Logo

14. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 12.11.2013 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 05.05.2015 günlü hükme yönelik temyiz talebinin reddine dair verilen 30.03.2016 tarihli Ek Kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.

Davacılar vekili, 768 ve 726 parsel sayılı taşınmazlar üzerindeki ortaklığın satış suretiyle giderilmesini talep etmiştir.

Bir kısım davalılar vekili yargılama aşamasında davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.

Mahkemece, davanın kabulü ile dava konusu taşınmazlar üzerindeki ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verilmiştir.

Hükmü, davalı ... temyiz etmiştir.

Mahkemece verilen 30.03.2016 tarihli Ek Karar ile temyiz süresinin geçirildiği gerekçesi ile davalı ... temyiz talebinin reddine karar verilmiştir. Temyiz talebinin reddine dair Ek Karar da davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.

Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları, paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar (ortaklar) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan, iki taraflı, tarafları için benzer sonuçlar doğuran davalardır.

Paydaşlığın giderilmesi davasını paydaşlardan biri veya birkaçı diğer paydaşlara karşı açar. HMK'nın 27. maddesi uyarınca davada bütün paydaşların yer alması zorunludur. Paydaşlardan veya ortaklardan birinin ölümü halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir.

Somut olaya gelince; davacılardan ...’in dava devam ederken 15.07.2014 tarihinde vefat ettiği ancak mirasçılarının bizzat veya vekil eliyle davaya dahil edilmeden yargılamaya devamla hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.

Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup re’sen yargılamanın her aşamasında göz önünde bulundurulması gerekir. Savunma hakkı, Anayasanın 36. maddesi ile güvence altına alınmış olup, 6100 sayılı HMK’nun 27. maddesinde de “hukuki dinlenilme hakkı” başlığı altında ayrıca düzenlenmiştir. Hakim, tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. Buna göre hakim iddia ve savunma haklarını kullanabilmeleri için tarafları duruşmaya çağırmak zorundadır. Bu nedenle yerel mahkemenin 30.03.2016 tarihli Ek Kararının kaldırılmasına karar verilerek, 05.05.2015 tarihli kararın temyiz incelemesine geçilmiştir.

Yargılama aşmasında vefat eden ...’e ait mirasçılık belgesinin çıkarılması için davacı vekiline yetki ve mirasçılarının davaya dahil edilmesi için süre verilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davaya devam edilerek karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

Kabule göre de; paydaş... mirasçısı ...küçük ... adına velayeten ... tarafından davacı olarak talepte bulunulmuş olmasına karşın, karar başlığında küçük ... isminin gösterilmemesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 10.10.2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

***