"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında belirlenen kira yardımı alacağının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı, .. İnşaat Taahhüt firması sahibi ... ile ... 22. Noterliği'nde 27.09.2011 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre inşaat süresince ilk yıl aylık 900,00 TL, ikinci yıl aylık 1.000,00 TL, üçüncü yıl aylık 1.200,00 TL kira ödeneceğinin ... tarafından taahhüt edildiğini, 21.03.2012 tarihinde ikamet edeceği evi kiralayarak eski evini müteahhide teslim ettiğini, müteahhidin 09.05.2012-12.04.2013 arasında kiraları elden ödediğini, sonraki ödemeleri banka masraf kesintisiyle ve banka kanalıyla yaptığını, müteahhidin toplamda 10.000,00 TL eksik ödeme yaptığını belirterek, eksik ödenen kira yardımı alacağının ödenmesine karar verilmesi talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın müvekkiline yöneltilemeyeceğini, davanın pasif husumet yokluğundan reddi gerektiğini, sözleşmenin tarafı olmadığını, unvan değişikliğinin de söz konusu olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davalı vekilince temyiz olunmuştur.
Taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet ehliyeti, dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi
maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatının bu anlamda önemli özelliği ise def'i değil itiraz niteliğinde olması nedeniyle taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve taraflar ileri sürmemiş olsalar bile mahkemece re'sen nazara alınmasıdır.
Usul hukukuna ilişkin yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildirilecek olursa; kira yardımı alacağının dayanağı düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi davacı arsa sahibi...., dava dışı arsa sahibi.... ile .... İnşaat Taahhüt.... unvanlı firmayı temsilen ...imzalanmıştır. Davalı olarak gösterilen Dörta (4-A) Yapı San. ve Tic A.Ş. bu sözleşmede yüklenici, müşterek borçlu, müteselsil kefil, garanti eden yahut yüklenici şirketin fiilini taahhüt eden olarak yer almamaktadır. Hal böyle olunca da; davada taraf sıfatı bulunmayan davalı Dörta (4-A) Yapı San. ve Tic A.Ş. hakkındaki davanın taraf sıfatı (pasif husumet) yokluğundan reddi gerekirken, bu husus gözden kaçırılarak yanılgılı değerlendirme ile davalı adına açılan davanın kısmen kabulü doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 18.03.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.