"İçtihat Metni"
Mahkemesi:Asliye Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından duruşma istenmiş ise de miktar itibariyle duruşma isteğinin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı bakiye iş bedeli alacağının tahsili için başlatılan takibe vâki itirazın iptâli ve icra inkâr tazminatı istemlerine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilince temyiz olunmuştur.Davacı vekili, tarafların ... ... ... Mahallesi 2113 ada 2 nolu parsel 4 numaralı daire ve 2113 ada 9 parseldeki 3 ve 6 numaralı dairelerin tüm ince işlerinin anahtar teslimi yapılması hususunda 35.000,00 TL bedelle anlaştıklarını, müvekkilinin tüm edimlerini yerine getirerek daireleri mal sahibi borçluya teslim ettiğini, davalı borçlunun 12.04.2010 tarihinde müvekkiline 13.000 ABD doları ödeme yaptığını, bakiyenin daire satıldığında ödenmesi konusunda anlaştıklarını, sözleşmenin 11. maddesine bu hususun el yazısıyla eklendiğini, sözleşme konusu daireler satıldığı halde davalı tarafından bakiye borcun ödenmediğini, bunun üzerine ödeme tarihi itibari ile işlem gören döviz kuruna göre bakiye 16.286,00 TL asıl alacak ve 4.491,55 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 21.277,55 TL’nin tahsili için icra takibi başlatıldığını, borçlunun haksız itirazı sebebiyle takibin durduğunu beyan ederek, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazın iptâline, borçlunun takip konusu borcu takip dosyasında belirtilen faiziyle birlikte ödemeye ve takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, taraflar arasındaki 12.04.2010 tarihli sözleşmenin 23.04.2010 tarihli sözleşme ile değiştirildiğini, davacıya borcunun bulunmadığını, davacının ve dava dışı ...’in 23.04.2010 tarihli sözleşmeye dayanarak ihtarname keşide ettiklerini, davacının sonraki sözleşmeyi kabul etmiş olduğunu, ayrıca kabul anlamına gelmemek üzere ödeme tarihi belirli olmadığından temerrüt oluşmayacağını beyan ederek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, taraflar arasında 12.04.2010 tarihinde düzenlenen adi yazılı sözleşme ile davacı yüklenici ile davalı iş sahibinin 35.500,00 TL bedel mukabilinde ... ... ... mahallesi 2113 ada 2 nolu parsel 4 nolu daire ve 2113 ada 9 parseldeki 3 ve 6 nolu dairelerin anahtar teslimini konusunda anlaştıkları, davalı işveren ile davacının da tarafı olduğu 23.04.2010 tarihli ikinci sözleşme ile ilk sözleşmeye de konu edilen ... ... ...Mahallesi 2113 ada 2 ve 9 parsel sayılı taşınmalarda dava dışı mal sahibi ... ile yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesinin yapımı ile ilgili olarak tarafların sorumluluğunu ve paylarının düzenlendiği, bu sözleşmeye göre davalıya 2 nolu parselde 4 nolu daire ile 9 nolu parseldeki 3 ve 6 nolu dairelerin geçici olarak devrinin yapılarak 20.07.2010 tarihine kadar taşınmazların satılamadığı takdirde 2 numaralı parselin 6 nolu hissesinin davalıya, 9 nolu parselin 4 nolu dairesinin de dava dışı ...'e devrinin yapılacağı, 2 numaralı parseldeki 4 ve 6 nolu ile 9 numaralı parseldeki 3, 4, ve 6 nolu dairelerin 3. kişilere satışı gerçekleştiğinde maliyet ortaya çıkarılmak suretiyle herkesin yaptığı harcamaları iade aldıktan sonra kalan kazancın yarı yarıya davalı ... ile dava dışı ... arasında paylaştırılacağının kararlaştırıldığı; 12.04.2010 ve 23.04.2010 tarihli iki sözleşmenin de tarafların kabulünde olduğu, davacı ve davalı adına atfen atılan imzalara tarafların herhangi bir itirazları olmadığı, her iki sözleşmenin de tarafların özgür iradeleri ile açıkça belirlendiği, 12.04.2010 tarihli eser sözleşmesi ile başlayan ilişkinin tarafları olan davacı ile davalının 23.04.2010 tarihinde ilk sözleşmeye konu edilen aynı taşınmazlara ve bu sözleşmedeki tarafların edim ile ödemelerini de kapsayan yeni bir sözleşme yaparak yeni ortaklık ilişkisine zemin hazırladıkları, ikinci sözleşmenin