"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı bozmaya uyularak verilen hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedeli alacağının tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptâli talebine ilişkindir. Davacı yüklenici, davalı idare ise iş sahibidir.
Davacı vekili; müvekkili şirketin, davalı ... ile 24.08.2011 tarihli ...cad. ... cad. ile ...cad. ve Mimar ... cad. arasında kalan cadde ve sokakların kilitli beton parke taşı ve bordür yapımı işine ait sözleşme yapıldığını, davalı belediyece, müvekkilinin işi zamanında bitirip teslim etmesine rağmen hem ödemelerini zamanında yapmadığı gibi eksik yapıldığını, belediyeden yapılan ödemelere ilişkin makbuzlar istendiğinde bu durumun ortaya çıkacağını, takibe yapılan itirazının iptâli ile %20 inkâr tazminatını karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; İcra İflas Kanunu'nun ödeme emrinin nasıl düzenleneceği ve bulunması zorunlu unsurların açıkça belirtilmiş olduğundan davalının bu şartları taşımayan ödeme emrine itiraz edildiğini, alacağın hangi tarihlerde muaccel olduğu ne kadar bir gecikme olduğu ve nasıl ne miktarda faiz işletildiğinin belirtilmediğini, davacının davasının reddine davacının alacağın %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda;davanın davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiş, Dairemizin 21.03.2017 tarih, 2016/1030 Esas, 2017/1236 karar sayılı kararı ile hükmün bozulması üzerine yeniden yapılan yargılamada mahkemece bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince yasal süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Mahkemece fatura karşılığı alacağın tamamının ödendiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme yeterli değildir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, kesin hesap sonucu davacı yüklenici tarafından yapılan işlerin bedellerinin ödenip ödenmediği noktasında toplanmaktadır. Taraflar arasında imzalanan 24.08.2011 tarihli ...cad., ... cad., ...Cad., Mimari ... cad. arasında kalan cadde ve sokakların kilitli beton parke taşı, bordur yapım işine ait sözleşmenin 11. maddesinde her
ayın 5. günü hakediş raporunun düzenleneceği, 30 gün içerisinde tahakkuka bağlanarak 15 gün içerisinde ödeneceği hükümleri bulunmaktadır. Bu sözleşme uyarınca düzenlenmiş bulunan 4 ve kesin hakediş raporu uyarınca yüklenicinin 210.230,15 TL alacaklı olduğu anlaşılmaktadır. Bu alacağa ilişkin olarak davalı iş sahibi belediye tarafından muhtelif ödemeler yapılmış olup, davacı ödenmeyen bakiye alacaklarının bulunduğunu bildirerek takip başlatarak alacak talep etmektedir. Düzenlenen bilirkişi raporundan ve delillerden davacı alacağının tam olarak ödendiği hususu tespit edilememektedir. Davacı taraf başka sözleşmelerden dolayı alacağı olduğunun ve bu ödemelerin bir kısmının bu sözleşmelere istinaden yapıldığını savunmaktadır. Hal böyle olunca davalı iş sahibinin yapılan işin bedelinin tamamını ödediği hususu tartışmalı olduğundan verilen red kararı eksik incelemeye dayalı olmuştur.
O halde yapılacak iş; davacının iddia ettiği taraflar arasında başka bir sözleşme ilişkisi bulunup bulunmadığı araştırılmak, böyle bir sözleşme ilişkisi kanıtlanamadığı takdirde yapılan tüm ödemelerin 24.08.2011 tarihli sözleşmeye istinaden yapıldığı kabul edilmek ve bu ödemelerin davacı yüklenici alacağından mahsubu ile varsa kalan alacağa hükmetmek, bu yönde mali müşavir bilirkişiden ek rapor almak, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 04.02.1948 tarih ve 1944/10-1948/3 sayılı ve bu kararın değiştirilmesine gerek olmadığına dair 06.05.2016 gün, 2015/1 Esas 2016/1 Karar sayılı kararıyla bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı dikkate alınarak taleple bağlı kalınarak hüküm kurmak ve alacağın varlığı yargılama sonucu belirlendiğinden ve alacağın likit olması sözkonusu olmadığından icra inkâr tazminatı talebini reddetmek, aksi halde yani bakiye alacağın varlığı kanıtlanamadığı taktirde şimdiki gibi davanın reddine karar vermekten ibarettir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 5766 sayılı Kanun'un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 176,60 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 10.04.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.