"İçtihat Metni"
Mahkemesi :... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı olan Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi’nce verilen kararın temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin olup ilk derece mahkemesince maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, görevli ve yetkili ... Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve 6100 sayılı HMK 355. maddedeki, kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş ve özellikle 6098 sayılı TBK'nın 147/6 madde de eser sözleşmesinden doğan alacaklar için belirlenen 5 (beş) yıllık zaman aşımı süresinin dosya kapsamında maluliyet oranına ilişkin ... kurumu raporunun düzenlendiği 05.05.2014 tarihinden itibaren başlayacağının anlaşılmasına ve ıslah tarihi itibariyle bu sürenin geçmediğinin anlaşılmasına göre davalının diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı davasında, davalıya ait aracın teybinin onarımı sırasında araçta bulunan barutun patlaması sonucunda ağır şekilde yaralanarak vücudunun tamamen yandığını, uzun süre tedavi gördüğünü, telafisi mümkün olmayan maddi, manevi ızdıraplar çektiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 25.000,00 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 55.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında maddi tazminat talebini ıslah ederek 72.281,19 TL'ye çıkarmıştır. Davalı savunmasında patlamanın davacının kusuru ile meydana geldiğini, kendisinin de yaralandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece Mahkemesince maddi tazminat talebinin kabulü ile 72.281,19 TL maddi tazminatın, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 20.000,00 TL'nın davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki hukuki ilişki olay tarihi itibariyle yürürlükte olan 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun 355 (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470) ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisidir. Eser sözleşmesi hükümlerine göre zararlandırıcı olayın gerçekleşmesine etkili olan tarafların kusurunun tespitinde, iş güvenliği mevzuatından da yararlanılması olanaklı ise de, sadece bu mevzuata göre yüklenicinin ve iş sahibinin kusuru belirlenemez. Çünkü, yüklenici işinin uzmanı sayılan, sorumlu meslek adamıdır. Yüklenici, eser sözleşmesi ile yüklendiği edimini yerine getirirken veya sözleşmenin hazırlanması aşamasında gerekli tüm tedbirleri almakla ödevlidir. Yüklenici, işçi sayılamayacağından iş sahibinin denetimine tâbi değildir. Yüklenicilerin, iş sahibine karşı BK 357 (TBK’nın 472.) maddesi hükmünden kaynaklanan sadakat borcu ve aynı Kanun'un 356. (TBK'nın 471) maddesi hükmüne dayalı özen borcu söz konusudur. TBK'nın 471. (BK 356.) maddesi hükmüne göre, yüklenicinin sorumluluğu, aynı Kanun'un 400. maddesinde belirtilen işçinin hizmet akdindeki sorumluluğu gibidir. Ancak, iş sahibine nazaran bağımsız çalışması, işin ehli olması da göz önünde bulundurularak sorumluluğu hizmet akdine göre çalışan işçiye nazaran daha ağır kabul edilmektedir.
Açıklanan bu hukuksal sebeplerle; kural olarak eser sözleşmesi ile yüklenilen edimlerin ifası sırasında veya sözleşmenin hazırlanması aşamasında gerçekleşen zararlı olayların oluşumunda etkili olan yüklenicinin kusurunun, daima iş sahibinin kusurundan daha ağır derecede olması gerekir. Yukarıda açıklanan hukuksal ilkeler gözetilmeden sadece işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatı ilkelerine göre olaya etkili kusur durum ve oranlarını belirleyen bilirkişi kurulu raporunun yeterli olduğundan söz edilemez.
O halde mahkemece yapılması gereken iş, olayda yaralanan davacı ile iş sahibi davalı arasındaki hukuksal ilişkinin işçi- işveren ilişkisi olmadığı, eser sözleşmesinden kaynaklanan yüklenici ve iş sahibi ilişkisi olduğu gözetilerek zararlı sonuçla illiyetli kusur oranlarının belirlenmesine yönelik olarak konusunda uzman bilirkişi kurulundan rapor alınmak suretiyle inceleme yaptırılması, yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca ceza dosyasındaki bilirkişi raporları da birlikte değerlendirilerek tarafların kusur durumlarının belirlenmesi ve varılacak sonuca göre davacının maddi ve manevi tazminat talepleri hakkında karar verilmesinden ibaret iken eksik inceleme ile maddi tazminat talebinin kabulü, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmesi ve istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi doğru olmamış davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyize konu Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK 371. maddesi gereğince kaldırılmasına, ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma kararı doğrultusunda yeniden karar verilmek üzere dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğinin ise Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 21.02.2019 gününde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.