Logo

15. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

Davacı ... San. Tic. A.Ş. arasındaki davadan dolayı ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 31.01.2017 gün ve 2014/887-2017/95 sayılı hükmü duruşmalı olarak bozan Dairemizin 18.12.2017 gün ve 2017/1163-2017/4445 sayılı ilamı aleyhinde taraf vekillerince karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

- K A R A R -

Dava, yükleniciden temlik alan tarafından iş sahibi aleyhine eser sözleşmesinden kaynaklanan temlik alınan bakiye iş bedeli alacağının tahsili için yapılan ilamsız icra takibine itirazın iptâli ve takibin devamı istemine ilişkindir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, davacının icra inkâr tazminatı talebi ile fazlaya ilişkin isteminin reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine Dairemizden davacının tüm, davalının diğer temyiz itirazları reddedilerek hükmün davalı yararına bozulmasına dair verilen 18.12.2017 gün 2017/1163 Esas 2017/4445 Karar sayılı bozma ilamına karşı, taraf vekillerince yasal süresi içerisinde karar düzeltme talebinde bulunulmuştur.

1-Yargıtay ilamında belirtilen gerektirici nedenler karşısında davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer karar düzeltme talepleri yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.

2-Davalı tarafça, davanın dayanağını teşkil eden 02.12.2008 tarihli ve cevabi ihtarnamesinden 03.12.2008 tarihinde davalıya tebliğ olunduğu anlaşılan davacının ihtarnamesinden sonra 05.12.2008 tarihinde yapılan 20.000 Euro karşılığı 39.780,00 TL ödemenin de nakliye için yapılan 53.277,00 TL ile birlikte davacı alacağından mahsubu gerektiği savunulmuş ve buna ilişkin deliller sunulmuştur. İlk bozmadan önce alınan bilirkişi kurulunun 12.04.2012 havale tarihli ek raporunun 5. sayfasında bu ödeme 05.12.2008 tarihinde temlik eden yüklenici kayıtlarında gösterilerek temlik eden alacağından düşülmüş olup, hükme esas alınan ilk bozmadan önceki bilirkişi kurulu ek raporunda davalının kabulünden hareket edilerek bakiye alacağın 174.942,63 TL olduğu belirtilmiştir. Mahkemece de bu rapor ve ek rapor benimsenerek hüküm kurulmuştur. 05.12.2008 tarihinde ve davalının 16.12.2008 tarihli cevabi ihtarnamesinden önce yapılan 39.780,00 TL ödeme, bozmadan önce alınan bilirkişi kurulu raporunda, bozmadan sonra alınan ek raporla da belirtildiği gibi yüklenici kayıtlarına işlenip alacağından düşüldüğünden söz konusu ödemenin dikkate alınmaması söz konusu olmadığı gibi mahsup edilmemiş olmasını davalı taraf temyiz nedeni olarak ileri sürmemiştir.

39.678,00 TL'lik ödeme 05.12.2008 tarihinde yapılarak temlik eden yüklenici kayıtlarına işlenmiştir. Bu ödeme davacı ihtarının davalıya tebliğinden sonra yapılmış olmakla birlikte, davalının 16.12.2008 tarihli borç kabulünden önceki tarihli olması sebebiyle mükerrer olacağından tekrar yüklenici alacağından mahsubu mümkün değildir. Dairemiz ve Yargıtay içtihatlarında borcu söndüren belgelerin yargılamanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün olup dikkate alınması gerektiği kabul edilmekle birlikte söz konusu ödeme, ilk bozmadan önceki

yargılama aşamasında ileri sürülüp bilirkişi kurulunun söz konusu raporunda değerlendirilmiş, bu ödemenin yüklenici alacağından tekraren mahsup edilmemiş olması davalının ilk karara karşı verdiği temyiz dilekçesinde temyiz sebebi olarak ileri sürülmemiş olması sebebiyle söz konusu husus davacı yararına usuli kazanılmış hak oluşturduğundan 20.000 Euro karşılığı 05.02.2008 tarihli 39.780,00 TL'lik ödemenin sonradan temin edilen borcu söndüren belge olarak kabul edilmesi mümkün değildir.

Bu durumda mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme yapılarak hüküm verilmiş olması bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşen hususlara ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinin mümkün bulunmaması, dosya kapsamındaki mevcut deliller ve bozmadan sonra yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporlarına göre nakliye bedellerinin ve 05.12.2008 tarihli ödemenin mükerrer ödeme niteliğinde olması ve usuli kazanılmış hak nedeniyle dikkate alınmaması ve icra inkâr tazminatına hükmedilmemesinde isabetsizlik bulunmaması sebebiyle yerel mahkeme kararının tarafların temyiz itirazları reddedilerek onanması gerekirken bozulduğu bu kez yapılan incelemede anlaşıldığından davacının karar düzeltme talebinin bu yönden kabulü ve hükmün onanması uygun görülmüştür.

SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm, davacının diğer karar düzeltme taleplerinin reddine, 2. bent uyarınca kabulüyle Dairemizin 18.12.2017 gün 2017/1163 Esas 2017/4445 Karar sayılı bozma ilamının kaldırılarak yerel mahkeme hükmünün ONANMASINA, 1.480,00'er TL duruşma vekillik ücretinin taraflardan karşılıklı olarak alınarak Yargıtay'daki duruşmada vekille temsil olunan diğer tarafa verilmesine, HUMK’nın 442. maddesi hükmünce 315,00 TL para cezası ile bakiye 17,70 TL red harcının karar düzeltme isteyen davacıya, 315,00 TL para cezası ile bakiye 17,70 TL red harcının karar düzeltme isteyen davalıya yükletilmesine, aşağıda yazılı bakiye 8.960,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 29.04.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

***