yaptıklarını, takip kesinleşince borçlunun ... İli, ... Mahallesi, 94 ada, 13 parsel sayılı taşınmazdaki 4595/10282 payına haciz konulduğunu, taşınmazın tarla vasıflı tarım arazisi niteliğinde olması nedeniyle cebri icra satışının yapılamadığını, ... İcra Hukuk Mahkemesinden alınan yetki belgesine dayanarak dava açtıklarını, ... dışındaki paydaşların kimlik ve adres bilgilerine ulaşılamadığını, mahkemece bu araştırmaların yapılarak tebligat çıkartılıp davaya dahil edilmelerini, aksi takdirde kayyım tayini için yetki verilerek tayin edilen kayyım aracılığıyla davanın yürütülerek sonuçlandırılmasını, ortaklığın satış yoluyla giderilmesini talep etmiştir.

Birleşen davada davacı olan ... vekili, müvekkiline borçlu olan davalı ... aleyhine ... 1. İcra Müdürlüğünün 2009/1183 Esas sayılı icra dosyasıyla takip yaptıklarını, borçlunun ... İli, Merkez İlçesi, ... Mahallesi, 94 ada, 13 parsel sayılı taşınmazdaki payına haciz konulduğunu, ... İcra Hukuk Mahkemesinden alınan yetki belgesine dayanarak dava açtıklarını, adres ve nüfus bilgilerine ulaşamadıkları paydaşların adres ve nüfus bilgileri için gerekli yerlere müzekkere yazılmasını, ortaklığın satış yoluyla giderilmesini, borçlunun payına düşecek paranın icra dosyasına gönderilmesini talep etmiştir.

Davalılar tarafından cevap dilekçesi verilmemiş, davalı borçlu ... beyan dilekçesi sunarak taşınmaz üzerinde 15 adet sera ve prefabrik sera evi olduğunu, bunların paydaşlardan ..., ... ve ...’a ait olduklarını, bunların dışında biri 3 katlı diğeri 2 katlı betonarme binalar bulunduğunu, 2 katlı binanın 2. katında ikamet edip inşaat masraflarının tarafınca karşılandığını ve paydaşlarla anlaşmalı olarak 2. katın kendisine ait olduğunu, üzerindeki bu yapıların tespit edilerek sahiplerinin belirlenmesini, diğer paydaşların satış yoluyla mağdur edilmemesi için satışın durdurulmasını talep etmiştir. Davalı ... ise beşinci duruşmaya katılarak taşınmazın satılması halinde kendisine düşen payı alacağını beyan etmiştir.

Mahkemece, davanın kabulü ile satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmiştir.

Hükmü, davalı ... vekili ve davalı ... vekili temyiz etmiştir.

Davacı ... vekili, karar verildikten sonra vermiş olduğu kimliği onaylı 01/04/2015 havale tarihli dilekçesi ile, birleştirilen dava davacısı ... vekili ise hükmün temyiz edilerek dosyanın Yargıtay’a gönderilmesinden sonra UYAP üzerinden e-imzalı olarak vermiş olduğu 14/12/2015 havale tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiklerini bildirmişlerdir. Davacı vekillerinin vekaletnamelerine bakıldığında davadan feragat yetkilerinin bulunduğu anlaşılmıştır.

6100 sayılı HMK’nun 307. maddesinde feragatin, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olduğu belirtilmiştir.

6100 sayılı HMK’nun “Feragat ve kabulün şekli” başlıklı 309. maddesi hükmüne göre de feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır.

Yukarıda belirtildiği üzere feragatin kati bir hükmün hukuki neticelerini hasıl edeceği hükme bağlanmıştır. Yine belirtmek gerekir ki feragatin geçerliliği karşı tarafın muvafakatine bağlı değildir. Etkisini onu yapanın tek yönlü irade beyanı ile doğurur. Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamaları da bu doğrultudadır. (11.4.1940 tarihli ve 70 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.5.1992 tarihli ve 1992/2-250/364 sayılı Kararı)

Bu nedenle kararın davacıların davadan feragati hakkında mahkemesince bir karar verilmek üzere bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 14.02.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

***