Logo

15. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki asıl ve birleşen dosya davacısı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde asıl davada davalı .... vekili Avukat ... ile birleşen davada davalı .... vekili Avukat ... geldi. Davacı vekili ile asıl ve birleşen davada davalı Bilim Asansör ve Yürüyen Merdiven ... Yetkilisi gelmedi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmâl edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği konuşulup düşünüldü:

- K A R A R -

Asıl ve birleşen dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan edimin ifa edilmemesi nedeniyle yüklenici tarafından avans olarak alt yükleniciye teslim edilen çeklerden bir bölümünün bedelleri ödendiğinden istirdat istemlerine ilişkin olup, mahkemece asıl ve birleşen davanın alt yüklenici şirket yönünden kısmen kabulüne, faktoring şirketleri yönünden reddine dair verilen karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

Davacı yüklenici şirket, asıl ve birleşen davada davalı alt yüklenici şirketin taraflar arasında akdedilen 01.06.2010 tarihli sözleşme ile üstlendiği edimlerini ifa etmediğini, bu nedenle taraflarınca sözleşmenin feshedildiğini, avans iş bedeli olarak verilen çeklerden bir bölümünün bedelleri ödendiğinden istirdadını talep etmiş; çek hamili asıl dosya davalısı .... A.Ş. ile birleşen dosya davalısı ... ise, alt yüklenici ile yüklenici arasındaki hukuki ilişkinin kendilerini bağlamayacağını, iyiniyetli hamil olduklarını ifade ederek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece, asıl ve birleşen dosyada dava alt yüklenici şirket aleyhine kabul edilmiş, ancak; asıl davada faktor davalı ...Ş. ve birleşen dosyada faktor davalı ... yönünden ise 6361 sayılı FKK'nın 9. maddesinin 3. fıkrasında "bir kambiyo senedinin ciro yoluyla faktoring şirketine devri halinde kambiyo senetinden dolayı kendisine başvurulan kişi düzenleyen veya önceki hamillerden biri ile kendi arasında doğrudan var olan ilişkilere dayanan def'ileri faktoring şirketine karşı ileri süremez. Meğer ki

./..

s.2

15.H.D.

2016/134

2016/3530

faktoring şirketi kambiyo senedini iktisap ederken, bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun." hükmünü içerdiği, davacının davalı ... şirketlerinin kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Ülkemizde faktoring ile ilgili kanuni bir düzenleme yapılmadan önce; bu kurum ilk olarak “Ödünç Para Verme İşleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname” ile düzenlenmiştir. Bu kurumla ilgili ayrıntılı düzenleme ise zaman içerisinde değişikliklere uğrayan “....nin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmelik” ile yapılmıştır. Bu Yönetmelik 10.10.2006 tarih ve 26315 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış olup, Yönetmelik'in 33. maddesine göre, Yönetmelik'in 23. maddesinin ikinci fıkrası 01.01.2008 tarihinde, diğer hükümleri ise yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu Yönetmelik'in 32. maddesi ile; 28.04.1992 tarih ve 21212 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan “Finansal Kiralama Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyetlerine İlişkin Yönetmelik”, 08.07.1992 tarih ve 21278 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan “Finansal Kiralama İşlemlerinde Süre ve Sınırın Tespitine Dair Yönetmelik”, 21.12.1994 tarih ve 22148 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan “Faktoring Şirketlerinin Kuruluş ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmelik” ve 26.07.1994 tarih ve 22002 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmelik” yürürlükten kaldırılmış; tüm bu konular tek bir yönetmelikte düzenlenmiş ve bu Yönetmelik de 23.03.2008 tarih ve 26825, 26.06.2009 tarih ve 27270 ve 24.02.2011 tarih ve 27856 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan düzenlemelerle de Yönetmelik hükümlerinde değişikliğe gidilmiş, son olarak 6361 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra bu Kanun uyarınca çıkarılan ve 24.04.2013 tarih ve 28627 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik'in 19. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.

