"İçtihat Metni"
Davacı ... ile davalı ... arasındaki davadan dolayı ... ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 02.03.2016 gün ve 2013/140-2016/169 sayılı hükmü bozan Dairemizin 30.11.2017 gün ve 2017/1664-2017/4219 sayılı ilamı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
- K A R A R -
Yargıtay ilamında belirtilen gerektirici nedenler karşısında HUMK’nın 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiç birisine uymayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE ve HUMK’nın 442. maddesi hükmünce 315,00 TL para cezası ile bakiye 17,70 TL red harcının karar düzeltme isteyen davacıya yükletilmesine, 04.03.2019 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
- K A R Ş I O Y -
Taraflar arasında taşınmaz satımına ilişkin 11.07.2012 tarihli sözleşme ve yine bu taşınmazın vasfının değiştirilerek kullanılmasına ilişkin uyarlama ve iyileştirme sözleşmesi yapılmış olup, ikinci sözleşmede kararlaştırılan hizmet bedeli 3.700.000,00 TL'nin ödenip ödenmediği ihtilaf konusu olmakla birlikte asıl ihtilaf ilk sözleşme olan taşınmaz satım sözleşmesinde bedelin ne kadar olduğu konusundadır.
Taşınmaz alım satımına ilişkin tapuda düzenlenen ilk sözleşmede bedel 1.945.000,00 TL olarak kararlaştırılmış, ikinci sözleşmede ise 3.700.000,00 TL olarak bedel belirlenmiş olup, davacıların toplam borcu 5.645.000,00 TL'dir. Davacı tarafından dosyaya sunulan dekontlardan ise, davacı ve yakınlarının bir kısmında açıklama olmaksızın bir kısmında ise gayrimenkul avansı açıklaması ile 22.06.2012-13.09.2012 tarihleri arasında toplam 12 dekontla 5.250.000,00 TL gönderdiği anlaşılmaktadır. Sözleşme bedelleri ve gönderilen para miktarı dikkate alındığında, davacının hem iki sözleşmeden toplam 395.000,00 TL borcunun kaldığı açık olup yerel mahkemece de bu durumun kabulü ile takibe konulan 3.700.000,00 TL'lik teminat senedi nedeniyle davacının 3.305.000,00 TL yönünden borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Davalı taraf taşınmaz alım satımına ilişkin ilk sözleşmede bedelin 1.945.000,00 TL olmasına karşın gerçek satış bedelinin 5.500.000,00 TL olduğunu iddia etmiştir. Davacının bu iddiası niteliği itibariyle bedelde muvazaadır. Muzavaada, tarafların, üçüncü kişilere aldatmak amacıyla, gerçek durumu gizleyerek, gerçek iradelerine uymayan ve kendi aralarında geçerli olmayan bu hususda anlaşmalarını muvazaa olarak adlandırılmaktadır. Muzavaalı işlemlerde, görünürdeki yazılı bir sözleşmenin aksini iddia eden tarafın HMK'nın 200 ve devamı ve TBK'nın 12. maddeleri uyarınca iddiasını yazılı delille ispat etmesi gerekir. Muvazaa sözleşmesi, görünürdeki sözleşmeyi değiştirdiğine veya bu hükmü geçersiz kıldığına göre yazılı olması gerekir. Tapu senedinde gösterilen bedelin yüksek olduğunu iddia edenin, yani bedelde muvazaa yapıldığını iddia edenin bu ölçüde yazılı delille aksini ispat etmesi gerekir.
Davaya konu olayda da, davalı bedelde muvazaa yapıldığını, gerçek bedelin 1.965.000,00 TL olmayıp 5.500.000,00 TL olduğunu aynı ölçüde kuvvetli delille yani yazılı delille ispat etmesi gerekir. Bu ölçüde yazılı delil ancak davacının imzasını taşıyan yazılı bu belge olabilir. Davalı bu nitelikte bir yazılı delil ileri sürmemiştir. Her ne kadar dosyaya dekontlar sunulmuş ve dekontların bir kısmında "gayrimenkul avansı" açıklaması yer almakta ise de satış bedelinin 5.500.000,00 TL olduğuna dair yazılı delil olarak kabul edilemez. Ödemelerin bir kısmı sözleşmeden önce bir kısmı sözleşmeden sonradır. Diğer sözleşmede aynı taşınmazda yapılacak vasıf değiştirmeye ilişkin eser sözleşmesidir. Taşınmazın vasfı hastaneye dönüştürülmektedir. Dekonttaki açıklamanın bu sözleşmeyle de ilişkilendirilmesi pekala mümkündür. Bu sebeple dekonttaki kaydın tapu senedi ölçüsünde bu senet olarak kabulü mümkün değildir.
Tüm bu hususlar dikkate alındığında, ilk derece mahkemesi kararının onanması gerekirken Dairemizin 30.11.2017 tarihli ilamı ile bozulduğundan, davacı tarafın karar düzeltme isteminin kabulü ile bozma ilamının kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararının onanması gerektiği düşüncemle sayın çoğunluğun karar düzeltme taleplerinin reddine ilişkin kararına muhalifim.