"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
- K A R A R -
Dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedelinin tahsili istemi ile başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminat istemlerine ilişkin olup davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili; müvekkili ile davalı şirket arasında fason dikim anlaşması yapıldığını, bu anlaşma çerçevesinde müvekkili tarafından davalı şirkete belirli dönemlerde fason işçiliği hizmeti verildiğini, müvekkilinin; bu dikim işlerinden dolayı davalıdan 6.040,34 TL bakiye iş bedeli alacağı kaldığını ve bu alacağın tahsili amacıyla ... 5. İcra Müdürlüğü'nün 2013/7033 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, davalının bu takibe yaptığı itirazın haksız ve kötüniyetli olduğunu belirterek itirazın iptâlini, icra takibinin devamını, davalı aleyhine %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; taraflar arasında tekstil ürünleri işçiliği konusunda kurumun ticari ilişki kapsamında; müvekkili tarafından muhtelif zamanlarda davacıya dikilmek üzere tekstil ürünlerinin gönderildiğini, gönderilen bu ürünlerin davacı tarafından dikilerek müvekkili firmaya teslim edildiğini, son dikilen partiye kadar sorun yaşanmadığını ancak dikilen son parti ürünlerde dikiş hatası tespit edildiğini, bu ürünlerin müvekkili şirkette bekletildiğini, söz konusu ürünlerin hatalı dikilmesi nedeniyle uğranılan zararın davacının sorumluluğunu gerektirdiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; reklamasyon faturasınının alacaktan düşülmesi gerektiği belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı yüklenici, davalı iş sahibi olup, taraflar arasında yazılı eser sözleşmesi bulunmamakla birlikte taraflar arasında fason dikim konusunda eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğu anlaşılmaktadır. Başka bir anlatımla taraflar arasında kurulan eser sözleşmesi ilişkisi uyuşmazlık konusu olmayıp, uyuşmazlık; davacı yüklenicinin bakiye iş bedeline hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davacı yüklenici dava konusu ettiği bakiye iş bedelini hak ettiğini ileri sürerken davalı en son partide dikilen ürünlerde dikiş hatası olduğunu, bu durumu davacıya bildirdiğini savunmuş, ayrıca delil dilekçesinde belirttiği tanıkları da ayıp ihbarı konusunda dinleteceğini belirtmiştir.
Ayıp, yasa ya da sözleşme hükümleri gereğince, bir eser veya malda bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır. Yüklenicinin, imâlini yüklendiği eserin ayıplı olması durumunda; iş sahibi, açık ayıplarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 474. gizli ayıplarda ise 477. maddeleri hükümlerine uygun olarak ihbarda bulunduğu takdirde, aynı Kanun'un 475. maddesinde tanınan haklardan yararlanabilir. Ancak Borçlar Kanunu'nun 475. maddesi gereğince, eser; eser sahibinin kullanamayacağı veya nısfet kurallarına göre kabule zorlanamayacağı ölçüde kusurlu veya sözleşmeye önemli ölçüde aykırı olursa, eser sahibi, bu eseri kabulden kaçınabilir. Ne var ki, eserdeki kusur veya sözleşmeye aykırılık yukarıda belirtilen ölçüde önemli değilse, eser sahibi, eserin değerindeki eksiklik oranında, bedeli indirebilir; eğer kusurların giderilmesi büyük harcamalar gerektirmiyorsa yükleniciyi onarıma zorlayabilir. Ancak, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde eser sahibine tanınan haklardan hangisini kullanabileceği, mahkemece uzman bilirkişi aracılığıyla eser üzerinde yaptıracağı inceleme sonucu ayıbın derecesi belirlenmek suretiyle takdir olunur.
Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirilecek olursa; mahkemece öncelikle tekstil mühendisi bilirkişi seçilmek suretiyle söz konusu ürünler üzerinde inceleme yaptırılarak; ürünlerin ayıplı olup olmadığı, ayıbın niteliği, ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı, tanıklar dinlenerek beyanları değerlendirilip ihbar edilip edilmediği ve iş sahibinin seçimlik haklarını düzenleyen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 475. (818 s. Borçlar Kanunu 360.) maddesi uyarınca değerlendirme yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, açıklanan bu ilkeler nazara alınmadan yapılan yargılama ve kurulan hüküm doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 20.03.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.