Yönetmelik hükümlerinin faktoring ilişkilerinin çözümünde yetersiz kalması nedeniyle, konunun Kanun ile düzenlenmesi gerekliliği ortaya çıkmış ve bu doğrultuda yapılan çalışmalar neticesinde, 6361 sayılı .... Kanunu 13.12.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak mevzuatımıza dahil olmuştur.

6361 sayılı Kanun'un 9/2. maddesinde “Faktoring şirketi Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamaz veya tahsilini üstlenemez. Aynı faturaya dayalı birden çok faktoring şirketine yapılan kısmi temliklerin toplam tutarı fatura tutarını aşamaz.” hükmü getirilmiş, aynı maddenin 3. fıkrasında ise “Bir kambiyo senedinin ciro yoluyla faktoring şirketine devri hâlinde, kambiyo senedinden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’îleri faktoring şirketine karşı ileri süremez; meğerki, faktoring şirketi kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun.” düzenlemesine yer verilmiştir.

Dairemizin 04.03.2015 tarih ve 2014/2535-1152 Esas ve Karar sayılı ilâmında da ayrıntılı bir şekilde gösterildiği üzere, Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarında uyuşmazlığın çözümünde uyuşmazlığın ortaya çıktığı tarihteki mevzuatın uygulanması gerektiği kabul

./..

s.3

15.H.D.

2016/134

2016/3530

edilmektedir. Nitekim, 6361 sayılı .... Kanunu'nun 9/3. maddesinin iptâli istemini görüşen Anayasa Mahkemesi de 11.02.2014 tarih ve 2014/6-22 Esas ve Karar sayılı ilâmında, itiraz yoluyla iptâl isteminde bulunan mahkemenin gördüğü davada faktoring işleminin 6361 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce gerçekleştiğinden, mahkemenin uyuşmazlığın çözümünde bu Kanun hükümlerini uygulamasının mümkün olmadığından bahisle itiraz başvurusunu mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddetmiştir. Bu durumda, somut olayda faktoring işlemleri .... A.Ş. şirketi yönünden 26.08.2010 tarihinde, ... yönünden 02.12.2009 ve 03.06.2010 tarihlerinde gerçekleştiğinden uyuşmazlığın Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir.

Uyuşmazlığın çözümünde uygulanacak mevzuat hükümlerinin tespitinden sonra faktoring sözleşmesinin hukuki niteliğine gelince; Kural olarak, kıymetli evraklarda mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereği kıymetli evrak ile kıymetli evrakın doğumuna esas teşkil eden temel ilişki arasında bir bağlantı bulunmamaktadır. Kıymetli evrak, temel ilişkiden soyut ve bağımsızdır. Ancak, uyuşmazlık konusu edilen çekle ilgili faktoring işlemlerinin gerçekleştiği 26.08.2010, 02.12.2009 ve 03.06.2010 tarihinde yürürlükte bulunan ....nin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkındaki Yönetmelik'in 22/2. maddesinde “...faktoring şirketleri kambiyo senetlerine dayalı olsa bile bir mal veya hizmet satışından doğmuş ve doğacak fatura veya benzeri belgelerle tevsik edilmeyen alacakları satın alamazlar veya tahsilini üstlenemezler...” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu düzenlemeden anlaşılacağı üzere, faktoring şirketlerinin kıymetli evrakı temellük edebilmeleri için kıymetli evrakın temel ilişkiye ait yazılı belgelerle doğrulanması ve tevsik edilmesi şarttır. Bu durumda, özellikle yönetmelikte “....kambiyo senetlerine dayalı olsa bile....” ibaresine yer verilmesi de dikkate alındığında, faktoring ilişkisinde ciranta ile hamiller (faktoring şirketleri) arasındaki ilişkinin kambiyo ilişkisi olmayıp, alacağın temliki ilişkisi olduğu açıkça anlaşılmaktadır.

