Logo

15. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı bozmaya uyularak verilen hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

- K A R A R -

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itirazın iptâli ve icra inkâr tazminatı ödenmesine karar verilmesi istemine ilişkin olup mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme yapılarak hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve bozmanın şümulü dışında kalarak kesinleşen cihetlere ait temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-Davacı davasında davalıya bazı dergi ve kitap basımlarını gerçekleştirdiğini, bunlara ilişkin iki ayrı faturadan bakiye alacağının ödenmediğini belirterek alacağın tahsili için yapılan icra takibine davalının itirazının iptâline karar verilmesini istemiş, davalı savunmasında davacı ile aralarında cari hesap şeklinde çalıştıklarını, davacının yaptığı işler karşılığı fatura düzenlediğini, her bir fatura bedellerinin ödendiğini, ayrıca iade faturaları ile de mahsuplaşmaya gidildiğini, borcunun bulunmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini istemiş, mahkemece taraf defterlerine ilişkin tanzim edilen bilirkişi raporu esas alınarak davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin temyizi üzerine bu karar, Dairemizin 24.05.2016 gün, 2016/731 Esas, 2016/2961 Karar sayılı ilamıyla, takip konusu faturalara süresinde itiraz edilip edilmediğinin araştırılması, itiraz edilmediğinin anlaşılması halinde fatura içerikleri kesinleşmiş olacağından fatura bedelleri toplamından kanıtlanan ödemeler düşülmek suretiyle ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek bozulmuştur.

Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda takip konusu faturalara süresinde itiraz edilmediği tespit edilmiş ve mali müşavir bilirkişinin davacı yüklenici defterlerindeki ödeme kayıtlarını esas alarak hesapladığı rapora göre davanın kısmen kabulüyle takibin asıl alacak tutarı olan 12.000,00 TL üzerinden devamına, davalının asıl alacağın %20’si oranında icra inkâr tazminatı ödemesine karar verilmiştir.

Hükme esas alınan mali müşavir bilirkişi raporuna göre 18.03.2011 tarihinde davalı tarafından davacıya ait iki adet 5.000,00 TL bedelli bono verildiği, bu 10.000,00 TL’nin davacının defterine 18.03.2011 tarihinde ödeme olarak kaydedildiği, keza davalının defterlerinde de aynı tarihte “ödeme senet ile” açıklaması yapılarak iki adet 5.000,00 TL ödemenin 67 yevmiye numarasıyla kaydedildiği anlaşılmaktadır. Bilahare davacı defterlerinde 31.05.2011 tarihinde bu tarihte vadesi dolan 5.000,00 TL’lik bononun iadesi nedeniyle davalı aleyhine alacak kaydı yapılmış ise de davalının ticari defterlerinde söz konusu bononun iadesiyle ilgili herhangi bir alacak kaydı bulunmamaktadır. Davacının defterlerinde 31.05.2001 vadeli senet karşılığı 5.000,00 TL’lik ödeme kaydı bulunduğuna ve davalı tarafça bononun bedeli tahsil edilmeksizin iade edildiği kabul edilmediğine göre davacı yüklenici, söz konusu senedi bedelini tahsil etmeksizin davacıya iade ettiğini yasal delillerle kanıtlamak zorunda olduğu halde bu iddiasını ispatlayamamıştır.

Bu durumda mahkemece davacı, 31.05.2011 vadeli 5.000,00 TL meblağlı senedin bedelini tahsil etmeksizin iade ettiğini ispatlayamadığından davacı alacağı 13.493,87 TL’den söz konusu senet bedeli 5.000,00 TL düşüldükten sonra kalan ödenmeyen alacak 8.493,87 TL üzerinden itirazın iptâline karar verilmesi gerekirken bu hususta yanılgıya düşülerek takip konusu 12.000,00 TL alacağın tümü hakkında itirazın iptâline karar verilmesi doğru olmamıştır.

Ayrıca, itirazın iptâli davasında İİK'nın 67/II. maddesi uyarınca davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmesi için davacı alacaklının davalı borçlu hakkında usulüne uygun icra takibi yapması, borçlunun takibe haksız olarak itiraz etmesi ve alacağın likit (hesaplanabilir) olması gerekmektedir. Yapılan yargılama sürecinde icra takip dosyası getirtilmiş, tarafların göstermiş oldukları kanıtlar da toplandıktan sonra uzman bilirkişilerden rapor ve ek raporlar alınmıştır. Ayrıca yukarıda yazılı bozma sebebine göre de davalı asıl alacağa yönelik itirazında da kısmen haklı görünmektedir. Bu haliyle dava konusu alacağın varlığı ve miktarının belirlenmesi yargılamayı gerektirir nitelikte olup davalı takibe itirazında kısmen de olsa haklıdır. Bu durumda likit bir alacağın varlığından söz edilemez. Davacı yararına icra inkâr tazminatı tayini için gerekli yasal koşullar oluşmamıştır. Davacının icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü yönünde hüküm kurulması da hatalıdır.

Bu nedenlerle kararın bozulması uygun görülmüştür.

SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 5766 sayılı Kanun'un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 176,60 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine,

karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 17.04.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

***