imzalandığı tarih itibariyle ilk sözleşmede davalının davaya konu edilen bakiye nakit para borcu ediminin değiştirildiği; davacının icra takibine dayanak 12.04.2010 tarihli ilk sözleşmeden doğan edimlerinin sözleşmede ismi geçen dava dışı diğer kişilere yaptırılacağından bu haliyle davacının davalıdan ilk sözleşmeden doğan bakiye bedel alacağının kalmadığı, ikinci sözleşmenin düzenlenmesi ile ilk sözleşmeye dayanan alacak ilişkisinin de sona erdiği, davacının ilk sözleşmeden dolayı davalıdan bakiye alacağının kalmadığı anlaşıldığından, aynı yöndeki bilirkişi raporu da dikkate alınarak davacı tarafça açılan davanın reddine, davacının davalı aleyhine icra takibi başlatmasında haksız ve kötüniyetli olduğunun kabulü ile reddedilen miktarın %20'si olan 3.257,20 TL kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, davalının icra takibine yaptığı itirazında borca, faizi ile ferilerine itiraz ettiği; davacının da talep sonuç kısmında davalının itirazının iptâli ile takip konusu borcun faiziyle birlikte davalı yanca ödenmesini talep ettiği gözetilerek dava değeri asıl alacak ile işlemiş faizin toplamından ibaret olmakla dava reddedildiğinden reddedilen asıl alacak ve faiz toplamı olan (16.286,00 TL+4.991,55 TL) üzerinden davalı yararına vekâlet ücretine hükmolunmuş, verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle 23.04.2010 tarihli iş ortaklığı sözleşmesini davacı yüklenici sıfatıyla imzalamış olup, iş ortaklığı sözleşmesine göre davacının iş ortağı olmaması, 12.04.2010 tarihli asıl sözleşmenin iptâl edildiği ya da geçersiz olduğuna dair iş ortaklığı sözleşmesinde açıklık bulunmaması ve iş ortaklığı sözleşmesinin hukuki niteliği itibariyle ikale sözleşmesi niteliğinde olmaması sebebiyle taraflar arasındaki 12.04.2010 tarihinde imzalanan sözleşme geçerli ise de, davacı yüklenicinin bu sözleşme uyarınca kararlaştırılan işleri yapıp bedele hak kazandığını yasal delillerle kanıtlayamamış olmasına göre verilen hüküm sonucu itibariyle doğru olduğundan, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı taraf iddiasını ve hak ettiği bedeli kanıtlayamamış ise de, İcra İflas Kanunu’nun 67/II. maddesi uyarınca, itirazın iptâli davasında alacaklının tazminat ile sorumlu tutulabilmesi için icra takibinde haksız olmasının yanında kötüniyetli olduğunun da kanıtlanması zorunludur. Somut olayda davacı alacaklının icra takibinde kötüniyetli olduğu
kanıtlanmadığından, davalı yararına kötüniyet tazminatına hükmedilmesi doğru olmamıştır. Ayrıca icra takibi işlemiş faiz dahil toplam 21.277,55 TL üzerinden yapılmış ise de, itiraz üzerine iptâl davasın 16.286,00 TL asıl alacak üzerinden açıldığından ve mahkemece davanın reddine karar verildiğinden, davacının dava değeri olarak gösterilen asıl alacak miktarı üzerinden karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre vekâlet ücreti ile sorumlu tutulması gerekirken, dava edilmeyen işlemiş faiz miktarı da hesaba katılmak suretiyle fazla miktarda vekâlet ücreti ile sorumlu tutulması da doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın bozulması gerekirse de, bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nın 438/VII. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca temyiz itirazlarının kabulü ile, mahkeme kararının hüküm fıkrasının 2 nolu bendinin karardan çıkarılarak yerine "yasal koşulları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine" cümlesinin yazılmasına, hüküm fıkrasının 4 nolu bendinde yer alan “2.553,30 TL” ibaresinin karardan çıkarılarak yerine “1.954,32 TL” ibaresinin yazılmasına, kararın değiştirilmiş bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 5766 sayılı Kanun'un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 176,60 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 06.05.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.