Logo

14. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

14. Hukuk Dairesi

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 24/02/2010 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi talebi üzerine yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 05/06/2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... ve .... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.

Davacı vekili; dava konusu ... ili, ... ilçesi, ...Köyü 3 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki ortaklığın öncelikle aynen taksim olmadığı takdirde satış suretiyle giderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, davanın kabulüne ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verilmişlerdir.

Hükmü, davalılar ... ve ... vekili temyiz etmiştir.

Paydaşlığın (ortaklığın) satış suretiyle giderilmesine ilişkin davalarda taşınmaz üzerinde bulunan bina, ağaç v.s. gibi bütünleyici parçaların (muhdesat) kime ait olduğu konusunda uyuşmazlık olup da bunlar üzerinde bazı paydaşların (ortaklar) hak iddia etmeleri ve öncelikle bu uyuşmazlığın giderilmesini istemeleri halinde o paydaşa görevli mahkemede dava açmak üzere HMK'nın 165. maddesi uyarınca uygun bir süre verilmelidir. Mahkemece verilen süre içerisinde dava açıldığı takdirde sonucunun beklenmesi, açılmadığı takdirde o konuda uyuşmazlık yokmuş gibi davaya devam edilmesi gerekir.

Somut olaya gelince; davalı ... 12/05/2010 tarihli dilekçesiyle; dava konusu taşınmaz üzerine hisseleri oranında oturma amaçlı binalar yaptıklarını beyan etmiş, yani muhdesat iddiasında bulunmuştur. Aynı doğrultuda davacı vekili de keşif sırasında; taşınmaz üzerindeki binaların davalılar ...'e ve ...'e ait olduğunu beyan etmiş, ancak tarafların muhdesat iddiaları ve beyanları mahkemece değerlendirmeye alınmamıştır. HMK'nın 33. maddesi gereğince hakim, Türk hukukunu resen uygulayacağından maddi vakıaları ileri sürüp kanıtlamak taraflara, hukuki niteleme hakime aittir.

Yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca; dava konusu 3 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatlarda hak sahibi olunduğu taraflarca iddia ve beyan edilmiş olmasına rağmen mahkemece, tarafların bu hususta ittifak edip etmedikleri üzerinde durulmamış, ittifak etmiyorlarsa bu konuda dava açmak üzere davalılara süre verilmemiştir.

Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece, öncelikle muhdesat iddasını kabul edip etmediklerine dair tüm tarafların beyanlarının tespit edilmesi, muhdesat konusunda ihtilaf bulunduğunda muhdesat iddiasında bulunan davalılara muhdesatın aidiyeti konusunda dava açmak için uygun bir süre verilmesi, açıldığı takdirde sonucunun beklenilmesi, tüm tarafların muhdesat iddiasını kabul etmesi veya muhdesatın aidiyeti davası açılıp da muhdesatın davalılara aidiyetine karar verilmesi halinde; yine yukarıda açıklanan ilkeler gözetilerek bilirkişiden rapor alınmak suretiyle satış bedelinden ne kadarının muhdesata isabet ettiğinin yüzdelik oran kurulmak suretiyle belirlenerek, muhdesata isabet eden kısmın muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedelin payları oranında tüm paydaşlara dağıtılması ve dağıtım oranlarının hükümde açıkça gösterilmesi; mahkemece verilen süre içerisinde dava açılmadığı takdirde o konuda uyuşmazlık yokmuş gibi davaya devam edilmesi gerekirken, eksik soruşturmayla yetinilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 10/11/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

***