"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalılar aleyhine 28.03.2016 gününde verilen dilekçe ile miras taksim sözleşmesinde kararlaştırılan cezai şartın tazmini talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 07.06.2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, davacı ile davalılar arasında görülen önceki ortaklığın giderilmesi davası sırasında sulh olduklarını ve buna göre 06.07.2004 tarihinde miras taksim sözleşmesi imzaladıklarını, sözleşmesinin 1. maddesine göre 247 parselin davacıya bırakıldığını ve sözleşmeye uymayan mirasçının 15.000,00TL tazminat ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, bu sözleşmeye göre davacının dava konusu 247 parsel üzerinde inşaata başladığını ancak davalıların ... Sulh Hukuk Mahkemesi 2012/299 Esas sayılı dosyasında ortaklığın giderilmesi davası açtıklarını ve sözleşmeyi ihlal ettiklerini, tüm bu nedenlerle sözleşmede belirlenen 15.000,00TL’şer tazminatın davalılardan alınarak faizi ile birlikte tarafına verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ... ve ... ayrı ayrı dilekçelerde, dava konusu sözleşmenin, davacının şiddet yoluyla mirası sahiplenmek istemesi, olayların kan dökme noktasına gelmesi üzerine davalıların annelerini korumak amacıyla sorunların çözülmesi için yapıldığını, dava konusu taşınmazlar mirasçılar arasında hisseli kayıtlı olduğu için tüm mirasçıların sözleşmede imzası olsa dahi sözleşmenin geçersiz olduğunu, kaldı ki mirasçı ...’in sözleşmenin yapıldığı tarihte ergin olmadan imza attığını, tüm bunlara rağmen davalıların sözleşmeye uyduğunu ancak davacının tatmin olmayıp 3. maddede halen annelerin oturduğu evi de kullanmak istediğini, bahçenin sulanmasına mani olduğunu, diğer mirasçılara verilen küçük ekinliğe göz diktiğini, davalıların 4 yıl önce ektikleri elma ağaçlarını sökerek yonca ektiğini, kendisini uyardıklarında taşınmaza yaptığı masrafın ödenmesi halinde çekileceğini bildirdiğini, anlaşma üzerinden 10 yıl geçtiği halde tapu masraflarını bahane ederek tapuyu üzerine almadığını, davacının, 2006’dan beri sürekli anlaşmayı bozarak, diğer mirasçılara bırakılan yerlere el atarak sözleşmeye aykırı davrandığının ceza davalarından da görüleceği üzerine sabit bulunduğundan bahisle davanın reddini talep etmişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulü ile, 15.000,00TL tazminatın davalı ...’den, 15.000,00TL tazminatın davalı ...’den ayrı ayrı dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davlılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar vekili temyiz etmiştir.
Somut olayda, taraflar arasında akdedilen 06.07.2004 tarihli miras taksim sözleşmesinde adı ve imzası bulunan 12.04.1987 doğumlu ... sözleşmenin yapıldığı tarihte ergin olmadığından geçerli bir sözleşmeden söz edilemez. Sözleşme geçerli kabul edilmediğinden, buna dayalı olarak cezai şartın hüküm altına alınması da mümkün değildir. Açıklanan nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiş hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29.04.2019 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler usul ve yasaya uygun bulunduğundan yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanması görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılmıyoruz.