"İçtihat Metni"
Mahkemesi :... Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı olan Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi’nce verilen kararın temyizen tetkiki davacı vekili tarafından duruşmalı olarak istenmiş, duruşma talebi kabul edilerek 05.03.2019 tarihinde yapılan duruşmaya davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, eser sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmiş, davacı tarafın istinaf isteminin reddine dair verilen karar, davacı tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle HMK 355. maddedeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp bir isabetsizlik bulunmaksızın karar verilmiş olmasına, dava şartları, delillerin toplanması ve hukukun uygulanması bakımından da hükmün bozulmasını gerektirir bir neden bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalı iş sahibince fiyat farkı faturası keşide edilip davacıya tebliğ edildiği ve davacı tarafından yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği ve bu nedenle içeriğinin kesinleştiği kabul edilerek sonuca ulaşılmış ise de; davacı tarafça fiyat farkı faturasının kendilerine tebliğ edilmediği ileri sürülmüştür. Davacının tebliğe ilişkin bu beyanı karşısında, fiyat farkı faturasının usulüne uygun olarak davacıya tebliğ edildiğini ispat külfeti davalıya aittir. Davalı iş sahibince de, dosya kapsamına göre söz konusu fiyat farkı faturasının davacıya tebliğ
edildiği ve sonrasında itiraz edilmeyerek kesinleştiği kanıtlanamamıştır. Yine davalı iş sahibinin söz konusu fiyat farkı faturasını kesmekte (fiyat farkı faturası kesilecek hallerin sınırlı olduğu dikkate alınarak bunlardan hangisine ilişkin olduğu ve bu kapsamda fatura kesmesinin haklı olup olmadığı) haklı olduğunu da ispat etmesi gerekir. Fiyat farkı faturasının usulüne uygun olup olmadığı ve içeriğinin yerinde olup olmadığı dikkate alınarak cari hesabın değerlendirilmesi gerekecektir.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş; davalı iş sahibinin fiyat farkı faturası keserek kapattığı bedele ilişkin yüklenicinin keşide ettiği fatura bedelinin davacıya ödenip ödenmediği konusunda taraf defterleri de incelenmek sureti ile hükme esas alınan raporu düzenleyen bilirkişiden gerekçeli ve denetime elverişli ek rapor alınıp değerlendirilerek söz konusu fatura ile ilgili davacının alacak isteminde bulunmakta haklı olup olmadığı konusunda sonucuna uygun karar verilmesinden ibarettir. Tüm bu hususlar dikkate alınarak hükmün bozulması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda1. bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 2.037,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay'daki duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 6100 sayılı HMK 373. madde hükümleri gözetilerek dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğin ise Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine, 13.03.2019 gününde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.