Logo

15. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

Mahkemesi:Asliye Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı bozmaya uyularak verilen hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

- K A R A R -

Asıl dava eser sözleşmesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine, birleşen ... 14. İş Mahkemesi'nin 2011/968 Esas sayılı dosyası manevi tazminat istemine, birleşen ... 11. İş Mahkemesi'nin 2014/1256 Esas sayılı dosyası maddi tazminat istemine ilişkin açılan ek dava olup, ... 18. İş Mahkemesi'nce davacının ıslah talebini de gözeterek ilk raporla belirlenen ve ıslah edilen miktarlar üzerinden maddi tazminat istemi kabul edilmiş, yine manevi tazminat istekleri de kısmen kabul edilmiştir. Kararın temyizi üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2013/12675 Esas 2014/3349 Karar sayılı ilamı ile davalı ... tarafından yaptırılan bir inşaat işinin söz konusu olmadığını, bu nedenle üst işveren sıfatının da bulunmadığından meydana gelen zarardan sorumlu tutulamayacağı, aksinin düşünülmesi halinde bile ... ile dava dışı ...arasında anahtar teslimi esasına dayalı eser sözleşmesinden söz edilebileceği, böyle olunca da anılan davalı hakkında davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinin yanlış olduğu belirtilerek karar bozulmuştur. ... 18. İş Mahkemesi 2014/279 Esas -452 Karar sayılı kararı ile Yargıtay bozma ilamına uymayarak önceki kararda direnmiştir. Kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2014/21-1927 Esas, 2017/262 Karar sayılı ilamı ile taraflar arasındaki hukuki ilişkide hizmet akdini karakterize eden özelliklerin bulunmadığı, ... ile ... arasına istisna akdinin unsurlarının mevcut bulunduğu ve davanın bu nedenle iş mahkemelerinde görülemeyeceği belirtilerek direnme kararı değişik gerekçeyle bozulmuştur.

... 24. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun bozma ilamı doğrultusunda asıl davanın kabulüne birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.2-Dava dışı ...davalı Bakanlığa ait ... ilçesi ... bucağında bulunan ... İlköğretim Okulu'nda hayır işi için çeşme inşaatı konusunda davacıların murisi ile anlaşmış, davacıların murisi ... çeşme inşaatı için çalışma sırasında 12.08.2004 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucunda vefat etmiştir. Davacıların murisi tarafından davalı ... aleyhine açılan asıl ve birleşen davalarda tazminat isteminde bulunulmuştur. Davacıların murisi ile davalı ... arasında düzenlenmiş herhangi bir yazılı sözleşme bulunmadığı gibi davacı ile davalı iş sahibi arasında akdi ilişki kurulduğu davacılar tarafından da ispatlanamamıştır.Sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereği sözleşme, kural olarak o sözleşmede taraf olanları bağlar. Sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklarda davanın tarafları da sözleşmenin taraflarıdır. Yargıtay içtihatlarında ve öğretide bu durum taraf sıfatı olarak adlandırılmaktadır.

Taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet ehliyeti, dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatının bu anlamda önemli özelliği ise, def'i değil itiraz niteliğinde olması nedeniyle taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve taraflar ileri sürmemiş olsalar bile mahkemece re'sen nazara alınmasıdır. Mahkemenin taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatlarına sahip olmaları gerekir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa davanın esası hakkında bir karar verilemeyeceğinden, dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. Taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu subjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def’i değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir itiraz niteliğindedir. Mahkemece, davalı iş sahibi yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, işin esası hakkında karar verilmesi doğru olmamıştır.SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca hükmün davalı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 193,60 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 31.10.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

***