Davalı ciranta alt yüklenici ile davalılar hamil faktor .... A.Ş. ile ... arasındaki ilişki kambiyo ilişkisi olmayıp, alacağın temliki ilişkisi olduğundan dava konusu çekleri keşide eden borçlu davacının, eser sözleşmesine dayalı bedelsizlik def'ini, eser sözleşmesinde taraf olmayan, ancak bu çekleri ciro yoluyla iktisap etmiş olan davalılar faktoring şirketlerine karşı ileri sürüp süremeyeceği meselesi 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 599 ve 737. maddeleri hükümlerine göre değil, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 167/I. maddesi hükmüne göre belirlenmelidir. Kaldı ki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 599/son maddesinde alacağın temliki yoluyla yapılan devirlere ait hükümlerin saklı olduğu da açıkça kabul edilmiştir. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 167/I. maddesinde, borçlunun temlike vakıf olduğu zaman temlik edene karşı haiz olduğu def'ileri temellük edene karşı da ileri sürebileceği düzenlenmiştir. Bu hükme göre, davacı borçlu, eser sözleşmesinin tarafı olan davalı alt yükleniciye karşı ileri sürebileceği tüm def'ileri, eser sözleşmesinin tarafı olmayan temlik alan davalılar faktor şirketlere karşı da ileri sürebilecektir. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 167. maddesinde yer alan düzenleme dikkate alındığında, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 599. maddesinde olduğu gibi hamile karşı def'i ileri sürülebilmesi için, hamilin senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına

./..

s.4

15.H.D.

2016/134

2016/3530

hareket etmesi gerekmez. Her ne kadar 6361 sayılı .... Kanunu'nun 9/3. maddesinde "Bir kambiyo senedinin ciro yoluyla faktoring şirketine devri hâlinde, kambiyo senedinden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def'ileri faktoring şirketine karşı ileri süremez; meğerki, faktoring şirketi kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun." düzenlemesine yer verilmişse de, az yukarıda izah edildiği üzere bu düzenlemenin faktoring sözleşmesinin tarihi itibariyle uyuşmazlığın çözümünde uygulanması mümkün değildir. Zira 6361 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanabilmesinin ön koşulu, faktoring sözleşmesinin 13.12.2012 tarihi ve sonrasında gerçekleşmiş olmasıdır.

Bu temel ilkelerden hareketle somut olaya dönüldüğünde; davalı faktor .... A.Ş. ile ..., davalı Bilim..... ve Tic Ltd. Şti'nin sözleşme kapsamında faturaya konu alacaklarını kendilerine temlik ederek faktoring finansmanı sağladığını, fatura ile tevsik edilmiş alacağı temlik aldıklarını belirtmişse de, yargılama sırasında hukukçu, SMMM ve Makine mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 30.09.2014 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, alt yüklenici davalı Bilim..... ve Tic Ltd. Şti'nin iki adet insan asansörünün sadece raylarını temin ve monte ettiğinin belirlenerek yapılan işin temin ve montajının sözleşme tarihindeki piyasa rayiç değerleri ile 25.200,00 TL olduğunun hesaplanlandığı anlaşılmıştır. Davacı borçlu 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 167/I. maddesi uyarınca davalı alt yükleniciye karşı ileri sürdüğü bedelsizlik def'ini, dava konusu çekleri ciro yoluyla iktisap eden hamillere karşı da ileri sürebileceğinden asıl dosya davalısı faktor .... A.Ş. ile birleşen dosya davalısı faktor ... hakkında açılan davanın da 25.200,00 TL'lik imâl edilen iş bedeli dışında kalan kısmı yönünden kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddine karar verilmiş olması yerinde olmamıştır. Kararın açıklanan nedenlerle bozulması uygun bulunmuştur.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen dosya yönünden davacı yüklenici şirketin temyiz itirazının kabulüyle hükmün davacı yüklenici şirket yararına BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilmediğinden davacı yararına vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden asıl ve birleşen dosya davacısına geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 20.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

***