Logo

15. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

Davacı ... Profil Boru ve Cam İşl. San. Tic. Ltd. Şti. ile davalı ... San. Tic. Ltd. Şti. arasındaki davadan dolayı ilk derece mahkemesi olan ... Ticaret Mahkemesinin verilen 04.10.2016 gün ve 2015/176-2016/590 sayılı hükme yönelik istinaf başvurusu sonucu ... Bölge Adliye Mahkemesi . Hukuk Dairesi tarafından verilen 18.01.2017 gün ve 2016/26-2017/25 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiş olup temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

- K A R A R -

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedeli alacağının tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptâli, takibin devamı ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi üzerine davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. ... Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesince, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne hükmün yeniden tesisine karar verilerek, davanın kısmen kabulüne, ... . İcra Müdürlüğü'nün 2015/1185 sayılı dosyasında yapılan itirazın 128.690,25 TL asıl alacak, 10.151,98 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 138.842,23 TL üzerinden iptâli ile takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, kabul edilen 128.690,25 TL asıl alacağın %20'si oranındaki 25.738,05 TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline hükmedilmiştir. Verilen bu karar davalı vekilince yasal süresi içerisinde temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince;

Mahkemece itirazın iptâline karar verilen miktar üzerinden icra inkâr tazminatının tahsiline karar verilmişse de, İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun itirazında haksız olmasının yanında alacağın likid (belirlenebilir) olması da gerekmektedir. Oysa, davacının alacağı bilirkişi raporuyla belirlenmiş ve hükme varılmıştır. Bu durumda alacağın likid olduğundan söz edilemeyeceğinden davalı itirazında haklıdır. Bu nedenlerle mahkemece yasal koşulları oluşmayan icra inkâr tazminatı isteminin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Kararın bu yönden bozulması gerekirse de, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesinin yollamasıyla uygulanması gereken mülga 1086 sayılı HUMK'nın 438/VII. maddesi uyarınca hükmün bu yönden düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.

SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca davalı vekilinin diğer temyiz isteminin kabulü ile, Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 4. bendinde yer alan “Kabul edilen 128.690,25 TL asıl alacağın %20'si oranındaki 25.738,05 TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline” cümlesinin karar metninden çıkartılarak yerine, “Davacının şartları oluşmayan icra inkâr tazminatı isteminin reddine” cümlesinin yazılmasına, kararın değiştirilmiş bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, HMK 302/5 ve 373. madde hükümleri gözetilerek dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğin ise Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 26.03.2018 gününde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.

***